Bu ülkede huzur ve barış istemek artık sıkıntılı olmaya başladı. Çünkü birileri bir yerlerde noktaya basarak gerginliklerin durduğu noktadan başlatılmak üzere yeni ortamlar hazırlıyor gibi görünüyor. Bu birilerinin mahallenin kasabı, bakkalı ya da manavı olmadığı kesin. Devlet sistemi dediğimiz yerin çerisinde konumlanmış etkili ve yetkili konumda oldukları ya da bu konumdakileri harekete geçirecek güçte oldukları kesin. Çok mu güçlüler derseniz cevap hayırdır çünkü istedikleri gibi güçlü olsaydılar kendilerini gizlemezler, düşüncelerini ve etkilerini devlet sistemi adına değil de kendi adlarına yaparlardı.
12 Haziran seçimlerinde bölgemizde ve ilimizde seçim güvenliği adı altında uygulanan ablukanın bir baskı türü olduğu şüphe getirmez bir gerçekliliktir. Sayın Bakanın bakanlık makamını gerekçe göstererek ve adaylıkla bütünleştirerek arkasına kattığı polis ordusu ile sandık sandık gezmesi doğal hakkı olarak görünse de bu hakkını diğer adlar gibi kullanması gerektiği her halde iddia edilebilir. Sayın valimizi bulunduğu okula davet etmesini de her halde hükümet işlerinin acilliyetine bağlamak gerekmektedir. Metrekare ya da sandık başına düşün polis sayısının sandık sayısından fazla olduğunu belirtmenin de gereklilik olduğunu belirtmek gerekir.
Bütün bunların adına sandık güvenliğinin sağlanması denildi amenna deyip işin içinden sıyırmaya çalıştık. Seçimler bitti ve öncede de belirttiğimiz gibi sandıktan eşit olmayan tercihlerle eşit sayıda milletvekili iktidar ve bağımsızlar arasında dağılmış oldu.
Seçimlerin bütün bunlara rağmen kazasız belasız geçmesi kamuoyu tarafından sevinçle karşılanmıştır.
Toplum tam bir rahat nefes almaya hazırlanıyordu ki 15 Haziran operasyonu başladı. Herkes bu tarihte ateşkesin uzatılması beklentisi ile kulakları kabartmışken gelen sesin kulaklara hoş gelmediğini belirtmek gerekir. Çünkü gelen ses polis operasyonlarını başlatıldığını söylüyordu.
BDP yönetici ve görevlilerinden oluşan yirminin üzerinde insan şafak operasyonları ile gözaltına alındı. Batman valiliğinin internet sitesinde konu ile ilgili olarak yaptığı açıklama şöyle;” İl Emniyet Müdürlüğümüzce, terör örgütünün talimatları doğrultusunda ilimizde yasadışı olaylarda aktif olarak görev alarak;
-Mahalle komiteleri oluşturarak eylem kararları aldıkları,
-Alınan eylem kararlarının planlamasını yaparak organize ettikleri,
-İlimizde meydana gelen kitlesel şiddet olaylarının tırmanması için çalıştıkları,
-Güvenlik güçlerine, araçlarına, kamu kurumlarına ve özel işyerlerine yönelik bombalı/silahlı/molotof kokteylli/taşlı/havai fişekli saldırıları gerçekleştiren şahısları azmettirdikleri,
-Örgütsel toplantı ve yasadışı yürüyüşlere katıldıkları,
-Esnaflarımızı tehdit ederek, baskı ve şiddet yolu ile zorla kepenk kapattırdıkları,
-Seçim sonrası ortamı germek amacıyla, terör örgütünün talimatları doğrultusunda yasadışı toplantı ve gösteri yürüyüşleri planlayarak, genel kamu güvenliği ile halkın huzurunu bozarak, kin ve düşmanlığa sevk ettikleri tespit edilen şahısların yakalanmasına yönelik olarak 15.06.2011 günü eş zamanlı yapılan operasyon neticesi (20) şahıs, suç unsuru malzemeler ile birlikte yakalanarak gözaltına alınmışlardır.”
Bu açıklamaya baktığınızda ciddi bir tehlikenin bertaraf edildiği izlenimi edinebilirsiniz ancak bu şahısların bir partinin yasal görevlileri ve çalışanları oldukları, seçimlerde kendi adaylarına oy toplamak için çalışmalar yürüttüklerini, mahallelerde seçim çalışmaları yürüttüklerini ve bütün bu çalışmalarını açık ve legal bir şekilde gerçekleştirdiklerini öğrenip bildiğinizde bu çelişkinin dikkat çekici olduğunu da anlamış olursunuz.
Bu gözaltı operasyonunun zamanlaması ve istinat edilen konularla ilgili olarak kamuoyuna tatmin etmediğini konuştuğumuz tüm kesimlerin görüşlerinden anladık. Dileriz yetkililer de bu durumu çabuk anlayıp kavrarlar ve böylesi baskı yöntemleri ile toplumu germe ve siyasal parti üyelerine baskı uygulamaktan vazgeçerler.
Oy vermiş olsun veya olmasın bu hükümetin herkesin hükümeti. Bu devletin herkesin devleti olduğu ve devlet görevlilerinin her vatandaşa eşit davranmak zorunluluğu ve sorumluluğu ile karşı karşıya olduğunu unutmamak gerekir. Olmayan platformların pankartlarına polis nöbetti tutturtulup, siyasi parti çalışanlarını ve yöneticilerini gözaltına alan anlayışı kim nasıl savunsun?
Next