BM tarafından anadillerin korunması amacıyla 1999 yılında “Anadil Günü” ilan edilen 21 Şubat’ı dünyadaki halklar kendi dilleri ile kutluyor, Türkiye’de ise anadilde eğitim taleplerine hâlâ kulak tıkanıyor.
BM tarafından anadillerin korunması amacıyla 1999 yılında “Anadil Günü” ilan edilen 21 Şubat’ı dünyadaki halklar kendi dilleri ile kutluyor, Türkiye’de ise anadilde eğitim taleplerine hâlâ kulak tıkanıyor. Kürtçe devlet televizyonu açılmasına ve Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri için çalışmalar yapılmasına rağmen 2001 yılında üniversite öğrencilerinin başlattığı anadilde eğitim hakkı için dilekçe kampanyası nedeniyle 93 öğrenci 58 veli tutuklandı. 1422 öğrenci kınama, uzaklaştırma ve okuldan atılma gibi çeşitli cezalara çarptırıldı. Kürtçe, Meclis tutanaklarına ve mahkemelere göre ise göre “bilinmeyen bir dil ve Kürtçe olduğu tahmin edilen bir dil” olarak tanımlanıyor.
Almanya’da “Asimilasyon insanlık suçudur” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Türkiyesi’nde, anadil sorunu sadece Kürtçe için geçerli değil.
 Dünyanın en eski 3 dilinden biri olan Süryanice eğitimi Türkiye, Lozan antlaşmasına uymadığı için yapılamıyor. Ana vatanı Mardin’de giderek azalan Süryanice okuma yazma oranı, kiliselerin çabasıyla ayakta durmaya çalışıyor.
Lozan antlaşması gereği ilk ve orta öğrenimde Ermeni okulları kurulmasına rağmen Ermenice de zor zamanlar yaşıyor. Ermeni Dili ve Edebiyatı bölümlerinin eksikliği, Ermenice öğretmeni açığı yaratırken, hükümetin ve üniversitelerin bu konudaki çalışmaları ise Doğu Ermenice üzerine ağırlık kazanıyor. Örneğin TRT’nin kurma hazırlıkları yaptığını duyurduğu Ermenice Radyo da Doğu Ermenice yayın yapacak. Ancak Türkiye Ermenileri Batı Ermenice konuşuyor. Doğu Ermenice ise sadece Ermenistan’da konuşulan bir dil. Yani Türkiye’nin bu konudaki çalışmaları Türkiyeli Ermeniler değil Ermenistan düşünülerek yapılıyor.
Türkiye, BM’nin anadil hakkını düzenleyen “Çocuk Hakları Sözleşmesi”nin 30. maddesine çekince koydu. Yine Lozan sözleşmesinde yer alan ve anadil hakkını tanıyan 39 ve 40. maddeleri de yerine getirilmiyor.
Bu genel belirlemeden sonra ilimizde Kürdi Der tarafından Pazar günü 21 Şubat dünya ana dil günü münasebetiyle düzenlenen etkinlikte güzel manzaralar oluştu.
Bütün imkânsızlıklara rağmen hazırladığı atölye çalışmaları ile Kürt dilinin gramer yapısı ile öğrenilmesi ve yazılması konusunda çaba içerisine giren kurum meyvelerini vermenin de gururunu yaşadı.
Etkinlikte gerçekleştirilen sertifika verme töreninde birinci, ikinci ve üçüncü aşamaları tamamlayan 92 öğrenci belge almaya hak kazanarak belgelerini aldılar.
Düzenlenen etkinliğin iki ünlü konuğu da bulunmaktaydı. Benim daha evvel sözlüğün babası olarak tanımladığım Zana Farqinî ve Arjen Arî kürdî Der’in panelistleriydiler. Belediye konferans salonunun dolu günlerinden birini daha yaşadığı etkinlikte konuşan panelistler ana dilin unutulmaması ve dünyada ölen diller arasına katılmaması için herkesin konuya duyarlılık göstermesi gerektiğini hatırlattılar.
Yaşamın her alanında Kürtçenin yaşatılması gerektiğini, özellikle evlerde herkesin çocuğuna Kürtçeyi öğretmesinin zorunluluk olduğunu belirten panelistler bununla birlikte bir dili yaşatmanın temel koşulu o dilin eğitim ve öğretimde kullanılması ile mümkün olabileceğine vurgu yaptılar.
Kürt dilinin bütün olanaksızlıklara rağmen kendini yaşatarak günümüze kadar geldiğinin belirtildiği panelde bundan sonraki süreçte Kürtçenin konuşularak yazılarak yaygınlaştırılması gerektiği hatırlatıldı.
Panele BDP il eş başkanız şehmus Aslan, Belediye Başkan vekili Serhat Temel, İl Genel Meclis Başkanı Salih Aktan, STK temsilcileri ile kalabalık bir vatandaş topluluğu katılmıştı.
Sinevizyon, şiir, panel ve Müzik eşliğinde gerçekleştirilen 21 Şubat dünya ana dil günü etkinliği katılımcılar tarafından beğeni ile takip edildi.