Beşiri’nin Bahçeli (Barıncı) köyünden Kemal Tarhan ağabeyimizin yeni eseri olan ‘Yüksek Dağların Ürkek Güvercini’ adlı kitabıyla, 14 öyküden oluşan Batman’ın kısa tarihini özetleyen ‘Sana Raman Güllük Gülistanlıktır’ Diyemem adlı kitabımın imza günü aynı güne tekabül etmesi iyi bir tesadüf oldu. Böylece okurlarımızla 3 gün yoğun ve dolu dolu geçti. Okurlarımızın ilgi ve teveccühüne nail olmak çok büyük bir onur oldu.

Bu hafta hem Kemal ağabeyin son eserine ve 800’e yakın sayfadan oluşan ‘Çınare Barınce’ye değinmek istedim. Pandemi döneminde Kemal Tarhan ağabeyimiz zamanı çok iyi değerlendirmiş. Geçmişteki birçok konuyu özetleyen ‘Çınare Barınce’ kadar ‘Yüksek Dağların Ürkek Güvercini’ de bu coğrafyanın bir hikayesini özetliyor bize. Biz gazete sayfa ve makalelerimizde; şehrimizin, bölgemizin hikayeleşmiş gerçeklerinin unutulup gitmemesi için sürekli yazılması gerektiğini belirtip bu uğurda yazı yazabilecek olanları teşvik ediyoruz. Evet, bize ait her şey yazılmalı…

KANAAT ÖNDERİNİN FARKI
Kemal Tarhan ağabeyle kitap fuarı standının aynı masada kitap komşuluğu yapmak çok güzeldi.

Gördük ki Kemal ağabey bize ait olan hikayeleri çok güzel derleyip toparlamış ve iki kitap halinde bizlere sunmuş.

Emeğine ve yüreğine sağlık diyoruz.

Ben de Redur kitabımdan sonra Batman Kitap Fuarı’nda 14 öyküden oluşan ve petrolün başkentinin dününü bugünle buluşturan kitabımla, yakın tarihin tanıklığında ve bu şehrin uzak tarihinden bugüne süzülmüş bir mozaiği sizlere sunmanın gururunu yaşadım.

Beşiri’nin Bahçeli-Barınce köyünde yıllardır yaşamlarını sürdüren Tarhan Ailesi’ni tanımayan yok gibi.

Aile geleneklerinde siyaset hep olmuştur.

Ama bir o kadar da barış ve sosyal yaşamda durdukları doğru nokta bilinen gerçekleridir.

Tarhan ailesinin önde gelen isimlerinden Kemal Tarhan ağabeyimizin pandemi döneminde 800 sayfayı içeren ‘Çınare Barınce’ bu coğrafyada yaşananları objektif olarak özetlemiş bizlere.

Aslında bu kitabın kapsadığı konulardan 4-5 eser çıkardı ama Kemal ağabey eserini hiç dağıtmadan, yalın bir dille ve derli toplu olarak okurlarıyla buluşturma başarısını göstermiş.

Kitabında, bir gazeteci gibi gözlem gücüyle, güzel bir yol tutturarak yazan Kemal ağabeyi kutluyorum.

YÜKSEK DAĞLARIN ÜRKEK GÜVERCİNİ
Kemal ağabey coğrafyamızda gerçek bir yaşanmışlığı, bir kızın hikayesi çatısı altında anlattığı ‘Yüksek Dağların Ürkek Güvercini’ kitabını okurlarıyla çok güzel buluşturmayı başarmış.

Bu coğrafyadaki yazarların, gazetecilerin ondan öğreneceği çok şey var.

Yeni kitaplarını beklediğimizi belirtelim.

45 yıllık meslek hayatımda üçüncü eserimi okurlarla ancak buluşturabildim ama Kemal ağabeyin maşallahı var, o da ikinci eserini çıkardı.

Ne mutlu Tarhan ailesinin önde gelen isimlerine.

Yukarıda da değindik; Tarhan’ların ailecek siyaset geleneği var ama bir o kadar da bu coğrafyanın dününü bize en iyi anlatan ailelerden biri de Tarhan’lar.

