CMUK 102. Madde gereği cezaevlerinde tutuklu bulunup da adli vakalarda beş diğer konularda ise on yıl cezaevinde kalıp davaları hükme bağlanamayanlar serbest bırakıldılar.
Toplumda bu hukuk garabeti tartışılması gerekirken bir taraf Hizbullahçılar neden bırakıldı diğer taraf neden PKK’liler bırakıldı bir kesim tecavüzcüler öbür taraf mafya babaları ve uyuşturucu tacirleri neden bırakıldı diye feryat etmeye başladı.
Bütün bunlarda birer haklılık payının bulunup bulunmamasından ziyade konunun farklı yerlere çekilmesinin yanlış olduğu kanısı taşımaktayız.
Bize göre tartışmamız gereken şey hukuk sistemimizin içinde bulunduğu çaresiz durumdur.
Bir kere eğri oturup doğru konuşmak gerekmektedir. Bu ülkede hemen hemen herkes tutukluluk sürelerini uzunluğundan dolayı sisteme eleştiri getirmekteydi ki bu da bir gerçekten ibaretti. Sistemin içerisine girdiği durum suçlular için bir umut olurken kendini suçsuz görenler için bir enkaz ve işkenceye dönüşmüştür. Davam nasıl olsa mevcut sistemde Yargıtay’a intikal eder oradaki işlerin uzunluğundan ve bilmem neden dolayı zaman aşımına uğrar diyenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.
Yüksek yargı ise kendisine gelen dosyalar karşısında yeterli mekan, insan ve zaman bulunamadığından dolayı davaların istenilen zamanda sonuçlandırılamadığından söz etmektedir.
“Adalet mülkün temelidir” yazısını mahkemelerimizin duvarına astığımıza göre bunun gereklerini yerine getirmemiz gerekmez mi?
Kaynak yok mantığına sığınamayız her halde?
Cezaevi yapmaya kaynak bulunuyor ise, çatışmalar için kaynak bulunuyor ise, sınır ötesi operasyonlar için kaynak bulunuyor ise tanıtım için, dış ülke gezileri için kaynak bulunuyor ise nasıl olur da devletin temel taşını oluşturan adalet mekanizmasını yerine getiren yargıya kaynak bulunamıyor?
Getirilen eleştirilerden biri AKP’nin kendi yargısını oluşturduğu iddiasıdır. Haklı veya haksız bir iddia olsun eğer AKP kendi yargısını oluşturuyorsa- ki ezici bir çoğunlukla bu ülkede iktidarda bulunmaktadır- peki sormak gerekmez mi şu andaki yargı kimin yargısı?
Yetmezliği nedeniyle bas bas bağıran ve hukuk sistemimizin tıkanmasına neden olan mevcut sistem kime ait?
AKP kendi yargısını oluşturma derdindeyse -ki bunun doğru olmadığı yönünde itirazımız bulunmamaktadır- peki bu durumda bazı dosyalar konusunda inanılmaz hızlı davranan mevcut yargı neden bazı dosyalar için on yıl beklemeyi göze alabiliyor?
Adalet bakanını beğenirisiniz veya beğenmezsiniz bize göre son olarak dilediği özür yerinde ve gerçekçi bir özürdür. En azından eksikliğini kabul eden bir özürdür ki bu eksiklik hükümetin eksikliğidir ancak mevcut sistemi temsil eden yargı temsilcileri neden bir özür dileme gereği duymamaktadırlar?
Somutlaştırırsak;
1-Türkiye’de mevcut hukuk sistemi artık ihtiyaca cevap verememekte ve iflas etmiş bulunmaktadır. Bu gerçeği kabul edip yargı reformu ile ülkeyi bu sıkıntıdan kurtarmamız gerekir.
2- Türkiye’de özel yargı yerine adil yargılama sistemi geliştirilmelidir ve başta özel yetkili ağır ceza mahkemeleri olmak üzere kanunlarımızdaki özel yasa maddeleri hemen iptal edilmelidir.
3- 102. Madde nedeniyle meydana gelen tahliyelerin polemik konusu haline getirilmesi doğru bir yaklaşım tarzı değildir diye düşünüyoruz. “Herkes kekliğe düşman keklik kavmine düşman” sözünü de hatırdan çıkarmadan değerlendirme yapmanın daha sağlıklı olduğunu düşünmekteyiz.
4- Türkiye’deki mevcut cezaevlerinin kapasitelerinin üzerinde bir doluluğa sahip bulunduğu gerçeğini de göz önünde bulundurarak rehin alma olarak algılanan tutuklamalar derhal sona erdirilmelidir. Bunların içerisinde görevi başından alınan Belediye başkanları da bulunmaktadır.
5- Daha fazla suçlu aramaya gerek yoktur. Devlet kendisine vatandaşlık bağı ile bağlı bulunan bütün vatandaşların devletidir. İnsanların düşüncelerinden dolayı tutuklanmaları ne kadar yanlış ise düşüncelerinden dolayı hâkim ve savcı olamamaları da bir o kadar yanlıştır. Bu nedenle gizli benlik kavgaları sona erdirilmeli ve yargıya neşter vurulmalıdır.
Next