Bir süre önce Batman merkeze bağlı Yeniköy (Segirka) köyü ile ilgili önemli bir şikayet almıştım. Yüzlerce nüfusa sahip Yeniköy’de kanalizasyon sisteminin olduğu, ancak lağım sularının açıkta aktığı, köyün pis kokulardan geçmediği yolundaki şikayetler üzerine önceki gün Segirka’ya uğradım.
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Recep Kavuş ve değerli bir çevre gönüllümüz ile birlikte Yeniköy’e uğradığımızda yol üzerindeki bazı köylülerle karşılaştık. Kendilerine açıkta akan lağım suları şikayeti aldığımızı ve çevre derneği adına geldiğimizi söyledik.
Bir anda çok sayıda Segirkalı vatandaş, “Doğrudur, lağım sularını size gösterebiliriz” diye konuştular. Otomobilimize aldığımız vatandaşla köyün hemen aşağısına gittiğimizde karşımıza çıkan manzara karşısında donup kaldık…
YOK BÖYLE BİR SORUMSUZLUK!..
Yok öyle vahim bir tablo…
Batman gibi büyük bir kentin göbeğindeki köyde tanık olduğumuz vahim tablo karşısında gerçekten utanç duydum…
Yüzlerce nüfusa sahip büyük bir köy bu kadar mı sahipsiz olur?..
İşte vahim bir tablo karşımızda duruyordu…
Gittiğimiz alan tamamen çöplüktü…
Hayvan yünlerinden, evsel atıklara, molozlara kadar etraf çöplükten geçilmiyordu…
Yetmemiş, o çöp deryası arasındaki bir yerde, kırık bir kanalizasyon borusundan dışarıya akan lağım suları gerçeğini gözlemledik…
Otomobilden iner inmez ‘burun direklerini kıran’ tabirinin yetersiz kaldığı pis kokuyla sarsılmıştık…
Bugüne kadar halk ve çevre sağlığı adına sayısız kez aşırı pis kokuların bulunduğu alanları dolaşmış biriyim. Hiçbir yerde Yeniköy’deki gibi dehşet pis kokuyla karşılaşmadım…
Hiçbir çıkar ve menfaat için değil, halkın sağlığı için yerinde defalarca gözlem yaptığımız o kadar pis alanlar dolaşmışız ki bilemezsiniz. Birkaç örnek vermek istiyorum;
İluh deresi,
Sol sahil sulama kanalı,
Batman Atıksu Arıtma Tesisi,
İkiztepe (Gırbereşk) köyü yakınlarında açıkta akan lağım suları alanı,
yeni hal yakınında üstü açık sözde yağmur suyu kanalında akan kanalizasyon suları,
Kuyubaşı TOKİ lağımları vb gibi sayısız yerler…
Yeniköy’de beş dakikalık tespit ve foto/kamera çekimi için o lağım ve atıksuların yanında durduk. Kelimenin tam anlamıyla perişan olduk, kusmamak için kendimizi zor tuttuk…
Beş dakika bile duramadığımız bahse konu pis alanın on metre ilerisinde aileler yaşıyordu…
Evlerinin karşısında biriken lağım suları ve b.ok göleti gerçeği karşısında çaresiz analar, babalar, çocukları düşündüm, empati yaptım…
Vallahi o aileler için empati yapmak istediğimde ağlamak geldi içimden…
GEREKENİ YAPMAYANLAR SORUMLUDUR…
Hayır, hayır bu manzara karşısında devleti suçlamayacağım…
Devlet, her türlü çevresel sorunlar için kurumlar ihdas etmiş, kadrolu eleman atamaları gerçekleştirmiş, bol maaşlı yöneticiler tayin etmiş ve her türlü kirliliğin önlenmesi için trilyonlarca liralık ödenek belirlemiştir…
Toplum sağlığını, halk sağlığını tehlikeye koyan ciddi kirliliklerin sorumlusu devlet değil, görevini hakkıyla yapmayanlardır…
Açıkta akan lağım suları toplum ve çevre sağlığını tehdit ediyorsa, ilgili kurumlara düşen görev soruna çözüm bulmaktır…
Açıkta akan lağım sularının tespiti benim gibi çevrecilerin görevi mi?
Hayır. Normalde ilgili kurum ve kuruluşlar her yerdeki sorunları tespit etmek ve çözmekle sorumludurlar. İlgililer görevlerini ihmal ettikleri için biz gönüllüler gidip yerinde tespitler yapıyor ve çözümü için çağrıda bulunuyor, kamuoyu oluşturmak için çabalıyoruz…
Bunun için tehdit ediliyorsak da biz gönüllüyüz, önemsemiyoruz. Amacımız hep üzüm yemek olmuştur. Bağcı dövmeye hiç yeltenmedik…
Ancak bu kadarı da fazla…
Segirka köyündeki vahim tablo sinir katsayılarıma tavan yaptırdı. Bu kadar sorumsuzluk, vicdansızlık olur mu?
Yeniköy (Segirka) düzlük bir arazide kurulmuş. Beş metre kazdığınızda yer altı sularına ulaşıyorsunuz. Köyün içme suyu sorunu varmış…
TİROİD HASTALARININ YOĞUN OLDUĞU KÖY…
Su depoları yıllardır sorunlu olan köyde, hemen hemen herkesin evinin önünde ilkel bir su tulumbası bulunuyor…
Açıkta akan lağım suları gerçeğine rağmen, köylüler kuyu tulumba suyunu kullanıyorlarmış…
Bu nedenle köyde sürekli hastalıklar eksik olmuyormuş…
Yeniköy’de ‘guatr’ (Tiroid boğaz şişkinliği) hastalığına yakalananların sayısındaki patlamaya yıllar önce dikkat çekmiştim.
Bu hastalık hala köylüleri kırıp geçiriyor…
Sayısız ana, baba ve çocuklar bu hastalıktan ameliyat olmuş.
Sayısız genç kız ve erkekler gençliklerinin baharında boğazlarındaki şişkinlikle karşılaşıyorlar…
Köy Muhtarı ile dönüş esnasında karşılaştık. İki buçuk yıldır özellikle lağım suları dahil, köyün temel sorunlarını ilgilileri anlattığını, ancak soruna çözüm bulunmadığını söyledi…
Zaten görünen köy kılavuz istemez. Vahim tablo karşımızda duruyordu…
Evet, orada bir köy var yakında. O köy eğer bizim köyümüz ise, halkın sağlığından, çevreden sorumlu kurum ve kuruluşlar var ise, yetkilileri buyursun onlara eşlik edelim. Onlarla birlikte yine o pis alanlara gidelim…
Halk sağlığından, çevre ve toplum sağlığından sorumlu kurum ve kuruluşları görevlerini yapmaya davet ediyorum…
Makamlar oturulmak için verilmemiştir…
Batman İl Özel İdare Genel Sekreterliği,
Sağlık Müdürlüğü,
Halk Sağlığı Müdürlüğü,
Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü,
Batman Mahalli Çevre Kurulu,
İl Hıvzıssıhha Kurulu ve aklıma gelmeyen ilgililer, bence hepiniz sorumlusunuz. Hangi kurum ve kuruluş yetkilileri o alanı gezip, tespitlerde bulunmuş ve çözüm için çalışma başlatmış? Bilmek ve öğrenmek isterim. Lütfen biraz empati yapınız ve kendinizi o köylülerin yerine koyunuz.
Segirka’daki ayıba son verilene kadar inşallah soruna duyarlılığım devam edecektir.
Next