Gençlerin o kütüphanedeki yeri baş köşe olmalıdır. Geçenlerde Çağdaş ekibi olarak yolumuz yakın zamana kadar eski Esentepe dediğimiz Necat Nasıroğlu Külliyesi’ndeki son durumu görmeye gittik.

Gençlerin o kütüphanedeki yeri baş köşe olmalıdır. Geçenlerde Çağdaş ekibi olarak yolumuz yakın zamana kadar eski Esentepe dediğimiz Necat Nasıroğlu Külliyesi’ndeki son durumu görmeye gittik. Külliye açıldıktan bu yana çok aktif bir cazibe alanı oldu. Külliye bünyesindeki Leyla Nasıroğlu Kütüphanesi’nde günün her saatinde 200-250 civarında genç görmek mümkün. Gençler, tablet ve laptoplarıyla soluk aldıkları kütüphanenin rahat bir ortamında çalışmanın mutluluğunu yaşıyor…

Önümüzdeki haftalarda açılacak Bilim Merkezi ise tam bir yazılım alanı, belki de Batman’ın Silikon Tepesi ve robotik çalışmalar başta olmak üzere birçok projenin hayata geçirileceği bir alan olacak. Esentepe çocukluğumuzda havuzuyla, dinlenme ve dört bir yana açık havadar konumuyla tam bir mesire yeriydi. Şimdilerde gençlerin ders çalışmak ve bilgi edinmek üzere zamanlarını geçirdiği ideal yerlerden biri oldu. Bu hizmetten ötürü de gençlerin yüzü gülüyor dersek yanlış olmaz…

Kütüphane-22

BİLGİ KRALLIĞIDIR KÜTÜPHANELER

Birkaç yıl önce yakın dostumuz, arkadaşımız iş insanı Muzaffer Nasıroğlu ile seyirlik bölümünde külliye inşaatını dolaştığımızda;

Konferans salonundan kütüphaneye, 10 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği caminin çevresindeki yeşil alanın olduğu bölgeyi kapsayan projeyi bütün ayrıntılarıyla anlatmıştı

Özellikle gençlerin çalıştığı kütüphane bölümünde günün her saatinde Batmanlı gençlerin yararlanacağı alanla ilgili en fazla kafa yoran isim Muzaffer Nasıroğlu idi.

Bayram arifesi ve sonrasında konuk olduğumuz Leyla Nasıroğlu Kütüphanesi’nin olduğu alanda gençler boş masa ve sandalye bırakmamıştı.

Çaylarını yudumlarken çalışan gençlerin yüzü gülüyordu.

Kantinin olduğu bölgede kimisi aperatif bir şeyler alıyordu, kimisi de evinden götürdüğü aperatifi masasında afiyetle atıştırıyordu.

Şehre kuş bakışındaki o manzara pek az yerde vardır.

Gün batımıydı…

Çocukluğumuzda o tepeyi çıkarken ter içinde kalırdık.

Etrafı kupkuru olan Esentepe, ikinci Millet Bahçesi ile tam bir küçük ormanı andırıyor.

Kütüphane bölümünde çalışanların çoğu lise mezunu ve lise son sınıf öğrencilerdi…

Kuşkusuz şehir merkezinde de kütüphaneler var.

Gençler, o kütüphanelerde de çalışma imkânı buluyor ama Leyla Nasıroğlu Kütüphanesi’ndeki ortamda gençlerin kendilerini rahat hissettikleri belliydi.

Nasıroğlu ailesinin geleceğimiz olan nesillere böylesi sosyal ve kültürel mekânı kazandırması en güzel hizmetlerden biri.

Kütüphane bölümünde gençlerle sohbet sırasında üzerinde Petrolspor forması olan bir öğrenci fark ettim.

Neden “Kırmızı-Beyaz?” Hemen yanıtını aldım;

“Ağabey, biz artık Süper Lig takımlarını rafa kaldırdık. Bizim için kırmızı-beyaz renkler önemli. Allah’ın izniyle bu sezon 1. Lig’e yükseleceğiz. 1 sezon sonra da Süper Lig’in yolunu tutacak olan Batman Petrolspor olacak.”

O kütüphanede ders çalışan geleceğimiz gençler artık Batman aidiyetinin farkında.

Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş forması yerine Batman’ın tek profesyonel kulübünün formasını giymeyi tercih ediyor.

İşte özlem duyduğumuz tablo da bu.

GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN BUGÜNÜ ANLAYAMAZ

Leyla Nasıroğlu Kütüphanesi’nde gençlerle sohbet ederken genç bir okur yanıma yaklaştı.

Son eserim olan “Sana Raman Güllük Gülistanlıktır Diyemem” adlı kitabımı okumuş.

