Bir mayıs emek ve dayanışma bayramı tüm yurtta değilse bile yurdun önemli merkezlerinde büyük bir sevinçle kutlandı. Taksimdeki 33 yıllık ve Cumhuriyet meydanındaki 11 yıllık hasret de bu şekilde giderilmiş oldu. Emek ve dayanışma bayramının ya da bir mayıs dünya emekçiler gününün görkemli kutlanışı da göstermiştir ki özgürlüklerin önü açıldığında kıyamet kopmuyor. Olay çıkmıyor. Yönetenler de yönetilenler de daha mutlu ve telaşsız bir yaşam sürdürüyorlar.
Sıkıntı ve anlaşılamayan durum şu; Bu ülkede sorunsuz bir şekilde insanların dilediklerini yaşamaları için illa da büyük bedeller ödemesi mi gerekiyor?
Birileri ölmeden, tutuklanmadan, rahatsız olmadan özgürlüklerin nimetlerinden faydalanamaz mıyız?
Son yıllarda ülkenin bütün parametreleri göstermektedir ki ülkenin yurttaşları artık üst sınıf yönetim beklentisi içerisindedirler. Eğitim durumu ile yetişme potansiyeli ile demokrasiye olan inançları ile yurttaşlar daha çok özgürlük daha açık bir yönetim ve daha gerçekçi yaklaşım talep etmektedirler.
Ülkemizde artık herkesin şu gerçeği kabul etmesi gerekmektedir. Bu ülke tek başına kimsenin babasının malı değil. Bu ülke sınırları içinde ya da dışında yaşayan ancak Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan ve bu ülkeyi kendi ülkesi kabul eden herkes bu ülkenin ortağı, yurttaşı ve vatandaşıdır.
Hiçbir ırk, zümre, sınıf, yönetim grubu bu ülkenin tek sahibi olarak kendini gösteremez. Aynı şekilde hiçbir ırk, zümre, sınıf ve grup bu ülkenin ve bu ülke insanlarının dibine dinamit de koyamaz, koymamalıdır.
Bu ülke bütün varlıkları ile hepimizin.
O zaman sorun nerede?
Neden sorunlarla boğuşuyoruz?
Bu soruların tek bir cevabı var ki o da iyi yönetilemediğimiz gerçeğidir.
Bizi idare edenler,
Bizim adımıza karar verenler,
Ülkeyi kendi şablonları içerisine sığdırmak isteyenler ya da hâkimiyetlerini sürdürmek için karar verme gücünü gasp edenler yüzünden ülke sıkıntı çekmektedir.
Kendi çıkarlarını ülkenin ve yurttaşların çıkarlarıymış gibi göstererek, ülkenin selametini kendileri dışında kimse istemiyormuş gibi göstererek, kendileri olmazsa ülkenin batacağı sendromlarını yaratarak kendilerini yaşatanlar yüzünden başımıza gelmedik sıkıntı kalmıyor.
Statükoyu değiştiren her adımda. Özgürlüğü gösteren her işarette, kardeşliği ön palana çıkaran her girişimde bu kesimleri birer tıkaç olarak görmek nedense insanı şaşırtmıyor. Tabu olarak gösterdikleri korku kaleleri tek tek yıkıldığı halde pişkinliklerine devam ediyorlar.
Bir Mayıs emek ve dayanışma bayramı bölge mitingi olarak ilimizde kutlandı. Onbinlerce vatandaşımız, onbinlerce emekçimiz alını hınca hınç doldurarak bayramını kutladı?
Ne oldu?
Kıyamet koptu mu?
Tek bir kişinin burnu kanadı mı?
Ama eminim bundan bile rahatsız olanlar olmuştur!
Next