Son dönemlerde yapılan açıklamalarda büyük bir ürküntü duyduğumuzu her defasında dile getirdik. Ancak bütün korkunç açıklamalara rağmen umudumuzu yitirmek istemedik. Bu ülkede yaşayan vicdan sahibi hiç kimsenin insanların kanlarının akmasından zevk almayacaklarına ilişkin inancımızı hala korumaya devam ediyoruz.
Sayın başbakan bundan evvel yapmış olduğu açıklamalarda 12 Haziran seçimlerinin ülkenin gidişatına yön verecek olan anayasanın hazırlanması için yapılan bir seçim olacağını vurguladı. Bu konuda daha evvel Abant toplantıları başta olmak üzere bir dizi çalışma ve taslağın yapıldığını da bilmekteyiz.
Sorunun çözüm modelleri konusunda da dünya örnekleri ele alınarak birçok değerlendirme yapıldı ve ülke kamuoyu tarafından tartışılarak genel kabul gördü. Yani anlaşılması gereken şey yeni yapılacak olan anayasanın aşağı yukarı neleri barındıracağı ortadadır ve kamuoyu tarafından da akademik çevreler tarafından da bilinmektedir.
Bu durumda seçim meydanlarında tartışılması gereken konu yeni anayasanın kapsamı olması gerekirken kaset tartışmalarının yürütülmesi ilginç bir gelişme olarak karşımızda durmaktadır.
Son dönemde bir türlü mantıksal bir izahı yapılamayan çatışma örnekler ile yeniden gündemin birinci maddesine oturan Kürt sorunu konusunda nasıl bir beklenti hasıl olduğu Öcalan’ın son beyanatı ile net olarak ortaya çıkmıştır. Bu konu ile ilgili olarak taraf yazarı Ahmet Altan şunları yazmaktadır;
“İmralı’da “devletle” müzakerelerini sürdüren Abdullah Öcalan, dün yayınlanan açıklamalarında, “burada önemli olan husus şudur: 15 Haziran’a kadar başbakanın Kürtleri çözüm sürecine dahil ederek sorunu çözeceklerine ilişkin bir açıklama yapmasıdır. Bu konuda başbakanın bir adım atması, yeşil ışık yakması önemlidir.... Şimdi sorunu çözeceklerini deklare ederlerse, ben de gerillaları bir yere toplamak için devreye girerim. Gerillalar uygun bir pozisyon alır, silahlı çatışma devreden çıkar, demokratik çözüm süreci de başlamış olur. Başbakan 15 Haziran’a kadar çıkıp konuşsun ve bana ‘silahlı güçlerini bir yere çek ve biz de demokratik anayasa çözümü üzerinden çözüm getireceğiz’ desin. O zaman bu savaşı durdurmuş olur.” dedi.
Öcalan, çok net ve çok açık konuşuyor.
İstediği de “bir cümle”, demokratik anayasanın Kürtlerin de dahil edilerek hazırlanacağının söylenmesi, buna karşılık savaşı durduracak.
Başbakan dün bu cümleyi söylemedi.
Bir cümleyle savaşı durdurmak mümkünken o cümleyi söylemekten kaçındı.
Erdoğan demokratik bir anayasa hazırlamayı düşünmüyor mu, bunu hazırlarken Kürtleri dahil etmeyecek mi?
Niye savaşı, çatışmayı, ölümü durduracak bu sözü dün söylemedi?
Hâlâ mı “zamanlama” hesabı yapıyor?
Savaşın durması sadece Türkiye’nin değil, kendisinin de lehine, bundan daha net, bundan daha barışçı bir öneriyi de her zaman bulamaz.
Tek bir cümleyle ülkeyi de, çocukları da kurtaracak, kendisi de tarihe geçen bir lider olacak, bu, korkulacak bir cümle de değil, sadece anayasa için verilecek bir söz.
Barış, tam anlamıyla “başbakanın iki dudağının arasında”, tarih ona büyük bir fırsat sunuyor.
Ama o iki dudağını hâlâ anlamlı bir biçimde kıpırdatmıyor.”
Bülent Arınç başbakanın 1 Haziranda önemli açıklamalarda bulunacağını söylediği günden beri başbakanı pür dikkat takip ediyoruz ama olumluya yorumlanacak tek bir söz yok. Bütün yanıltmalarına rağmen hala söylenen tarihi umutla bekliyoruz, olur da o tarihte hem bizi hem ülkeyi rahatlatacak o sihirli sözcükleri söyler artık. Barış onun iki dudağı arasında ve eğer bu sözcükleri lazım olan bu süreçte söylemezse bu ülkeye de bizler de kendisine de yazık edecek.
Next