Dün yani 12 Haziranda 24. Dönem milletvekili seçimleri yapıldı. Yazının yazıldığı sırada seçim sonuçları açıklanmadığından seçim ile ilgili değerlendirmelerimizi daha sonra sizlerle paylaşacağız.
Ancak seçimlerin tamamlanması ile bize bekleyen bir sürü sorunun bulunduğunu ve bunların çözümü için daha sıkı bir çalışma gerçekleştirmemiz gerektiğini belirtmemiz gerekir.
Kanımca işe adalet boyutundan başlamamız gerekiyor. Çünkü her şeyin temeli adalet ile başlar ve biter. Adaletin adil bir şekilde gerçekleştirildiği yerlerde sistemler ne kadar zor durumda kalırsa kalsın, yanlışlıklar ne kadar büyük olursa olsun, baskılar ne kadar ağır olursa olsun sorunların çözümüne inanmak ve sonuç olmak mümkündür ancak adaletin bozulduğu yerde hakkaniyet beklemek, sistemin düzelmesini beklemek yanlıştır ve boşuna bir bekleyiştir. Bu nedenle de ben adalet mekanizmasına ve onların yürütücülerine her zaman güvenmeye yeğlerim. Kim ne yaparsa yapsın kim ne düşünürse düşünsün adalet mekanizmasının yürütücülerinin adil olmaktan şaşmaları kendilerini birilerini temsiliyeti merkezi görmemeleri gerekir.
Pratik göstermiştir ki ast üst ilişkisine dayalı bir adalet mekanizması düzgün yürümemektedir hele hele apoletli adaletin adil olarak gerçekleşmesi daha da zordur. Çünkü müdahale ve yönlendirmelerden kendini arındırması zordur. Örnek mi? Alın size umut kitapevi hadisesi.
Bu konu ile ilgili son olarak yayınlanan haber şöyle;‘İyi çocuklar’ tutuklandı”
“Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Şemdinli davasında yargılanan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş hakkında tutuklama kararı çıkardı. Dava, 9 Kasım 2005’te Şemdinli’de bulunan Umut Kitabevi’nin bombalı saldırıya uğramasından sonra gelişen olaylar üzerine açılmıştı. Saldırıyı gerçekleştiren Veysel Ateş ile astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz vatandaşlar tarafından suçüstü yakalanmıştı. Ali Kaya ile Özcan İldeniz’in araçlarında silahlar, bazı isimlere ait telefon numaraları, adreslerin bulunduğu ajanda, krokiler ve birçok yazılı belge bulunmuş; astsubaylar tutuklanarak cezaevine konmuştu. Ancak dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt sanıklar için “Tanırım, iyi çocuklardır” deyince davanın seyri değişmişti. Savcı Ferhat Sarıkaya Büyükanıt’ı davayla ilişkilendirmek isteyince meslekten ihraç edilmiş, dava askeri mahkemeye nakledilmiş, sanıklar 2007’de tahliye edilmişti. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nin görev alanını tanımlayan kanun değişikliğinin ardından askeri mahkemede görülen dava yeniden sivil mahkemeye gönderilmişti. “
Kasım 2005 tarihinden bu yana tam altı yıl geçti. Altı yıl sonra geldiğimiz nokta başlangıç noktası. Genel kurmay başkanının iyi çocukları ne yazık ki insan hayatı dahil hiçbir değeri önceliklerine almayan bir bakış açısına sahip oldukları için iyi çocuk olmuşlar! Ancak iyi olmak demek söylenenleri iyi yapan değil doğru şeyleri doğru zamanlarda yapanlardır. Emirleri yerine getirip bombalamalar yapanların bunu devlet mekanizması bilgisi dahilinde gerçekleştirmeleri, görünmeyince gizli yakalanınca devletin şemsiyesini göstermeleri ne yazık ki onları iyi çocuk yapmaya yetmez.
İyi çocuk olmak için iyi işler yapmak lazım.
İyi çocuk olmak için doğru işler yapmak lazım.
İyi çocuk olmak için öldürmek yerine yaşatmaya çalışmak lazım.
İyi çocuk olmak için yanlış emirlere yok demek lazım.
Bunlar yapılmış mı?
İyi çocuklar ve onların koruyucuları şimdi devlet mekanizmasının olanaklarını resmen kullanamıyorlar eğer yaptıkları doğruysa şimdi izah etmeliler.
Görevden aldıkları savcı görevde kendileri içerde?
Adalet için çalışsaydılar şimdi durumları farklı olmaz mıydı?
Next