Cem Garipoğlu hıkayesi günlerce televizyon ekranlarını meşgul etti. Hangi televizyon kanalını açtıysak karşımıza Cem Garipoğlu ve Münevver Karabulut’un evlilik dışı beraberlikleri ile ilgili manzaralar karşımıza çıkıverdi. Ne yapmış Cem Garipoğlu? Münevver karabulut adındaki kızla arkadaş olmuş aylarca beraber gezip dolaşmışlar, eğlenmişler sevişmişler ve sonunda birbirinden doymuşlar ve Münevver Karabulut öldürülmüş, cesedi bir bavula konulmuş, bavula sığmadığı için de başı testereyle kesilmiş ve sonra da bir çöp bidonuna atılmıştır, Cem Garipoğlu da polise yakalanmaması için bir yerde saklanmış ve yaklaşık 170 gün sonra polise teslim olmuş ve tutuklanmıştır. Cem Garipoğlu onsekiz yaşına girmediği için çocuk muamelesini görmüş ve çocuk sıfatıyla cezaevine konulmuştur. Kısa olarak Cem Garipoğlu’nun hıkayesi budur.
Cem Garipoğlu’nun bu kadar gündemde tutulmasının sebebi zenginliği olması gerek. Yoksa bu gibi manzaraları sıkça görmek mümkündür. Cinayetin işleniş şekli çok çirkin ve iğrençtir. Birisini yanına alıp onunla kalkıp yatacaksın, gayrı meşru aşk yaşayacaksın sonra da başını keserek çöpe atacaksın. Böyle bir cinayeti ancak insanlığını kaybedip canavarlaşmış ve gözü dönmüş birisi yapabilir.
Yukarıda da işaret edildiği gibi böyle cinayetleri yalnız Cem Garipoğlu işlememiştir. Belki basına yansıyan ve yansımayan nice cinayet, intihar, baskın, tecavüz, soygun, hırsızlık ve bunlara bağlı öldürme ve yaralama olayları meydana gelmektedir. Ta üst katlara çıkıp çelik kapıları sökerek hırsızlık yapılmaktadır. Uyuşturucu kullanımı ve fuhuş on iki yaşındaki çocuklara kadar inmiştir. Bir ara satanist denilen gruplar da aynı şekilde cinayetler işlediler. Batman’da üç kişinin tecavüzü sonunda 0niki yaşındaki bir kızın hamile kaldığı gazetelerde yayınlandı. Daha duymadığımız nice benzeri olayları duymak mümkündür. Çünkü gençlik manevi eğitimden uzak kalınca boşlukta dönmeye başlar ve kendini tatmin etmek için böyle işlere başvururlar. Bunları saymakla bitiremeyiz. Bu gibi manzaralarla karşılaşmamız için manevi eğitim ve ahiret sorumluluğu üzerinde durmamız faydalı olur. Allah (c.c.) insanı yaratırken şehvet duyguları ile birlikte yarattı. Şehevi bakımdan erkek ve kadın birbirini arzulayıp sevecek şekilde yaratıldılar. Tıpkı yemeği arzuladıkları gibi. Ancak insanı yaratan Cenabı Allah, yaşamlarının güzel ve dengeli yürüyebilmesi için peygamberleri vasıtasıyla da onlara belli kurallar iletildi. İşte o kurallardan birisi de meşru evliliktir. Çünkü evlilikle karı koca arasında karşılıklı sevgi ve saygı meydana gelir. Çünkü Kur’anda buyrulur ki: “O’nun delillerinden biri de, içinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranıza muhabbet ve rahmet koymasıdır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. “ (Rum:21)
Dost hayatında ise bu saygı ve sevgi olmaz. Geçici bir süre için birbirinden faydalanırlar. Sonra da birbirlerine zarar verirler. Çünkü Allah’a ve Allah’ın gönderdiği şeriata inanan kimseler, kıyamette yaptıkları her şeyin hesabını vereceklerine inandıkları için haram sayılan işleri yapmadıkları gibi başkasının can, mal ve namuslarına da zarar vermezler. İslam, evlilik dışı cinsi ilişkiyi zina ve büyük günah olarak sayıp yasakladığı gibi mahrem olmayan erkek ve kadınların birbirleri ile gezip dolaşmalarını da yasaklamıştır. Senelerdir Avrupa topluluğuna girmek için kapıları çalınmaktadır. Ben altı sene Avrupa’da kaldım. Orada her şey serbest olduğu için evlilikler gitgide azalmakta ve dost hayatına olan talep artmaktadır. Bundan dolayı da sık sık boşanmalar meydana gelmektedir. Birkaç ay bununla, diğer birkaç ay da başka birisiyle kalıp sonra da bunalıma girmektedirler. Aile bağları yok olup gitmektedir. Onun için huzur isteniliyorsa ve bu gibi manzaraları görmek istemiyorsak millet ve devlet yetkililerinin her zaman İslam’la barışık olup gençleri ve toplumu Allah korkusu, insan hakları ve helal haram inancı üzere yetiştirilmesine gayret göstermeleri gerekir. Bunun önüne geçilmediği takdirde de ahiret cezasıyla birlikte dünyada da huzursuzluklara sebebiyet verecektir. Çünkü aşağıdaki hadiste buyrulur ki: ”Ey muhacirler topluluğu! Beş şey vardır ki, size çatıp onlarla imtihan olmamanız ve onlara kavuşmamanız için Allah’a sığınırım: Bir kavimde açık olarak fuhuş ortaya çıktığı zaman, öncekilerde ismi duyulmayan hastalıklar aralarında yayılacaktır. Ölçü ve tartıya dikkat etmedikleri takdirde kıtlık, sıkıntı ve devletin zulmüyle baş başa kalacaklardır. Zekâtlarını vermedikleri vakit Allah yağmur yağdırmaz ve hayvanlar olmasaydı yağış yüzünü görmezlerdi. Allah’a ve Resulü’ne verdikleri sözü bozdukları takdirde, düşmanları başlarına musallat ettirilip ellerindeki bir kısım geliri alıp götüreceklerdir. İdareciler de Allah’ın hükmüyle hüküm etmedikleri müddetçe bir birleriyle uğraşıp duracaklardır.” (Beyhaki) İşte kene ısırması, domuz gribi, deli dana hastalığı, kuş gribi,AES (eys) ve yeni ortaya çıkan daha nice hastalıklar örnek gösterilebilir. Aklımızı başımıza alıp haram denilen çirkef şeylerden uzak kalmak umuduyla hoşça kalınız.
Next