Politik bir sıçrayıştan sonra Kürt kökenli yazarların çoğalması sevindirici bir gelişme. Konu iki yönlü olarak güzel gelişiyor;

Birincisi, bölgemizde ve de ilimizde kültürel ve sanatsal etkinliklere kafa yoran, düşünen, tartışan, araştıran ve bildiklerini paylaşan insanlar çoğalıyor. İnsanlar fikirlerini yazarak, tartışarak ikna ederek yaymanın yolunu bulmaya çabalıyor. Bunun için de fikir ve sanat eserlerine yöneliyor. Kitap yazıyor, dergi ve gazete çıkarıyor, radyo ve Televizyon yayınları yapılıyor. Paneller, seminerler, konferanslar düzenleniyor ve düşünce kulüpleri kuruluyor.

İkincisi, bu eğilim toplumda kabul görüyor ve bu alana ilgi duyanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Kalemin gücü toplumda anlaşılır oluyor ve bu toplumun ilerlemesi için gerekli olan temel koşullardan birinin yavaş yavaş oturduğunu gösteriyor.

Abdullah Kaya ile 1990’lı yıllarda Kozluk Belediye Başkanlığı görevini sürdürdüğünde tanışmıştım. Sol kulvarda siyaset yürüten, siyasal bilgiler mezunu ve toplum gelenek ve göreneklerini bilen bir Belediye Başkanı olması, onu ziyaret etmemizi ve düşüncelerini öğrenmemizi sağlamıştı.

Gazetecilik içgüdüsü her zaman olduğu gibi yine galip gelmişti. Mesela “Moltke’nin Türkiye mektupları” adlı kitabının varlığını o zamanlar ondan öğrenmiştim.

Aradan yıllar geçti. Biz gazetecilikteki yazarlık işlerine devam ettik.

kendisi siyasete devam etti. Gün geldi kaderin bir cilvesi olarak aynı gazetenin farklı sütunlarında görüşlerimizi okurlarımızla paylaşanlar olduk.

Kaya, Belediye başkanlığı sürecinden sonra değişik görevler yürüttü ama benim açımdan en önemli görevi yazmaya başlaması oldu.

Kitaplarında yöresinin havasını, yapısını, doğasını, tarihini işlemeyi önemsedi.

Hevriz ağacı ile başladığı kitap çalışmalarını, Bablekan adlı kitabı ile sürdürdü. Üçüncü kitabı olan “Dağ kavmi kayıt dışı bir isyan” kitabı ise yeni çıktı.

Kitap Sason isyanının nedenlerini, Kahramanlarının yapılarını, bölge coğrafyasının durumunu, dağlı insanların dünyaya bakış tarzlarını yansıtan bir çalışma.

Sason isyanını başlangıç noktası olan Xerbaq mıntıkasını, tetere badik’i, Xerzileri, Mala kondoyu, Aliye unus ailesini ve bütün bunların nasıl yaşayıp nasıl düşündüklerini başlarına gelen olayları ve döndürülen dolapları akıcı bir dil ile anlatmış kitabında Abdullah Kaya.

Roman, betimlemeleri ile her ne kadar Sason ve Kozluk arasındaki coğrafyayı tanımlıyorsa da aslında yakın tarihimizde gerçekleşen bu isyanın detayları ve oluşumu konusunda da sağlıklı bilgileri veriyor.

Romanda yazarında tespit ettiği çok önemli bir vurgu da unutulmamış. Kürtleri ya da yöre insanını tahrik etmek isteyenlerin iki temel kavramdan çok iyi istifade ettikleri gerçeğini. Bunlardan birincisi namus kavramı, ikincisi ise ajanlık müessesesidir.

Bütün zamanlarda olduğu gibi Sason isyanında da aynı kavramların ve hassasiyetlerin kullanıldığına tanıklık etmekteyiz. Yazar, bunu Dehak’ın kişiliğinde okuyucuya aktarmayı uygun bulmuş. Yöreye gönderilen devlet görevlilerinin halkın namus hassasiyetlerini zorlayarak isyan etmelerine neden olmaları da iyi işlenen konulardan biri.

Dağ kavmi, yöredeki olayları ve özellikle Sason isyanını takip etmek isteyen okurların okumaları gereken bir kitap.

Abdullah Kaya’yı bize kazandırdığı bu kitap için kutluyor, kitabı bize hediye etme nezaketinden bulunduğundan dolayı da teşekkür ediyoruz.

Nice yeni kitaplar yazma dileğiyle.