Politikacıların rakiplerini egale etmek için zaman zaman ayak oyunları yaptıkları, mizansenler düzenledikleri, tuzaklar kurduklarını biliyoruz. Bu hem bizde hem de yakından izlediğimiz dünya ülkelerinin siyasi hayatlarında örnekleri ile sabit olan bir durum.
Ancak;
Bu durumlar genellikle politikacının şahsına yönelik gerçekleştirilen olaylar olup verdikleri tahribatlar da bu ölçüler çerçevesinde gerçekleşirdi. Yani kişinin politik yaşamı ya bitir ya da bir duraksama dönemine girerdi.
Ne yazık ki son dönemde ülkemizde meydana gelen vahim gelişmeler istihbarat toplama ve bu verileri kullanma konusunda bizlerde derin endişeler yaratmaya başladı. Çünkü istihbaratları toplayanlar toplumun en hassas olduğu noktalardan vurmayı meziyet sayıyorlar.
Kişiye yüklenelim derken kişinin ailesine, çevresine, toplumuna ve hatta bölgesel ve ülkesel nüfuzuna yönelmeyi hedefliyorlar veya icraatları böyle sonuçlar doğuruyor ki bundan hem politik yaşam hem de ülke zarar görmeye başlıyor.
YENİ TREND SES VE SEX KASETLERİ
Son dönemdeki çalkantılı politik yaşamı incelediğimizde aynı cephede görünenlerin ya da rakip cephede görünenlerin bu alanda topladıkları bilgileri özellikle seçim zamanlarına denk getirerek piyasaya sürdüklerini gözlemliyoruz.
Bu durum sadece bir siyasi parti veya bir siyasi kişilik için gerçekleştirilse istisnai sayacağız ancak öyle değil çok iyi organize edilmiş bir durumun var olduğu hemen hemen herkes ile ilgili bilgilerin toplanıp derlendiği ve istendiği zamanda piyasaya sürüldüğü izlenimi hakim görüş.
Geçen seçimlerde gerek parti kongresi adaylıklarında gerekse seçimlerde uygulanan yöntemleri hatırlıyoruz. MHP’de başkanlık yarışları esnasında yaşananlar biliniyor. Aylarca ve belki yıllarca saklanan ses ve görüntü kasetleri bu çekişmeler sırasında kamuoyuna sunuldu. Tehdit istedikleri biçimde sonuçlanıncaya kadar ard arda kasetler yayınlamayı sürdüren kesimler oldu. Bu durum birden fazla Genel Başkan yardımcısının başını yedi.
Mesele bununla mı sınırlı deseniz değil tabi!
CHP’deki olayı hatırlayalım. CHP yönetiminde değişikliklere zemin hazırlamak amacı ile yapıldığını düşündüren olayda Genel Başkan Deniz Baykal’ın sekreteri ile yaşadığı ilişkiler kaset halinde kamuoyuna sunuldu. Bu kasetin yayınlanmasından sonra CHP’de büyük değişimler yaşandı. Hem yönetim ve yönetici bazında hem de yönetim anlayışı bazında değişiklikler gerçekleştirildi.
Aynı durum BDP’de uygulandı. Bir milletvekili Denize girdi diye gazetelere manşet edildi. Öyle bir zamanla komplosu gerçekleştirildi ki kişi kendini savunma zemini bile bulamadan cezaya tabi tutulmuş oldu.
Ve şimdi sıra AKP’de. Özellikle paralel yapının deşifre olması ile birlikte aynı senaryoların iktidar partisi AKP için devrede olduğunu görüyoruz. Artık bu kaset zihniyetinin kaynağının neresi olduğu tartışılmıyor. Çünkü taraflar beli olmuş ve çatışma açık bir şekilde devam ediyor. Gülen Cemaati iktidarı yıpratmak ve düşürmek için gücünü kullanmaya başladı. Elindeki verileri kullanmaktan çekinmeyeceği de açık. Şimdilik yaptıkları iktidarı ses kasetleri ile iyice köşeye sıkıştırmaya başlamak. Bu şekilde imajını zedelemek ve yargılama alanına sokmak. İkinci darbe de buradan vurulacak yargıdaki güçleri de önlerine gelen dosyalar hakkında gereğini yapacak. Ses kasetlerinin istenen etkiyi yapmadığını ve yeterli etkiyi yaratmadığını düşünmeleri durumunda ellerinde bulunan (eğer varsa) görüntü kasetlerini piyasaya süreceklerinden şüphe duymamak gerekiyor. Çünkü bu kadar organize çalışan ekiplerin bulunduğu bir ülkede bu tür işleri için zaman ayrılmamış olması düşünülemez. Bu nedenle de seçimlerden sonra bir uzlaşma sağlanmazsa ki bu yapılanlardan sonra zor görünüyor paralel yapının bizzat başbakanın şahsına ve yakın çevresine yönelmesini ihtimal dışı bırakmamak gerekiyor. Bu sayede de onun cumhurbaşkanlığı konusunu tehlikeye düşürmeyi deneyeceklerdir. Bu konuda da ellerinde ne kadar ses ve sex kaseti varsa yayınlamaktan geri durmayacaklardır.
Peki, bir ülkenin politik kaderini ve geleceğini ses ve sex kasetlerine mahkum etmek doğru bur tavır mıdır?
Hele hele kendilerini dine ve millete hizmete adadıklarını söyleyen kesimlerin böyle konulara tenezzül etmeleri doğru bir tavır mıdır?
Eğer inanç sahibi kesimler böyle şeylere göz yumarsa başkalarının ne yapacaklarını varın siz hesap edin.
Sonuç: Bu ülkenin kaderini ses ve sex kasetleri ile baltalamak ve geleceğini kişisel hırslar yüzünden heba etmek hiç kimsenin hakkı değildir. Bu durum insanların yaptıkları yanlışların yanlarına kar kalması anlamına da asla gelmemektedir. Yanlış yapanlar elbette hesap vermeli ama kişisel hırslar, politik çatışmalar ve çekişmeler nedeniyle değil yanlış yapılan iş nedeniyle hesap sorulmalıdır.
Next