İki dilli tartışma denildiği zaman aklımıza hemen Türkçe ve Kürtçe gelmektedir. Halbu ki, dünyada üç yüzden fazla dil yaşanmaktadır. Ancak Kürtçe dışında bu kadar dillerin yaşanmasından ve konuşulmasından herhangi bir ses çıkmamaktadır. Acaba Kürtçe üzerinde estirilen fırtınaların altında neler yatmaktadır? Yoksa Kürtçe şeytanların kendi aralarında konuştukları, şeytan lanetlenip kovulunca onunla beraber bu dil de Allah tarafından lanetlenip kovulmuş mudur? Ben başta Kur’an, Sünnet, İslam tarihi ve fıkıh olmak üzere şimdiye kadar bütün dini kaynakları inceledim. Ancak böyle bir vurguya rastlamadım. Bu gibi kaynaklarda böyle bir şey bulan varsa bana yazsınlar, memnun olurum. Oysa Kur’an’ı Kerim’in Rum/22 ve Hucurat/13 ayetlerinde insanların kabile ve famile şeklinde yarattıkları, üstünlüğün Allah tarafından takvaya göre değerlendirildiği, dil ve renklerin Allah’ın varlığına delalet eden ayetler olduğu buyrulmaktadır.
       Yine, Beled/9 ayetinde ‘’insana bir dil ile iki dudak vermedik mi? diye Cenabı Allah tarafından sorulmaktadır.’’Ayrıca Resulullah (sav) de Kureyşli’nin Arap olanlara, Arap olanların da acemlere üstünlüğü yoktur, buyrulmaktadır. İşte kaynaklarda özet olarak bunlar geçmektedir. Kürtçenin yasaklığıyla ilgili ne bir ayet, ne de bir hadis bulunmamaktadır. Evet dinin, ırklara bakış açısı budur. Aksini iddia edenler hem ırkçı hem de müfteridir.
            Gelelim meclisteki tartışmalara: Geçen hafta bütçe görüşmeleri sırasında bazı BDP Millet Vekillerin Kürtçe birkaç kelime söylemeleri neticesinde nerede ise kıyamet kopacaktı. Defalarca bazı yabancı devlet adamları Türkiye Büyük Millet Meclisinde kendi ana diliyle konuşmuş, ne iktidar ne muhalefet ve ne de asker cephesinden herhangi bir ses çıkmamıştır. Ancak konuşulan dil Kürtçe olunca bir damla suda fırtınalar koparılmaktadır. Beyaz sarayda böyle bir problem yaşanmamaktadır. Bizim bildiğimiz Kabe ve Kabe’nin çevresindeki harem bölgesinde bazı hareketler yasaktır. Yoksa Kürtçenin yasaklılığı açısından T.B.M.M Kabe gibi harem bölgesi mi ilan edilmiştir?
          Osmanlı İmparatorluğunu bölen, başta İngiltere olmak üzere sözde batılı dostlar değil mi? Osmanlı’nın bölünmesi için bu batılılarla işbirliğini yapıp katkıda bulunan Arap kardeşlerimiz değil mi? Bunlar, Türkiye’ye geldiklerinde altlarına kırmızı halılar serilmekte ve haşmetli törenlerle karşılanmaktadırlar. Kürtler ise, Türklerin Anadolu’ya ayak bastıkları 1071 den itibaren inançları gereği Müslüman Türk kardeşlerine hep yardımcı olmuşlardır. Alpaslan’ın Anadolu’ya geçebilmesi için on binlerce Kürt milisi Farkin’ den Malazgirt’te gönderilmedi mi? Çanakkale’de, Urfa’da Antep’te, Maraş’ta İzmir’de, Kore’de, Kıbrıs ve diğer bütün cephelerde Türk kardeşleriyle birlikte savaşmadılar mı?
