6. Batman- Hasankeyf Festivali çerçevesinde ilimize gelerek Batman Gazeteciler ve yayıncılar Cemiyetinin açılışına katılan gazeteci yazarlar Ragıp Duran, Nazım Alpman ve Öğretim Görevlisi Atilla Girgin Güneydoğuda Gazetecilik ve Kürt Sorunu konulu konferansa da katılarak ilimizde ve bölgemizde gazetecilerin ve gazeteciliğin sorunları konularında bilgilerini paylaştılar.

            Her biri kendine has üslupla sorunu dile getirmeye çalıştılar. Bana göre en çarpıcı olanı ise Ragıp Duran’ın ideolojik devletlerin yapısı ile ilgili yaptığı tespitlerdi.

            İdeolojinin insanları körleştirdiği ve sağırlaştırdığını söyleyen Duran, gazeteci olmanın en zor ama en önemli yanının da olaylara objektif bakabilmenin olduğunu söyledi. Devlet olsun, diğer örgütler olsun genellikle olaylara ideolojik yaklaşarak başka görüşlere ve eleştirilere kapalıdırlar. Yıllardır Yurtta Sulh Cihanda Sulh dediler, ama ülkeyi sanki hergün savaşan ülke imiş görüntüsünden kurtaramadılar. Aynı şekilde halk adına savaştığını iddia eden örgütler de hiçbir zaman eleştiriyi kabullenmediler. Hep kendilerinin yaptıklarının doğru olduğunu söylediler. Aykırı sesleri susturdular.

            Ancak şunu unutmamak gerekir ki, ideolojilerini dayatan hiçbir devlet veya yapılanma uzun süre bu şekilde varlığını sürdüremez. Mutlaka birileri onları da bir gün sorgular, yaptıklarının doğru olmadığını yüzlerine haykırır. Çünkü korku ve sindirilmişlik üzerine kurulu hiçbir sistem uzun süre ayakta kalamaz.

            İşte bugün biz de yıllardır konuşulmayanları konuşuyor, yazılamayanları yazıyoruz. Seksen yıldır konuşulamayan mahrem konuları devletin temsilcileri bile rahatlıkla konuşabiliyor. Tabular yıkılıyor adeta.

            Öğretim görevlisi Sayın Atilla Girgin ise, tam bir özeleştiri yaptı diyebiliriz. Toplumu saran ve bir ırka, bir halka yönelik önyargılardan kurtulmak gerektiğini belirtti. Basının haber yaparken ahlaki kuralları önde tutmak gerektiğini vurgulayan Girgin, gazetecinin kalemini satmaması gerektiğini ancak barışçı gazetecilik yapmak gerektiğini de vurgulamıştır.

            İşte bütün basına ve gazeteciler düşen görev. “Barışçı Gazetecilik” yapmak. Birilerini incitmeden, hırpalamadan gerçekleri söylemek ve yazmak.  Birilerinin menfaatine dokunacak diye gerçekleri gizlemek ne kadar yakışıksız ise, olur olmaz her şeyi haber yaparak kötülükleri ve ahlaksızlığın yayılmasına katkıda bulunmak da doğru değildir.

            Barışçı Gazetecilik, kimsenin propagandasını yapmadan olaylara objektif bakabilmektir. Barışçı Gazetecilik, kimseye yaranmaya çalışmadan doğruları yazabilmektir.

            Festivalle ilgili bir eleştiri yapmadan da geçemeyeceğim. Belediye tarafından organize edildiği için festivalde tek sesin yani DTP’ye yakın seslerin hâkim olması doğal karşılanabilir, ama bu olayda olaylara objektif bakamadığımızı gösteriyor. Çünkü Batman’da aynı görüşü paylaşmayan farklı sesler ve kimlikler de vardır. Festival tüm halkı kuşatıcı olmalıdır. Umarım gelecek festivallerde farklı kültürleri de kapsayan etkinliklere yer verir. Çünkü bizler ötekileştirilmekten bahsederken başkalarını ötekileştirirsek bizi ötekileştirenlerden farkımız kalmaz.

            Yine de bu festivalin açılımın konuşulduğu bir ortamda olması bu olumlu havaya önemli katkı sunduğuna inanıyorum.