Türkiye artık barışa giden yolu yavaş yavaş tartışmaya başlamıştır.
TÜSİAD Anayasa tartışması her ne kadar akademisyenler üzerine yığılmaya başlanmış ise de sonuç itibari ile hedeflenen tartışma ortamını yaratmayı başarmıştır.
Şimdi ise ülke İshak Alaton’un Öcalan ile ilgili sözlerini konuşuyor.
Ülkenin barış ortamını yakalaması için ‘gerekirse Öcalan serbest bırakılmalıdır’ diyor.
Bu tür tartışmaların önemi sermaye kesiminden geliyor olmasında yatmaktadır.
Aynı sözleri emek cephesinden insanlar söylese bu kadar tartışma yaratır mıydı?
Barışmanın savaşmaktan daha zor olduğunu belirtmek gerekmektedir.
Barış ise ortaya çıkan kırılganlıkların, yaraların, acıların kabul edilebilir koşullarda çözümünü gerektirmektedir.
Bunun gerçekleşmesi için de başta hükümet ve devlet mekanizmasını etkileyen sermaye kesimi olmak üzere aktif bir kesimin barışı konuşması gerekir.
İşte bu nedenledir ki TÜSİAD ve Alaton gibi yerlerden gelen seslerin önemi artmaktadır.
Ülkenin bir barış ortamına artık ihtiyacı bulunmaktadır.
Yıllardır ısrarla sürdürülen savaşın ortaya çıkardığı tahribat ortadadır.
Savaşa giden olanakları yatırıma çevirebilseydik 10 adet GAP projesi gerçekleştirme şansına sahip olabilirdik.
50 bin insanımızın yaşamı kaybolmazdı.
Binlerce köyümüz boşalmazdı.
Kent varoşlarında ikinci köykentler oluşmazdı.
Bütün bunların olmasına rağmen sorun ortadan kalkmadığı gibi atarak devam etmektedir.
Bu nedenden dolayı barışa giden yolun bütün zorluklarını göze almaktan başka çare görünmemektedir.
Bu çatışmaların bitmemesi durumunda ülkenin selamete ermesi mümkün görünmemektedir.
Bu nedenle herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor.
Unutmamak gerekir ki çatışmalı ortam yaygınlaşırsa ülkede ortamı karıştırmak için pusuda bekleyen kesimlere fırsat doğacaktır.
Bu fırsatı yakalayanlar mevcut duruma bile gelinmemesi için ellerinden gelen tahribatı yapmaktan çekinmeyeceklerdir.
Barışın sorumluluğu gevşekliğe bırakılamayacak kadar ağırdır.
Bugün elde fırsat varken adım atmaktan imtina edenler yarın işlerin ters gitmesi durumunda bu vebalin altından nasıl çıkacakları merak konusu olacaktır.
Alaton’un sesini, Tüsiad’ın sesini iyi duymayanların, anlamak istemeyenlerin bu ülkenin geleceği konusunda iyi düşünenlerin safında yer almadıklarını hatırlatmak gerekir.
Ülkenin barış ortamını yakalaması seçimlerden,
Milletvekili seçilmekten,
Zengin olmaktan,
Makam sahibi olmaktan daha iyidir.
Bunu herkesin anlaması ve buna göre adım atması, söz söylemesi, destek sunması gerekir. Bugün bunu yapamayanların yarınlarda söz söylemeleri itibar kazandırmaz.