Batman Demokrasi platformu 5 Ekimde, Kırşehirde 4 yaşındaki Kamuran Levent’in tecavüze uğraması ve ardından öldürülmesi ile ilgili olarak yaptığı basın açıklamasında olayı kınayarak hükümetten gereğinin yapılması talebinde bulundu.
Çocuk istismarı ile ilgili haberlerin son zamanlarda giderek arttığı da hesaba katılırsa konunun hassasiyeti daha da önem arz etmektedir.
Anayasal değişiklikle pozitif ayırımcılık hakkı kazanan çocuklarımızın uğrayacakları bu tür saldırılar karşısında faillerinin alacakları caydırıcı cezaların toplum vicdanında rahatlatıcı etkisinin yanında suç işleme konusunda da caydırıcı olabileceğini düşünmekteyiz.
“Son dönemde Türkiye’de çocuklara yönelik istismar ve katliamlar giderek artmakta ve bu iş sistemli bir hal almaya başlamaktadır.
Bu duruma daha fazla seyirci kalmak suça ortak olmak anlamına gelmektedir.
Daha geçen gün 4 Ekimde 1954 yılından beri kabul edilmiş olan Dünya çocuk gününü kutladık.1959 yılından bu yana yayınlanmış ve birçok ülke tarafından kabul edilmiş olan Çocuk hakları bildirgesinde olmazsa olmaz yaşam kurları çerçevesinde çocukların nasıl korunacakları belirlenmişken, çocukların karşı karşıya kaldıkları saldırılar kabul sınırlarına sığamaz duruma gelmiştir.
Genelde Türkiye’deki bütün çocuklara yönelik bir istismar söz konusu iken özelde Kürt çocuklarına yönelik özel uygulamaların varlığı artık saklanamayacak düzeye gelmiştir. Bu durumdan öncelikli olarak devlet sorumludur. Devlet çocukları her türlü istismardan korumakla görevlidir.
Çocuk hakları bildirgesini ikinci maddesinde çocukların nasıl korunması gerektiği hatırlatılmaktadır.
“2- Çocuklar özel olarak korumalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır.
Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir”
Oysa ülkemizdeki uygulamalar bu durumla çelişmektedir.
Her ne kadar son Anayasa değişikliği ile içinde çocuklarında bulunduğu bazı gruplara pozitif ayırımcılık yapılacağı belirtilmiş ise de mevcut durumda çocukların korunamadıkları, koruma altındaki çocukların bile başta cinsel istismar olmak üzere birçok yaptırım ile karşı karşıya kaldıkları bilinmektedir.
Batmanda, Mardinde, Siirt’te çocukların uğradıkları tecavüz vakaları hala benliklerimizde durmaktadır. İçinde kamu görevlilerinin de bulunduğu Mardin’deki tecavüz olayında verilen en ağır cezanın 20 ayla sınırlı kalması bile devletin bu duruma hangi bakış açısı ile baktığını göstermektedir.
Mağdurlara, tecavüze uğrayanlara, öldürülenlere, parçalananlara değil,
Zalimlere, tecavüzcülere, çocuk katillerine, çocukları parçalayanlara yönelin.
Onları toplumdan uzaklaştırın, onları cezalandırın, onların vahşetine dur deyin. Kürt çocuklarına saldırıyı durdurun, tüm çocukların mağdur olmaması için gerekli olan adımları atın
Çocuklara yönelik suçlara bulaşanları cezalandırın ki bu toplumda insanlar geleceklerinden endişe etmesinler, çocuklarından endişe etmesinler, kendilerini güvende görsünler. Bu sizin sorumluluğunuzdadır.
Gereğini yapın!” denilen açıklamada acılı baba Şükrü L.ye de başsağlığı dileğinde bulunuldu.
Ağırlıklı olarak bölgemizde olmak üzere son zamanlarda çocuklara yönelik istismar vakalarının artış gösterdiği herkesin malumudur.
Devlet yetkililerinin ve siyasal sorumlu olarak hükümetin bu konuya acilen el atması gerekmektedir. Çocuk istismarının başka yönlere çekilmesi ve tahrik unsuru olarak kullanılması durumunda hiç kimse olacakları önceden sezinleyemez.
Toplumda hiç kimse ve hiçbir kesimin tasvip etmediği bu tür davranışlar nedeniyle failler caydırıcı cezalara çarpıtılmalıdır ki bu tür olaylar yaşanmasın.