Bugün 24 Aralık 2010.
Düzenlenen siyasi operasyon ile Batman Belediye Başkanının da içinde bulunduğu yüzlerce siyasetçinin gözaltına alınıp cezaevine gönderildiği gün.
Bundan tam bir yıl önce yani 24 Aralık 2009 tarihinde Batman Belediye başkanınında aralarında bulunduğu BDP’liler gözaltına alındılar.
Normal olmasa bile zaman zaman tutuklama ve cezaevine gönderme olaylarının sık sık yaşandığı bir ülkede yaşamaktayız. Hukukun üstünlüğü ilkesinin bu durumu nasıl izah edeceğini elbette hukukçulara bırakacağız ama bu durumun normal olmadığı aşikar.
Lakin görevi başında Belediye başkanlarının gözaltına alınıp cezaevine gönderildikten aylar sonra haklarında iddianame hazırlanmaması vakası pek rastlanan bir olgu olmasa gerek.
Bu vahim hukuk olayının yaşandığı tarihin üzerinden bir yıl geçtiği halde daha tutuklananların ifadelerinin bile alınmamış olması olayın vahametini ortaya koymaya yetiyor.
Batmanın halef selef iki Belediye başkanı şu anda Diyarbakır cezaevinde ifadelerinin alınıp yargılanmalarının yapılacağı günü bekliyorlar.
Necdet Atalay ve Hüseyin kalkan suçlu oldukları iddiası ile gözaltındadırlar. Tutukluluklarının üzerinde bir yıl geçtiği halde daha ifadelerinin alınması gerçekleştirilmedi ve kendilerine isnat edilen suçu işleyip işlemedikleri belirlenemedi ama tutukludurlar ve bir yıldır cezaevinde yatıyorlar. Tıpkı kendileri ile aynı durumda olan arkadaşları gibi.
Bu insanların çoğu siyaset mekanizmasını kullanarak düşüncelerini iktidara taşıma derdinde olan insanlar. Düşüncelerinin ne olduğu ve nereye varmaya çalıştığı ayrı bir konu ancak şiddete başvurmadıkları sürece herkesin siyaset yapma hakkının bulunduğu ve kendini ifade etme güvencesine sahip olduğu hem ulusal hem de uluslar arası hukuk normları ile sabitken bizdeki bu uygulamayı takdir etmek mümkün mü?
Üstelik yüklendikleri kamusal görevler göz önüne alınmadan, konumları hesaplanmadan “ne olursan ol ben seni tutuklayıp içeri atarım” demek, demeye çalışmak demokratik hukuk devleti ilkesi ile bağdaşır bir durum mudur?
Şimdi durumu izah etmeye çalışalım.
Birine;
Biz aynı bölgede
Aynı siyasal partiden
Aynı düşünceye sahip Belediye başkanlarını suç işledikleri gerekçesi ile tutukladık derseniz size ne der?
Doğal olarak suçlarını sorar.
Sizde suçları siyaset yapmaktı diye yanıtlayabilir misiniz?
Zaten siyasetçi olmasalardı Belediye başkanı seçilirler miydiler?
Yok, şiddet diyecekseniz o zaman da Belediye Başkanlarının şiddete yönelik eylem ve etkinliklerini bir yıl içerisinde ispatlamanız gerekmez mi?
Bölgeni gerçeklerini iyi belirlemek gerekiyor. Eğer siyaset mekanizması ile işlerin çözümü düşünülüyorsa- ki bize göre başka da çaresi bulunmamaktadır- o zaman siyaset yapanların kendi düşünceleri ile kendilerini ifade etmelerine ve yaratılan özgür bir ortamda seçime gitmelerine ve kazandıklarında koltuklarında kalmalarını müsaade etmek gerekiyor.
Sandıkta kazanırsan da ben seni tutuklar ve orayı boşaltırım deniyorsa o zaman da kimse kusura bakmasın ama bunun adı demokrasi olamıyor.
Bu kent bir yılını Belediye başkanı olmadan geçirdi. Dileriz bu süre daha da uzamaz.
Next