Yine bölgenin örnek çiftçileri de Tarhan’lardır…

Onlar topraklarına da sıkı sıkıya bağlılar.

Tarhan ailesinin saygın isimlerinden Eşref ağabey de zaman zaman aktif siyasette yer aldı ama biz, Eşref ağabeyin toplumsal sorunlara gösterdiği duyarlılığının takdire şayan olduğunu yazmak ve onu bu yönüyle anmak istediğimizi belirtmek istiyoruz.

Eşref ağabey, şimdilerde siyasetten uzak olsa da birçok STK temsilcisinin görüşüne başvurduğu saygın bir isim olmanın haklı gururunu yaşıyordur mutlaka.

Kemal ağabeyin son eseri olan ‘Yüksek Dağların Ürkek Güvercini’ adlı kitabında ne yazık ki bu coğrafyada bazı genç kızlarımızın yaşadığı dramları çok canlı özetlemiş bize.

SÜREÇ İYİYE GİDERSE
Kemal Tarhan ağabeyimiz bir yandan okurlarına kitaplarını imzalarken, ben de diğer yandan standa gelen okurlarıma hem kitaplarımı imzalatmak hem de öykülerimdeki Batman’ın kısa tarihini özetlemeye çalıştım.

Bazı okurlarımın ilginç yanıtlarıyla da karşılaştım:

“İlk eseriniz ‘Yüz Yüze Batman’da bu şehrin yaşayan insanların ilginç hayat hikayelerini okumuştuk. Sonra ‘Redur’ romanını da çok ilgiyle severek okumuştuk. Şimdi de ‘Sana Raman Güllük Gülistanlıktır Diyemem’ yapıtınızla bizi bu şehrin bilinmeyen öyküleriyle baş başa bırakıyorsunuz.”

Üniversiteli öğrencilerden liselilere, STK temsilcilerinden esnafa, iş dünyasından il yöneticilerine, siyasetçilerden petrol emekçilerine dek sayısız okurla 3 gün boyunca sohbet ettik; sorularını yanıtlamaya, değerlendirmeleri konuşmaya çalıştık.

Tatlı bir yorgunluktu bizim için.

Bir taraftan okurlarımızı dinledik.

Biz de görevimiz gereği, gazeteye hem yorum hem de günlük haber trafiğini aksatmamak için stantta 3 günü dolu dolu geçirdik diyebiliriz.

Kuşkusuz 45 yıllık gazetecilik serüvenimde sayfa aralarında bizim için sıra dışı sayılan satırları kitaplara taşıdık.

Ülkenin ilk petrolcüleri, bu şehrin ilk yöneticileri, esnafları, sanatkarlarının hikayeleri kitaba renk kattığını gelen yorum ve görüş tebriklerinden gördük.

Aslında bu şehrin dününe dair daha anlatacak birçok değerli insan vardır.

Onları da mutlaka biz veya diğer yazarlarımız yazacaktır.

Yukarıda da değinmeye çalıştık.

Kemal Tarhan ağabey ile sohbet ederken son süreci de ister istemez kendi aramızda değerlendirdik.

Bu coğrafyada o kadar işleyecek hikaye ve öykü var ki…

Geçmişin unutulmaz acılarını anımsattığımız için okurun övgüleriyle karşılaşıyorsunuz.

Geçmişten günümüze öyküler ve yaşanmışlıklardan öğreneceğimiz daha çok şey var.

Geçmişle ilgili gördüğümüz her yazıyı okumalı ve anlatılan her hikayeyi can kulağıyla dinlemeliyiz.

Çünkü “Geçmişi bilmeyen, geleceği göremez” demiş bilgeler.

Biz de bu değerlere sıkı sıkıya bağlanalım.

3 Gün süreyle bizi yalnız bırakmayan tüm okurlara sonsuz teşekkürler.

Kemal Tarhan ağabeyi de iki yapıtından ötürü kutluyor ve kanaat önderi Tarhan’ın eserlerini mutlaka okumalarını öneriyorum.

Kitapların büyülü dünyasında buluşmak dileğiyle.

Sağlıkla kalın.