İlimizde faaliyet gösteren 83 sivil Toplum Kuruluşu cumartesi, Pazar ve Pazartesi günlerinde yaptıkları çalışmalar neticesinde ortak bir bildiri yayınlamayı uygun bularak hazırladıkları metni kamuoyuyla paylaştılar.
Türkiye kamuoyuna mesaj ve itidal çağrısı olarak açıklanan metinde son otuz yıllık çatışmalı sürecin nedenleri vurgulanırken gelinen aşamada kimlerin ne yapması gerektiği konusunda da bir yol göstericilik yapmaktadır.
Bu açıklamanın hazırlık aşamasını saymazsak PKK’nin; “bize çağrı yapanlar hükümete çağrı yapsınlar” açıklamasından sonra değiştirilmeden gerçekleştirildiğinin de altını çizmek gerekmektedir.
En az bunun kadar önemli olan bir diğer unsur ise hemen hemen toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini yansıtan Sivil Toplum örgütlerinin aynı metinde uzlaşmış bulunmalarıdır. Dolayısıyla Diyarbakır’da da aynı gün açıklanan ve 99 sivil Toplum kuruluşunun imzaladığı açıklamadan sonra yapılan bu açıklamanın ilimiz açısından olduğu kadar ülke kamuoyu açısından da önemli olduğunu vurgulamak gerekmektedir.
Bölgemizdeki sıcak çatışmalardan rahatsızlık duyan insanlarımız “metalika” veya “Dalaras” dinlemekten ziyade ülkenin kanayan yarası haline gelen Kürt sorununun çözümü noktasında çaba sarf ederken ortaya koydukları düşüncelerin titizlikle değerlendirilmesinde fayda bulunduğunu bir kez daha hatırlatmakta yarar olduğunu düşünmekteyiz.
Bu belirlemeden sonra gelelim açıklamanın içeriğine; Bildiri ya da açıklama önce insan diyerek başlamış.” Kutsallaştırılmış hiçbir amaç, insan yaşamından daha değerli olamaz” nitelemesi ile önce insan kavramı somutlaştırılmış. Ardından da Kürt ve Türk gençlerinin ölümlerinden duyulan derin üzüntü dile getirilmiş. Ve şiddet ortamının son bulması dilenmiş.
Açıklamada Kürt sorununu bugünkü duruma gelmesi İnkâr, baskı ve anti demokratik uygulamalardan kaynaklandığı belirlemesi yapılmıştır. Şiddetin özellikle yoksul ve masum ailelerde yarattığı yaralar karşısında oy devşiricilerin, silah tüccarların ve getirim peşinde olanları sevindirdiği vurgulanmış.
Hükümete yönelik olarak; askeri operasyonların durdurulması, Kürt siyasetçilerin serbest bırakılması, TMK mağduru çocuklarla ilgili düzenlemenin tamamlanması ve barış grubu üyelerinin tutuklanmasından vazgeçilmesi önerileri dile getirilirken,
PKK’ye yönelik olarak da silahlı eylemlere son verilmesi talebi dile getirilmektedir.
Çatışmaların durdurulması öncelikli olarak vurgulandıktan sonra Kürt sorununun karşılıklı diyalog, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları çerçevesinde çözümüne yönelik adımların atılması talep edilmiştir.
Bunların gerçekleştirilmesi için de toplumun bütün kesimleri sorumluluk almaya ve itidale davet edilmiştir.
Bu çağrıyı çok önemsediğimizi belirtmemiz gerekmektedir. Toplum sağduyusu ortaya konulurken çatışan taraflar açısından dillendirilen talepler yeterli görülmeyebilir. Ancak kabul edilmelidir ki amaç tarafların memnuniyetinden ziyade çatışma ortamının sonlandırılmasına ve uzlaşı ortamının sağlanmasına yönelik bir çalışma ortamının sağlanmasıdır.
Dileriz tüm taraflar sorumlu hareket etmeyi ilkesel olarak kabul eder ve ülke için çaba sarf eden tüm kesimler sorumluluk üstelenerek bu kanın akmaması için acilen üzerlerine düşen görevi yapmaya başlarlar.
Next