Toplumları idare etmenin değişik yöntemleri vardır. Bu yöntemlerin bir kısmı dürüstlüğe, ahlakiliğe, karşılıklı anlaşmaya dayanır. Diğer bölümleri ise baskı ve hile ile gerçekleştirilenlerdir. Bunlardan hangisi ile yönetildiğinize veya yönettiğinize karar veren ise siz değilsinizdir. Sizin yaptıklarınızı izleyenler ne tür bir yaklaşım ile toplumu idare ettiğinize karar verirler.
Sizin kendi görüş açınıza göre doğru olarak kabul ettiğiniz ve uyguladığınız yöntemler eğer yukarıda saydığımız iyi ve kabul gören nitelemelerle uyuşmuyorsa ne derseniz deyin iyi bir yönetim sergilediğinizi kabul ettirtemezsiniz.
Bu nedenle doğru bir yönetim sergilediğiniz iddiasında bulunuyorsanız yaptıklarınızın, söylediklerinizin, uyguladıklarınızın bir biriyle uyumlu olması gerekir ki inandırıcı olsun.
Devlet adamı oldukları, ülkeyi yönettikleri, liderlik yaptıkları için bulundukları konumlar nedeniyle sözleri dinlenen insanlardan beklenti dürüst ve güvenilir olmalarıdır. Dürüst ve güvenilir olmak çoğunluğun istek ve taleplerine göre karar vermek değil azınlıkları da dikkate alan ve haklarını koruyan, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın hak ve adaletten ayrılmamak ve doğruları söylemekle mümkün olabilir.
Hak ve adaleti bildikleri halde bunun arkasında durmaktansa konumlarını kaybetmemek için savsaklama ve yan çizme yöntemlerini benimseyenlerin güvensizlik aşıladıklarını belirtmek gerekmektedir.
Günümüz dünyası bilgi çağı olarak tanımlanan bir evreden geçmektedir. Bireylerin ve özellikle yönetilenlerin doğru bilgilere ulaşma olanakları geçmiş yüzyıllara nazaran oldukça ileri bir düzeyde bulunmaktadır. Bu nedenle toplumların artık gerçeklere dayanmayan bilgiler ışığında yönetilmeleri pek mümkün olamamaktadır. Yönetim mekanizmalarının uygulayıcıları bu gerçekleri bilmek ve buna göre hareket etmek zorundadırlar.
Çağdaş olmak, çağa ayak uydurmak bu somut gerçekliğin ifadesi olarak ortada durmaktadır.
Bilimsel gerçekler ışığında çağdaş dünyanın benimsediği normlar dışında toplumları idare etmek ancak baskıcı yöntemlerle mümkün olabilmektedir. Baskıcı yönetimlerin yeni dünya düzeninde bulunan ilk fırsatta darmadağın edildiğinin somut örnekleri mevcuttur. Bu nedenle demokratik yönetim adı altında baskıcı unsurlar taşıyan uygulamaların takipçileri global alanda pek tutunamamaktadırlar.
Günümüzün çağdaş dünyasında insanlar artık iyi bir dinleme ve algılama ile iletişim kurmakta ve yönetim mekanizmalarını buna göre ayarlamaya çabalamaktadırlar. Anlamanın en iyi yolu dinlemekten geçtiğine göre yönetenlerin yönetilenleri iyi dinlemeleri gerekir ki onları anlayabilsinler, sorunlarını tespit etsinler ve çözümler üretebilsinler. Çünkü ihtiyaca cevap vermeyen talepleri karşılayamayan çözümler ve sunumlar toplumları memnun edememekte ve sorunların çözümsüz kalmasına neden olmaktadır.
Toplumla neyi nasıl paylaşacağınızı iyi hesaplamanız gerekmektedir. Konficyus’un ünlü sözünü hatırlayalım."Bende bir yumurta var. Sende bir yumurta var. Eğer, sen bana bir yumurta verirsen, ben sana bir yumurta verirsem, yine sende bir yumurta ve bende bir yumurta olur. Şayet, sende bir bilgi ve bende bir bilgi var ise. Ben sana bir bilgi verirsem, sen bana bir bilgi verirsen, sende iki bilgi, bende iki bilgi olur."
Bu nedenle birbirimizden bir şeyler alıp verirken sonuçta bir değişiklik yaratamıyorsak bir alıp bir verirsen elde kalan yine bir ise sağlıklı alışveriş yapmış olmayız. Hele bir de değişiklik yaptığımız birler ihtiyacı sağlayacak olan birlerden değilse zararda olduğumuz bile söylenebilir. Ancak eğer paylaştığımız olgu sözlerimize, çalışmalarımıza, bilgimize, birlikteliğimize birden fazla etkide bulunuyor ve tıpkı bilgi paylaşımında olduğu gibi elimizdeki bire bir daha ekliyorsa o zaman sağlıklı bir iletişim sağlamış oluruz.
Toplum yönetiminde esas alınması gereken önemli algılardan birisinin de bu olması gerekir. Toplumu idare edenler topluma doğru bilgileri sunarlarsa, var olan bir haksızlık varsa, var olan bir yanlışlık varsa bunun düzeltilmesi için gerçekleri ortaya çıkarıp çözüm için çabaladıklarını ifade edip inandırıcı olurlarsa o zaman toplum daha düzenli bir yaşam için gereken fedakârlıkları göstermekten çekinmeyecektir.
İnançlara karşı saygılıyım deyip inancınız dışındaki inançları dışlar ve yaşam hakkı tanımazsanız,
İnsanların etnik kökenlerine karşı saygılıyım deyip etnik yapılarını temel kriterlerini yaşamalarına karşı çıkarsanız,
Özel mülkiyete karşı saygılıyım deyip hür teşebbüsün yaşamasına olanak tanımazsanız,
Gelir adaletini savunuyorum deyip ülke gelirinin belli bir zümrenin tekelinde kalmasına sebebiyet verirseniz,
Fikir özgürlüğünden yanayım deyip sizin gibi düşünmeyenleri engellerseniz,
Pozitif ayırımcılık adı altında ayırım yaptıklarınızı sömürürseniz o zaman inandırıcılığınız yitirirsiniz.
Bu duruma düşmemenin yegâne yollarından birisi de bilgi toplumunu ve yönetimini sergilemek ve yapılanları toplumla paylaşmaktır. Bilgilendirme ve paylaşım iyi düzenlenirse elde edilmeyecek başarı yoktur.
Next