Batman sıra dışı bir şehir. Bir yandan kökleri binlerce yıllık bir tahine uzanan medeniyetler yerleşkesi. Öte yandan umursanmayan ve sahibi olmayan bir kent.
Batman dört bir yandan göç alarak kuruldu. Siirt, Mardin, Diyarbakır ağırlıklı olmak üzere Hasankeyf, Gercüş, Midyat, Bismil gibi ilçelerle nüfusu şekillendi.
Mahallelerde aynı şekilde oluştu. Midyatlılar Mehtap mahallesinde toplanmaya başladı. Tımokiler 19 Mayıs Mahallesi, Liceliler Karşıyaka, Siirt esnafı Eski Tekel (Gülistan Caddesi). Bu doğal bir yerleşim şekli. Aynısını İstanbul’da da görebilirsiniz. Karadenizli bir aile göç etti mi gelen diğer hemşerileri de kendilerine yakın bir ev tutardı ve böylece kolonileşme tarzı bir yerleşim göze çarpardı. Fatih Siirtlilerin, Güngören Kürtlerin, Beşyüzler Boşnakların yoğun kolonileştikleri yerler olarak bilinir.
Ama iş oy verme zamanı oldu mu, Batman sahipsiz bir kent durumuna düşerdi. Midyat’a doğru onlarca otobüs dolusu Estelli bir gece de Batman’ı terk eder ve oylarını kullandıktan sonra Batman’a geliverirlerdi. Amaçları belki doğmadıkları ama kökleriyle sıkı sıkıya bağlı oldukları memleketlerine bir nebze olsun katkı sunmak ve belki de bir yakınlarına oy vererekten destek sağlamaktı. Yıllarca Batman bu şekilde mağdur edildi. İller Bankasının kelle sayısına göre verdiği Belediye desteği bu şekilde hep Batman’ın dışına çıktı. Ta ki Nüfusu Dayalı Kayıt Sistemi devreye girinceye kadar.
Batman bir taraftan Mardin, bir taraftan Siirt’ti. Batman hem Diyarbakır ve hem de ilçeleriydi. Batman tüm bu kültürlerin, uygarlıkların bir bileşkesiydi ama iş uygulamaya geldi mi nedense ömrü burada geçen 60 yaşındaki bir vatandaş bile yeri geldi mi, ben Batmanlı değilim, Siirtliyim, Estelliyim diyebiliyor. Köken olarak kim nereli, hangi ulustan, dinden, mezhepten olduğu önemli değil ama doğup büyüdükleri kenti bir şekilde içselleştiremeyenler gerçeği gözümüze çarpmakta. Böyle olmamalıydı. Ne kadar çok farklılık varsa bu bizim mozaiğimiz diyebilmeliydik.
Bu olumsuzlukların üzerine birde mülki amirler olmak üzere bir takım önyargılı kimselerin Batman’a sunmuş olduğu olumsuz katkılar ile birlikte Batman hep karanlıkta kaldı. Türkiye Cumhuriyetinin yargılanan ilk Valisi Batman’dan çıktığı gibi ismi bir okuldan da silinen kişisi yine o olmadı mı? Onlarca kez görev yeri değiştirilenler ve akabinde tekrar geri gelenler mi dersiniz, yargılandıkları için Valilik emriyle görevden uzaklaştıranlar mı, ne ararsanız vardır Batman’da. Batmanlı olmayan, Batman’ın sorunlarını memur zihniyetiyle kavrayan ve hafta sonunda memleketlerine uçan Vekiller de yine Batman’ın bir sorunu değil midir? Sıkıysa Batmanlı biri Diyarbakır’dan Vekil olsun, çok zor. Batman, bedava kömür dağıtımıyla oy toplanılan ve sonrasında da hava kirliliğinde tavan yapıp kanser vakalarında ipi göğüsleyen bir şehir. Zengin, aşiret sahibi ve illa ki müteahhitlik etiketiyle milletvekilliği olunan bir yerleşke. Önceleri yeşil renkli takke takıp malı götürdükten sonra takke havaya, kravat boyuna parti il başkanı olmak da bize mahsus bir yaklaşım tarzıdır. Türkiye’nin en karanlık yıllarına şahitlik etmiş faili meçhuller kenti. Yeşil olsun, kızıl olsun birbirine taban tabana zıt iki örgütün silahşorlar misali kapışmasına da yine bu kent ve insanı tanık olmadı mı?
