Değerli Okurlar, bugün yerel sorun yazmayacağım.

Çünkü yazdığımız yerel sorunlardan daha önemli gördüğüm bir mesele vardır ki hepimizi ilgilendiriyor ve ilgilendirecek gibi görünüyor…

Nedir o mesele?

Afgan göçmenlerin dramları üzerinde durmak istiyorum.

Afgan göçmenlerin meselesi yarınlarda birinci gündemimiz olabilir…

Çünkü İran’dan rahatlıkla geçirilen, sınır kapılarımızdan topluca geçen yüzlerce genç Afganlı, araçlarla İstanbul’a taşınıyorlar…

2013 yılından beri Batman’daki Afganlara insani yardımlarda bulunan bir gönüllüyüm, kentimize gelmiş ve geçmiş neredeyse tüm Afganlılar beni tanırlar.

Açlık sınırında yaşayan ama onurlu, dilenmeyen Afgan ailelerden söz ediyorum.

**

**

Oysa son aylarda kentimize, ülkemize gelen Afganlar arasında kadınlar, çocuklar yok.

Komandolar gibi düzenli koşan gençler görüyorum…

Afgan göçmenler meselesi nedir, düne de ışık tutarak bakış açımı sunmak istiyorum.

Halkı Müslüman coğrafyalarda vahim sorunlar yaşanıyor…

Her tarafta kan ve gözyaşı akıyor ne yazık ki…

Her tarafta savaşlar, iç çatışmalar, göçler…

Her tarafta isyanlar, açlık, yokluk, sefalet…

Büyük emperyal güçlerin soğuk savaş döneminde ektiği fitne tohumları vardı, hatırlar mısınız?..

O tohumlar insanların kanlarıyla sulandı ve filizlendi, adeta bire on başak verdi…

Sadece Afganistan örneğine baktığımızda bu acı gerçeği görebiliyoruz…

**

**

AFGAN GÖÇMENLER MESELESİ!..

Eskiden dünya iki kutupluydu. Bir yanda başını Amerika’nın çektiği Vahşi Kapitalist sistem ve onun savaş vurucu gücü NATO vardı…

Kapitalizm sömürü sistemini kollayan ve koruyan devletler NATO şemsiyesi altında örgütlenmişti.

Karşılarında ise Kapitalist sisteme, düzene karşı işçi sınıfı, proleterya ve zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri olmayan emekçiler adına oluşturulmuş bir pakt vardı; Varşova Paktı…

Başını SSCB’nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği-Rusya) çektiği sol dünya görüşünü savunan ülkelerin oluşturduğu Askeri Varşova Paktı ile NATO arasında amansız bir soğuk savaş sürüyordu…

Ülkeler silah zoruyla askeri olarak işgal ediliyor, toplumlara, halklara had bildiriliyordu.

Afganistan, Rusya tarafından işgal edilince korkunç bir savaş başlayacaktı…

Afgan Mücahitler, vatanlarını işgal eden Rusya’ya karşı inanılmaz bir mücadeleye girecekti. Amerika, olaya müdahildi, mücahitlere silah ve askeri teçhizat yardımında bulunuyordu. Bu yardımlar Afgan halkının kara kaşları ve gözleri için değildi, bir fitne tohumu ekiliyordu…

**

**

Rambo filmlerine konu olan savaşta Rusya gerçekten barbarca yöntemlere başvuruyor, Afganistan’da sivillere ölüm kusan bacak koparan mayınlar döşemekten çekinmiyordu…

Beşeri sistemler arası savaşta ilginç gelişmeler yaşanıyor; vahşi Kapitalizme alternatif olarak çıkan ve halka umut veren Sosyalizm ve bir üst aşaması olarak düşünülen Komünizm adına ülkeleri yönetenler, dünyanın en geri kalmış mazlum halkının üzerine ölüm yağdırıyorlardı…

Eşitlik, adalet, halkların kardeşliği enternasyonalizm adına ortaya çıkan bir hareketin proleterya işçi sınıfı, halkların lehine üretim yapmıyor, yoksul Afgan halkını öldürecek mayınlar ve silahların üretiminde ter akıtıyordu…

Emekçilerin alın teriyle üretilen Mig uçakları, Afgan halkını bombalamakla kalmıyor, hatırlayacağımız gibi mazlum Barzani ailesinin üzerine de ölüm yağdırıyor, zamanın zalim Irak yönetimini ayakta durdurmaya çalışıyordu…

Sovyet Rusya yıllarca ölüm kusmasına rağmen Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Bu kez Amerika devreye girecekti. 1979’dan sonra da yıllarca süren iç savaşta milyonlarca Afgan göçmen oldu, İran başta olmak üzere başka ülkelere sığındı.

2013 yılında çok sayıda Afgan aile kentimize sığındı. O tarihten beri onlara yardımlar yapmaya çalışıyorum. Çok efendi ve ahlaklı aileler. Kurtuluş Savaşımızda Afgan halkının eşlerinin ziynetlerini yardım olarak bizlere verdiklerini biliyorum. Bunun için değil, zor duruma düşenlere yardım edilmesini farz bildiğim için Afganlılara yardımı görev bildim.

Ancak bu kez çok farklı bir durum var. Amerika, yıllarca fitne tohumlarını ektiği Afganistan’dan çekildi, askerlerini çekerken iç savaş için de elinden geleni yaptı. Vahşi ve barbar Taliban güçleri Afganistan’da kan dökerek büyümeye devam ediyor. İç savaş devam ediyor ama bu ülkeden bu kez kadın ve çocuklar değil, asker gibi genç adamlar kaçıyor…

Bunların çoğu büyük şehirlerde, özellikle İstanbul’da kötülüklerle anılmaya başladılar. Amerika’nın bir oyunu ile karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

Bir insan hakları savunucusuyum ve dolayısıyla mültecileri, göçmenleri, sığınmacıları savunurum. Bu kez temkinli yaklaşıyorum.

Afgan göçmenler meselesi ile ilgili olarak ülkemizde çalıştaylar düzenlenmeli, işin uzmanları konuşmalı, sorun meclise taşınıp, meclis araştırma komisyonları kurulmalıdır. Siyasete alet etmeden, siyasi malzeme yapılmadan bu acilen yapılmalıdır. Yoksa bu gidişle yarınlarda ülkemizin huzurunu bozacak vahim sonuçlar kapımızı çalacaktır. Basiret diliyorum