Batman Gazeteciler ve Yayıncılar Cemiyeti Başkanlığına Arif Arslan tekrar seçildi. Bir çok zorluklarla uğraştı Başkan. Öncelikle Cemiyet Binasının yapımı tabii ki. Ayrıca günlük bir gazetenin çıkarılması, okuyucuya perfect bir şekilde sunulması ayrı bir zorluk. Sayın Arslan’ın bu binayı yapmak için nasıl çalıştığına bire bir tanıklık eden bir kişiyim. Yeri geldi bir amele gibi elleriyle inşaat malzemesi taşıdı, yeri geldi bir Mimar gibi projeler üzerinde oynamalar yaptı. Gecenin çok ilerlemiş saatlerinde beton döktü. Ayağını burktu. Gırtlağa kadar borca saplandı. Kimi çevrelerden binayı yarıda bırakması, bu sevdadan vazgeçmesi için üstü kapalı tehditler aldı. Ama o yılmadı. Hep “bir hayalim var” derdi bana. Gazeteci arkadaşlarımız için kendilerine ait bir lokal. Burada toplanacak, sorunlarımızı dile getirecek ve kendimizi geliştirmemiz için projeler üretebileceğimiz bir mekanın olmasını istiyorum. Sonunda bu hayalini realiteye dönüştürdü Arif Abi. Tüm imkansızlıklarına rağmen Batman’da “işte budur” diye parmakla gösterilebilecek nezih bir mekanı, Batman Gazeteciler Lokalini Batman’a kazandırdı ve ilk Başkanlık seçimini de gerçekleştirdi. Kendisini tebrik eder ve çalışmalarında başarılar dileriz.
BAŞBAKAN’IN ARDINDAN
Bugün biraz gecikmiş olsa da Başbakan’ın gezisini değerlendirmek istiyorum. Aslında gecikmiş sayılmaz. Çünkü hata hatadır ve düzeltilmediği takdirde tekrarı mümkündür. Başbakan Erdoğan’ın Batman gezisi sırasında polisin sıkı güvenlik önlemlerine bir takım eleştiriler yapıldı. Ama unutulmaması gereken bir konu var; Erdoğan’a bir çok suikast girişimi yazıldı, çizildi. Son olarak İran uyruklu bir şahsın Siirt gezisi sırasında suikast girişiminde bulunacağına dair tutuklama kararı halen gündemde. Öyleyse bu güvenlik önlemi anlaşılır bir şey. Ancak benim anlamakta zorlandığım konu halka hitap edilecek noktanın çarşı merkezi olması. Çok dar bir alan. İzdihama sebep oldu. Özelliklede polis noktalarından birinde bir facia olabilirdi. Çarşı karakolu tarafından kuyumcular pasajına yol verilmişti. Çıkış yoktu ve ha bire geliniyordu. Kendimi ve çocuklarımı zor dışarı attım. Bu profesyonelce yapılmış bir organizasyon değildi. İkincisi, etrafta o kadar çok kör nokta vardı ki hangi birini kontrol edeceksin? Çatı üzerinde polisler sözüm ona kuş uçurtmuyordu ancak etrafta yüzlerce daire, dükkan vardı. Kapalı pencerelerden birinin ardından pek ala bir atış yapılabilirdi. Eğer maksat güvenlik sorunuysa oradaki tüm kapalı alanları kontrol edemezsiniz. Uzun menzilli bir tüfeğe de ihtiyaç olmazdı. Bunu ben bir zafiyet olarak nitelendiriyorum. Aylar öncesinden silahlar gizlenebilir ve o hengamede katliam yapılabilirdi. Benim gibi sıradan bir kişi bile bunları düşünebiliyorsa varın işini bilen profesyonel bir sniper’in neler yapabileceğini siz düşünün.
Bu alanın seçilmesi ile ilgili şöyle bir iddia da var; dar bir alan ve az bir topluluk bile kalabalıkmış hissi uyandırıyor. Bu olabilir mi? Neden olmasın? Newroz alanında bir miting düzenlenirse 100 bin kişi bile olsa izdiham olmaz. Ama çarşı merkezinde 3 bin kişiyle bile kalabalıkmış hissi uyandırabilirsiniz.
Eleştirilerimden biri de şu; kadın-erkek üst araması yapılıyordu ancak çocuklar neden aranmadı. Ben kötü niyetli biri olsam pekala çocukların üzerine bir şeyler gizleyebilirdim. Amaç güvenlik mi yoksa dostlar alış verişte görsün mü?
Polislerden bazıları gerçektende işini yapıyordu. Hem dikkatliydiler ve hem de nazik. Ancak bir kısmı o kadar agresiflerdi ki ancak o kadar olur. Unutulmaması kaydıyla söylüyorum; gereksiz yere göz altına alınan ve kalbi kırılan bir kişi sizin şahsınızda tüm polis teşkilatından nefret edecektir. Dahası bu Başbakan’ın da sanırım hoşuna gitmez, yani o genç ile birlikte tüm aile artık oyunu kime vermeyeceğini çok iyi bilecektir.   Sanat sokağının hemen yanı başında ve çarşıya doğru yol boyuncu kaldırımlar bile halka yasaklandı. Bu halk sevdikleri, kendilerinden bildikleri Başbakanlarına el sallamak istiyordu. Bunun güvenlik önlemi ile ne alakası var? Kaldırım yasak ama iki metre ötesi değil. Bırakın bu mesafeden yaylım ateşi açmayı taarruz tipi el bombası bile atılabilirdi. Demek istediğim güvenliği modern ve bilimsel yollarla sağlayacaksınız. Öyle muz cumhuriyetlerinde olduğu gibi değil. Kaldırım tehdit oluyor ama iki metre ötesi değil. Hayır, hayır bu halkı bezdirmekten başka bir şey değil. Bu Başbakanın halka açılması ve partisine oy istemesinin tam tersinde olan bir şeydi. Umarım bu yazıyı parti yetkilileri ve merkezindekiler okur. Aksi takdirde ciddi bir oy kaybına sebep olacaktır.
Ancaaak her şeye rağmen Sayın Erdoğan’ın Batman’a gelişi halk olarak sevinçle karşılandı. Bir takım açılışlar yapması ve Bahçeşehir koleji ile ilgili müjdeli haberler vermesi de bu halkı sevindirmiştir. Ayrıca Raman Aşiretinin büyüğü Rahmetli Fahrettin Ağa’nın taziyesine gitmiş olması da Başbakanın halka ne kadar yakın olduğunun bir göstergesi olarak görülebilir. Önceki Başbakanları hatırlayın lütfen. Halka ne kadar uzak, ne kadar mesafeliydiler.
Toparlayacak olursak, Başbakanın gezisi olumluydu ancak toplanma yeri ve güvenlik önlemleri tekrar gözden geçirilmeliydi. Binlerce polis görevliydi. İçlerinden bir çoğu halka gerçekten nazik davrandı, bunu kimse inkar edemez. Ama birkaç tanesinin bile fevri davranışı binlercesine gölge düşürebiliyor.
Unutulmaması kaydıyla söylüyorum, amacımız üzüm yemek, kesinlikle bağcı dövmek değil. Umarım bir başka gelişinde bu söylediklerimiz dikkate alınır.