VALİ TEMEL KOÇAKLAR
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Batman’a adını altın harflerle yazdırmış insanlarımız da oldu. Bunlardan belki de birincisi 26 Ağustos 1998 tarihinde Batman’da göreve başlayan Vali Temel Koçaklar’dı. Kendisinden önce faili meçhuller başkenti olan Batman kendi dönemi ile birlikte karanlıktan aydınlığa yol aldı. Batman siyasi cinayetlerin yükünü üzerinden atmasıyla birlikte ekonomide bir canlanma yaşamaya başladı. Emlak sektöründe hızlı bir ilerleme başladı. İnşaat sektörünün canlanması demek ekonomi lokomotifinin start vermesi demekti ve öyle de oldu. Yerel basın üzerindeki baskılar Sayın Koçaklar ile birlikte azaldı ve yerel gazete sayısında artış oldu. Bu tek başına Demokrasi demekti. Arif Arslan’ın da ifade ettiği gibi Batman halkı ilk defa bir Valiyi eşiyle birlikte İluh mahallesinde kerpiç evde yaşayan yoksul bir vatandaşı ziyaret ederken görecekti. Bu, kendisinden önce hiçbir Valinin yapmadığı bir şeydi. Devletin soğuk ve mesafeli duruşu Sayın Koçaklar ile birlikte sımsıcak bir dokunuşa dönecekti.
Önceki Valilerden ne Zeki Şanal, ne İsa Parlak hakkında böyle bir haberi Batmanlılar görmemişti. Yargılanan Salih Şarman’dan ise insanımızın ödü patlardı zaten. Sayın Koçaklar ile başlayan bu trend Efkan Ala ile devam etti. Sorunların üzerine cesurca giden bir yapıya sahip olan Efkan Ala 2004 yılında Diyarbakır Valisi oldu. 2007 yılında da Başbakanlık Müsteşarlığına terfi ettirildi. Sonrasında Haluk İmga 2004 yılında Batman Valisi oldu. Babacan tavrıyla gönüllerde yer etti. Bu yılın başına kadar Ayfonkarahisar Valisi iken 2011 yılı itibariyle kendi isteğiyle merkez valiliğine atandı. Bence Recep Kızılcık’da iyi bir Valiydi ama Batman’da bir Temel Vali, bir İmga veya Efkan Ala kadar benimsenmedi.
Arif Abi’nin yazısından alıntı yaparsak, şimdiki Valimiz Ahmet Turhan çok saygı duyduğu Temel Koçaklar için şunları diyecekti; “O’nun tecrübelerinden yararlandım. Çok dürüst ve ilkeli bir valiydi. O’nun gibi olmak için çabalıyorum. Tarafsızlığı ve memleket sevgisinden her zaman örnek aldım.” Dikkat ettiyseniz Batman halkı tarafından sevilen, ismi geçtiğinde hayırla yad edilen tüm Valiler bir şekilde terfi ettirilmişlerdir. Hiçbir şey olmasaydılar bile Batman halkının kalbinde olmaları bile tek başına bir onurdur.
Vali olarak ilk kez Batman’da göreve başlayan, çalışma masasında Batman fotoğrafları ve haritası bulunan Temel Valimiz halen Danıştay 11. Dairesinde üyedir. Batman halkı aradan on yıllar geçse bile içi insan sevgisi ile dolu Valilerimizi asla unutmayacaktır
Next