Hani bir zamanlar kimi yerde dolduruşa getirilerek, kimi yerde cennetten parseller ayarlanacak diye kandırılarak, kime yerde dünya malına tamahlaşarak, çoğu yerde de kandırılarak binlerce yıl aynı topraklar üzerinde aynı havayı soluyarak yaşadığımız ama aynı inancı taşımadığımız için dünyayı başlarına dar ettiğimiz, doğdukları topraklarda ölmelerini bile Allahın adını söyleyerek izin vermediğimiz ancak kaçarak hayatlarını kurtaran komşularımız vardı ya…
Onlar Ermeniydiler, süryaniydiler, ezidiydiler.
Bizdeki adları ise farklıydı ya gavur ya da fıleydiler.
Bir zamanlar bu topraklarda oldukça kalabalık bir şekilde bizimle yaşıyorlardı. Ne yazık ki tek millet deyip ortaya çıkanlar onları kafile kafile topraklarından ayırdılar.
“Gittiler işte” deyip ardlarından kitaplar yazdıklarımızdılar.
Bu toprakların zanaatkârlarıydılar. Emekleriyle dünyamızı süsleyen, sesleri ile kulaklarımızın pasını attıran, dişimiz ağrıdığında yanlarına koştuğumuz ama kandırıldığımızda üzerlerine hücum ettiklerimizden birileri Cuma günü aramızdaydılar.
Batman Gazeteciler ve yayıncılar cemiyetinin bu ayki etkinlikte konukları ünlü yazar ve sanatçılar  Mıgırdiç Margosyan, Udi Yarvant Bostancı, Lal Laleş ve Şehmus Dikendi.
Mıgırdiç Margosyan Diyarbakırda doğup baskılar nedeniyle İstanbula göç etmek zorunda kalan fakat içindeki insanlık sevgisini ve doğduğu topraklara olan sadakatini unutmayıp yazıları ile çabalarını sürdüren bir yazarımız. Geçmişte çektikleri bütün acılara rağmen birlikte yaşamak için gerekli çabanın gösterilmesine inan bir düşünür. İnsanların kendileri ile yüzleşmeleri için aynaya bakmalarının yeterli olabileceğini ancak bireyler gibi toplumların da geçmişleri ile yüzleşmeleri gerektiğini düşünüyor. Sürekli gözyaşı dökerek sorunların çözümlenemeyeceğini geçmişte kendilerine baskı yapanların ya da baskı unsuru olarak kullanılanların torunlarını aynı hatayı sürdürmek istememelerinin ve yapmamalarının gelecek için yeterli olabileceğini düşünecek kadar iyi niyetli bir aydın.
Udi Yarvant Bostancı ise Mıgırdiç gibi istanbula kadar değil ta dünyanın öbür ucuna gönderdiklerimizden. Amerika’ya kadar gitmiş ama bir türlü Diyarbakırlı olmaktan kurtulamadığı için geri dönmüş bir sanatçı. Yarvant Aram Tigran izinde sanatı ile yürümek için çabalama derdinde. İkinci Aram Tigran olmaya söz verecek kadar kararlı…
Onları bir araya getirip bizlerle buluşturan isim ise kendini Diyarbakır’ın değerleri ile yoğurmuş ve kadim kenti bütün renkleri ile tanıtmaya, güzelliklerini bir araya toplamaya ve dünyaya aktarmaya ahd etmişçesine çalışan Şehmus Diken’di.
Söyleşinin moderatörlüğünü ise Lal Laleş yaptı. İki dilde yapılan söyleşide Kürtçe ve Türkçe hitap edilirken konukların haklı eleştirisi ve katkısı ile Ermenice ve İngilizce de eklenerek masada dört dil konuşuldu. Katılımcılar da konuklar da bu söyleşi ve paylaşımdan memnun kaldılar.
Yıllar önce birlikte yaşadığımızda memleketin demircisi, dişçisi, Palancısı (Semerci), kadayıfçısı, Kawakçısı, terzisi, sanatçısıydılar. Zorladığımız için sahip çıkamadığımız için bizi bırakıp gitmişlerdi. Cuma günü aramızdaydılar. Buradaydılar ve sesleri ile konuşmaları ile sanatları ile bizleri mutlu ettiler.
Bütün acılarını unutmaya hazır bir şekilde aramızdaydılar. Kendinizle yüzleşin, geçmişin hatalarını yapmayın bu bile bize yeter diyerek.
Utandırdılar bizleri.
Minarelerden yankılanan ezan seslerinin yanında çan sesinin dünyayı sadece güzelleştireceğini hatırlatarak buradaydılar…