Batman’ın öykülerini bu kitaptan öğrendiğini söylediğinde, yeni nesile geçmişimizle ilgili bir hatıra bırakmanın mutluluğunu yaşadım.

Sanatçı Barış Manço’nun tarihe nakşeden bir sözü aklıma geldi;

“Geçmişini bilmeyen, bugününü anlayamaz ve yarını kuramaz.”

Evet, bu sözün yarım asır öncesinin hikâyeleri, son eserimdeki gerçek öykülerdir.

Petrolcülük tarihinde Raman Dağı altın harflerle yazılmıştır.

Hani son dönemlerde Şırnak ve Diyarbakır “petrolün başkentiyiz” diyorlar ya…

Sakın komşu iki il de yanlış anlamasın.

Onlar birer petrol üretim merkezi olabilir ama siyah altının başkenti unvanını asla Batman’dan alamazlar.

Çünkü doğal olan tektir, diğerleri yapaydır.

O yüzden doğal başkent Batman’dır.

Her zaman, her yerde bu şehrin petrolün başkenti olduğunu söylemeye de devam edeceğiz.

Nokta…

1940’lı yıllarda 14 haneli İluh-Tepebaşı’nı modern bir şehirle buluşturan kara altının öyküsünün olduğu son eserimin söyleşi günleri için şimdi sırada İstanbul ve diğer büyük iller var.

***

OTOGARDA MEMLEKET HASRETİ

Bu yıl bayram tatili kısa sürdü.

Hâliyle ucuz yolculuğun adresi yine kara yoluyla seyahat.

Bayram arifesinde de ve sonrasında da şehirlerarası otogarda izlenim tuttuk.

Dini bayramlarını memleketinde geçirenleri dinledik.

İnsanoğlunun vazgeçilmez tutkusudur doğup büyüdüğü topraklarda yaşamak.

Hatta derme çatma bir barakada ömür sürdürse de kapının önündeki toprağın kokusu bile… Yaş aldıkça “en değerli hazine” gibi gelir hepimize.

Bayram arifesinde İstanbul’a gelen orta yaşlı tanıdık simayı gördüm.

Uzaktan izledim…

O çevreyi gözetlerken kim bilir içinden neler geçti.

Yanına yaklaştım, tanıdı…

Sormadan o konuşmaya başladı;

“Yıllar önce bu otogarın yerinde pamuk tarlaları vardı. Burada çiftçilik yapan ailemiz kıt kanaat geçiniyordu ama hepimiz mutluyduk. Batman’ın en ücra köşesi burasıydı. Şimdi çevre modern yapılarla dolmuş. Uzun süredir Batman’a gelmedim. Bana sorarsanız bir zamanlar Batman’da yaşamak daha keyifliydi. Şimdi şehrin nüfusu 5 kat artmış. Ama ben o eski Batman’ı arıyorum.”

Evet, şehrin nüfusu 10 yıl sonra 1 milyonu bulacak belki de.

Acaba o günlerde de Batman “petrol şehri” olarak mı anılmaya devam edecek yoksa “sanayi şehri”ne aday mı olur, onu bilemeyiz.

Ama biz olabildiğince o eski, o herkesin taşıdığı Batmanlılık ruhunu unutturmamaya çalışacağız.

Batman kuşkusuz hızla büyüyen modern bir kent.

Petrolcülük tarihinde iz bırakmıştır.

Ülkenin ilk petrolcülerinin çocuklarının büyüdüğü Raman yerleşkesi de Site de onlar için cennetin bir köşesi gibi.

1968 ile 75 yılları arasında Batman Lisesi müdürlüğünü yapan efsane eğitimci Gülpaşa Sezer, bize Ankara’da söylediği bir söz hâlâ kulaklarımda çınlıyor;

“Batman benim için cennetin küçük bir parçası gibiydi. Hele bizim kuşağımızın yarım asır önce yaşadığı Site’yi unutmak mümkün değil. Eski Diyarbakır Caddesi’nden Batman’ın ilk lisesi olan Batman Lisesi’ne yol alırken o yılları asla ve asla unutmayacağım. Bana göre Doğu’nun Paris’i dün olduğu gibi bugün de Batman’dır. Bu petrol şehrinin unutulmaz yanı bende çok. Tek isteğim hayattayken adımın o liseye giden güzergâha verilmesidir. Aksi takdirde gözüm açık gider buradan.”

Biz de bu hak edilen isteği sürekli hatırlatmaya devam edeceğiz.

Özetle; Batman 85 yıllık birikimiyle sadece siyah altının başkenti değil, yıllar öncesi de şimdi de Doğu’nun en Batılı, Batı’nın ise en Doğu yüzü olarak tarihin her döneminde bir merkez olmuştur.

Sağlıkla kalın, Çağdaş’la kalın.