Son yıllarda her hasat sonrası kentin gündemini işgal eden ve bir türlü önüne geçilemeyen anız yangınlarına her gün bir yenisi ekleniyor.

Önceki gün Batman’a 10 kilometre yakınlıktaki Binatlı (Bıleyder) ile Best mezrasının dört bir yanını saran anız yangını, tek kelimeyle adım adım çevre felaketine yol aldığımızı gösteriyordu.

ADIM ADIM ÇEVRE KATLİAMINA
Her yaz mevsiminde Batman’ın gündeminden anız yangınları düşmüyor.
Valilik, Tarım teşkilatı, Ziraat Odası ve Müftülüğün uyarılarına aldırış eden yok.
Ne yazık ki bazı çiftçiler bildiğini okuyor.
Daha iki gün önce muhtarlarla bir araya gelen Vali Ahmet Deniz, anız yangın vakalarına ‘dur’ denilmesi için destek istemişti.
Hemen her yaz mevsimde yöneticilerin, anız yangınlarına karşı aldığı önlemleri duyuyoruz.
Ancak değişen bir şey yok.
Gerek buğday, gerek arpa, gerekse de mısırı tarlada toplayan bazı uyanık çiftçiler, samanı kaldırmadan araziyi ateşe veriyor...
Önceki gün Batman-Hasankeyf karayolu bitişiğindeki Best mezrası çevresindeki 100 dönümlük alan, alevler içindeydi...
Belediye itfaiye ekipleri, rüzgara karşı yangını kontrol altına alabilmenin çabası içindeydi…
O anlarda mezra sakinleri ise ellerine geçirdikleri kürek, tırmık aletlerinin yanı sıra traktörlerle anız yangının önüne geçmeye çalışıyordu… Mezra sakinleri, alevlerin evlerini sarmaması için koşuşturup duruyordu. O anlar dehşet anını aratmıyordu…

ÇEVRE TAHRİBATI
Batman ve yöresinde hemen her yıl yaşanan çevre tahribatına seyirci kalınıyor...
Çevre ve Şehircilik ile Tarım teşkilatları caydırıcı cezaları hayata geçirmeyince anız yangınların önüne de geçilemiyor.
Gölgede 45 derece sıcaklıktaki yaz mevsiminde tarlalardan yükselen anız yangınlarının dumanları şehrin üzerini kaplıyor. Tabiri caizse şehir nefes alamıyor.
Tarlalardan yükselen dumanlar ve küle dönüşen saman parçaları, şehrin havasını alt-üst ediyor.
Hava kirliliği kadar yeraltındaki yüzlerce canlı da yok oluyor… Toprak verimsizleşiyor.
Verimli tarlalar, her yıl çoraklaşıyor.
Yaz mevsiminde dumanların eksik olmadığı Batman’ın üzerini simsiyah bir tabaka kaplıyor.
Bu sıcaklıkta toprakta bulunan bazı kimyasallar da havaya karışıyor.

ÇEVREYİ BİTİRDİK
Bu yöredeki çevre, su ve doğal yaşam şartları değişmiş, biyolojik denge önemli zarar görmüş.  
Batman’daki manzaraya bakın;
Ova eski görüntüsünden çok uzak.
Binatlı (Bıleyder) köyünün hemen ötesinde Yolveren (Çinera) köyü yakınında bir de şehir çöplüğü var.
Yaz-kış dumanların eksik olmadığı şehir çöplüğü üzerinde metan gazı her yere yayılıyor.
Sözde çöp atıkları değerlendirilecekti.
Biz de projeler hep kağıt üstünde ya…
Atıkların bırakıldığı devasa alanda, kullanım süresi geçmiş koli halindeki gıda paketleri tehlikelere davetiye çıkarıyor.
Petrol şehrinde o kadar sorun var ki; nereye bakarsanız çevre felaketiyle karşılaşıyorsunuz.
Kara altının ilk bulunduğu Raman dağındaki Yakıtlı köyü çevresinde petrol atıkları, dönümlerce araziyi kullanılamaz hale getirmiş.
Tüm bu çevre katliamlarının ardından bir de şu günlerde anız yangınlarının ovanın dört bir yanını sarmasıyla bu yaz mevsiminde millete nasıl nefes aldıracaksınız?
Bu şehirde yaşayanlar nefes alabilmek için kaliteli havayı nereden bulacak?

NEFES ALAMAYAN ŞEHİR
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın istatistikilerine göre yaz mevsiminde Batman en kirli şehirler arasında yer alıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hava kalitesi izleme istasyonu haritasında ise Batman’ın havası orta düzeyde.
Kış mevsiminde ise havası kirlenen Batman ovası da beton yığınına dönüşünce tabiri caizse şehrin damarları kesildi.

Görülüyor ki; petrol şehrinin ovası, yaz mevsiminde anız yangınlarıyla artık S.O.S veriyor…
Ovayı besleyen Batman çayı ıslah projesi de yıllardır kaplumbağa hızıyla sürüyor. Batman çayı yatağındaki peyzaj ve diğer projelerin ne zaman hayata geçirileceği bilinmiyor.
Dolayısıyla Batman ovasında çevre tahribatı engellenemiyor.
Çiftçi ikinci ekimi yapacak diye tarlayı süreceğine ilkel yöntemle tarlasında anız yakıyor.
Batman çayı yatağındaki projeler havada kalıyor.
Acaba bir gün bu memlekette zenginin para kazanma hakkı kadar bizim de insan gibi yaşama hakkımız olacak mı?