         Peki, bu kadar fedakârlıklara karşın verilecek ödül kendi dilleriyle konuşmaktan engellemek mi olmalıydı? Böyle bir kardeşlik modeli, Kur’an’da geçmediği gibi muharref Tavrat, İncil ve diğer beşeri nizamlarda da yoktur. Olsa, olsa, Kemalizm’in arkasına sığınan ırkçıların değişmez amentüsünde buna rastlanılabilir. BDP li Milletvekillerin kendi gurup toplantılarında kendi dilleri ile birbirlerine ve seçmenlerine hitap etmekten daha doğal bir hak olabilir mi? Elbette Genel kurulda Türk Milletvekillerin de konuşmaları anlayabilmeleri için Kürt Millet Vekillerin de Türkçe hitap etmeleri tercih sebebi olabilir. Önemli olan Kürtçenin dil olarak kabul edilmesidir.
         Federal Irak parlamentosunda Kürt milletvekilleri Araplara hitap ederken Arapça olarak hitap etmektedirler. Arapça bilmeyen bir milletvekili varsa konuşması tercüme edilir. Ancak şimdilik Türkiye’de böyle bir problem bulunmamaktadır.
       İşte kardeşlik ve beraberlik böyle devam eder. Kendi dilini kutsal ve meleklerin dili, her konuda sana destek veren kardeşinin dilini de yok saydığın müddetçe kardeşlik ve birliğin sağlanması mümkün değildir. Kardeşlik ortak olan maldan eşit oranda faydalanmakla sağlanır. Böyle bir birlik, hem Türklerin hem de Kürtlerin yararınadır. Hindistan, Pakistan, Japonya, Almanya, ABD, Çin, Rusya ve diğer birçok ülkede değişik halklar federasyon şeklinde birlik içinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Onlarda bir dil sorunu yaşanmamaktadır.
         Bu devletin kuruluşunda büyük emeği geçen ve nüfusun üçte birini teşkil eden yirmi milyonluk bir halkın okullarda Türkçenin yanında kendi dili olan Kürtçeyi de okuyup öğrenmelerinden daha haklı bir istek olabilir mi? Zaten Kürtlerin genç nesli, asimilasyonun en acımasız dönemini yaşamaktadır. Acaba, sıfır-yirmi yaş arası gençlerin yüzde kaçı Kürtçe konuşabiliyor veya TRT Şeş’i anlayabiliyor? Bu boşluk, ilk sınıftan Üniversiteye kadar Türkçe ile birlikte Kürtçenin de okutulmasıyla ancak doldurulabilir. Bunlar sağlandıktan sonra hiçbir kürdün ayrılık peşinde koşacağına ve dağlardaki mağaraları tercih edeceğine ihtimal veremiyorum.
         Said’i Kürdi Bediü’z-zaman Arapça ve Türkçenin yanında Kürtçenin de okutulabileceği fakültelerin Van, Bitlis ve Diyarbakır gibi yerlerde açılabilmesi için İstanbul’daki hilafet sarayına kadar gitti. İslam Birleşik Cumhuriyetleri modelinin uygulanmaya geçirilmesi için önerilerde bulundu. Eğer onun o zamanki öneri ve çırpınışı kaleye alınsaydı, şu andaki sancıların hiç birisi olmazdı.
         Nice, nice, ateist veya vicdanın sesini yitirmiş insanlar zulüm işleyebilirler. Çünkü bunların ahiretteki ilahi azaba inançları yoktur. Dünyada ne yaparlarsa onlar açısından kârdır. Ancak ben de Müslüman’ım deyip ahiretteki sorgulamaya ve dünyada gasb edilen bütün hakların ilahi mahkeme huzurunda fazlasıyla ödetileceğine inananlar, nasıl bu zulme iştirak ederler? Bu bir insan hakkıdır. Bağışlanması da mümkün değildir. Çünkü meşru olan bir hak kanunlarla yasaklanmıştır. Bir değil, iki değil, belki yüz milyonlarca Kürt bu haktan mahrum edilmişlerdir. Acaba hangisi hakkını af edecektir? Sorunun baskı ve öldürmekle bitmeyeceği yetkililer tarafından da dillendirilmektedir. O zaman herkesin aklını başına alıp inadından vaz geçmesi ve adilane bir şekilde çözüme katkıda bulunması Türk, Kürt ve bütün İslam aleminin yararına olacağı şüphe götürmeyen bir gerçektir. Allah’a emanet olun!