Birkaç gün sonra 31 Ekim-1 Kasım 2006 sel felaketinin üzerinden 19 yıl geçecek. 19 yıl, ne kadar kolay yazılıyor değil mi? Oysa o gün yüreğimizde açtığı yara hâlâ kapanmış değildir. 11 kişinin hayatını kaybettiği ve onlarca insanı uzun bir süre evsiz bıraktığı o felaketin üzerinden yıllar geçse de o acılar kolay kolay unutulmuyor. Nasıl unutulsun ki; yiten canlar, yıkılan yuvalar var…

O felaketten ancak 19 yıl sonra ders çıkarabildik. İluh Deresi, ne mutlu ki şimdi olası sel felaketlerine hazırlanabildi. Son 19 yılda iki büyük felaketin yaşandığı derenin büyük bölümünün ıslahı gerçekleşti. Şimdi de sıra üçüncü etapta…

UNUTAMADIĞIM O FELAKET

Batman’da yaşanan ve unutamadığım acı olaylardan biri de 2006’nın Ekim ayının son gününde yaşanan İluh Deresi’ndeki sel felaketiydi.

O acı; ne yazık ki, yarım asırdır ıslahı yapılmayan dere gerçeğiyle yüzleşmeden sonra kısmen de olsa ıslah edildi.

Büyük bir çoğunluğumuz maalesef şehri ikiye bölen İluh Deresi’nin gerçeğini o gece büyük acılarla anlamıştı.

İki yıl önce Seyitler Mahallesi’nden İluh’a akan derede dört can kaybımız olmuştu.

Ama en ağır felaket 19 yıl önce yaşanmıştı.

Dokuz mahalle büyük bir yıkım yaşamıştı.

Şehrin karşı yakasındaki mahalleler büyük acılar yaşadı.

O felaketlerin her biri bizim için bir uyarıydı.

Batman, 2006 sel felaketinin en ağır yaralarını alan şehirlerden biri olarak bu tür uyarıları ciddiye almak zorundaydı.

Şehrin diğer yakasındaki dokuz mahallenin yarısı adeta yerle bir olmuştu.

Yarım asır önce Batman kurulduğunda plansız yapılaşma sonucu dere ile neredeyse yapıların bir bölümü iç içeydi.

Her sel baskınında eski yapılar riskli hâle gelirdi.

Bu durum, kentsel dönüşümün artık bir lüks değil, zorunluluk olduğunu ortaya koyuyordu.

Kentsel dönüşüm, sadece binaları yenilemek değil, aynı zamanda o bölgede oturanların geleceğini güvence altına almak demekti kuşkusuz.

1960-70’li yıllarda inşa edilen ve doğal afet yönetmeliklerine uymayan binlerce yapının olduğu o bölgeye geç de olsa ciddi bir projenin hayata geçirilmesi gerekiyordu.

GEÇ DE OLSA…

Son 2-3 yılda İluh’ta olması gereken bir kentsel dönüşümün adımları atılmıştı.

Hiç unutmuyorum; İzmir’deki deprem sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Batman’a gelmişti.

TPAO Kristal Park’ta İluh Deresi ağırlıklı kentsel dönüşüm tüm boyutlarıyla masaya yatırılmıştı.

Batman’da o dönemler İluh için önemli adımlar atılmıştı.

Teknik çalışmalar ve vatandaşlarla görüşmeler yapıldı.

Ankara’da bakanlıklarla temaslar gerçekleştirildi.

Projenin ne zaman başlayacağı, nasıl yürütüleceği ve ne zaman tamamlanacağı bilinmiyordu ama son bir buçuk yılda kimsenin beklemediği bir çalışma hayata geçirildi.

İluh Deresi’nin birinci, ikinci etabı derken şimdi de üçüncü etabını konuşuyoruz.

Yıllarca İluh Deresi çevresi için çağrılar yaptığımız kentsel dönüşüm, dere bitişiğindeki riskli binaları yıkıp can kayıplarını önlemeyi, maddi zararları azaltmayı ve o sıkıntılı bölgeyi daha güvenli hâle getirmeyi amaçlayan çalışmalar sonucunu verdi.

Kentsel dönüşüm, şehrin karşı yakasına az da olsa nefes aldırdı.

Her zaman yazdığımız, dile getirdiğimiz gibi o bölgelerde yapılan çalışmalar toplumsal bir sorumluluktu.

Vatandaşların, bu sorumluluğun gereğini yerine getiren yöneticilere saygıyla sundukları teşekkürleri var.

O dere kenarında yaşamlarını sürdüren vatandaşlardan hep dinledik, dinlemeye de devam ediyoruz:

“Her sonbahar mevsiminde sel felaketi yaşanır diye büyük bir panik yaşardık. Bir süreliğine evlerimizi terk ederdik.Bizim de dayanıklı binalarda güvenli bir gelecek için çalışmaların hayata geçirilmesine ihtiyacımız vardı. Geç de olsa kentsel dönüşüm çalışmalarının bir bölümünün tamamlanması sevindiricidir.”

Şu günlerde İluh’un çevresinde üçüncü etap çalışmalarının hazırlığını başlatan yerel yönetimin çalışmalarına, dere kenarındaki birçok semt sakininin destek vermesi de çok anlamlı.

O ACILI YILDÖNÜMÜNÜ HATIRLAMAK

2006’nın sel felaketinin yıldönümünde bu konuyu bir kez daha yazmak, anlatmak bizim sorumluluğumuzdur.

Batman, 2006’nın acısını tekrar yaşamamak için geç de olsa kentsel dönüşümü bu kez ihmal etmemesi ve geciktirmemesiyle önemli bir kazanım elde etti.

Derenin 2,5 kilometrelik bölümünde riskli binaların yıkılması ve artık o bölgenin doğal afetlere karşı hazır bir yerleşim alanına dönüştürülmesi herkesin isteğiydi.

Çünkü yağış döneminde olası sel felaketlerinin ne zaman olacağı tahmin edilemez bir doğal afettir.

Ama hazırlıklı olursak, dereye yakın kentlerimizi koruma altına alacak projeleri hayata geçirebilirsek bu felaketleri en aza indirebiliriz.

Unutmayalım; geleceğimizi güvence altına almak, bugünden atılan her adımın devam etmesi hem çok önemli, hem de çok hayatidir.

Biz de bunu hatırlatarak, kamusal görevimizin gereğini yerine getirmiş olalım.

Sağlıkla kalın.