Değerli Okurlar, dünkü yazım anız belasıyla etkin mücadele ile ilgiliydi. ‘Devamı yarın’ diyerek aslında bugünkü değerlendirmemin de anız belasıyla mücadele olacağını belirtmiştim.


Ancak çok önemli bulduğum gelişme üzerine anız belasıyla mücadele konulu ikinci yorumumu bir gün öteliyorum. Hoşgörünüze sığınarak bugün anız belasıyla mücadeleyi değil, darbelere karşı verilen mücadelede İstanbul’daki ‘Yeni Kapı’ buluşmasını ve değerlendirmek istiyorum.


Evet, 15 Temmuz 2016 gecesi ülke idaresine silah zoruyla el koymaya çalışan güçler oldu. Bu güçler barbarca yöntemlere başvurdular. Adaleti tam olarak gözetmeyen ve kesinlikle memnun olmadığımı açıkça yazılarımla beyan ettiğim bir seçim ve hukuk sistemimiz gerçeğini biliyorum…


SİLAHLA YÖNETİLMEYE HAYIR…


Sorunlarımızın temel nedenlerinden birisinin ülkemizin askeri darbe ürünü bir anayasa ile idare edilmesi olduğunu söylüyorduk. Seçim sisteminin de 12 Eylül askeri darbe ürünü olması, önemli bir sorun olarak çözümlenmeyi bekliyordu.


Mevcut sorunlarımızın çözümü yeni bir askeri darbeden geçmiyordu. Mevcut sorunlarımızı sivil yönetimlerle çözmenin mücadelesini veriyorduk. Eksiklikleri olsa bile sivil yönetim her zaman askeri darbe yönetimlerine tercih edilir. Silahla yönetilmeye hayır diyenlerden biri olarak darbe girişimcileri emir komuta zinciriyle de yönetime el koymaya kalksa, karşı çıkmayı görev biliyordum.


Oysa ki 15 Temmuz kalkışması ile halkın iradesi tamamen hiçe sayılıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanıyordu…


Sivil halkı hava kuvvetleri marifetiyle havadan tarayan, bombalayan ve tanklarla ezen bir zihniyet, “Sizi biz yöneteceğiz” diyerek ülkede sıkıyönetim ilanına karar veriyordu…


Tüm siyasal partileri kapatma, tüm belediyelere el koyma, tüm sivil toplum ve demokratik kitle örgütlerinin kapısına kilit vurmaya çalışan eli silahlı güçler gerçeği ile karşılaşacaktık…


Halk buna rıza göstermedi. Özellikle İstanbul ve Ankara’da ölümüne bir direniş gösterildi. Tankların önüne çıkarak aziz canlarını veren nice sivil insanlarımız gerçeğine tanık olduk…


Yiğidi öldür ama hakkını ver; son bir yıldır yönetim anlayışını eleştirdiğim Sayın Cumhurbaşkanı bu darbe girişimi karşısında dik durdu. Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları itibarsızlaştırılarak derdest edilirken O, 15 Temmuz gecesinde halkla buluştu…


Darbe girişiminin bir tiyatro olduğunu ileri süren ve toplumun zekasıyla oynayanlar, çoğu darp edilerek ve itibarsızlaştırılarak gözlem altına alınan tutuklanan 150 dolayında general ile yüzlerce subay/astsubay gerçeğini göremeyecek kadar basiretsizdirler…


Cumhurbaşkanına karşıtlık bazılarının basiretini bağlıyor. Bu köşede yıllardır dünün belediye başkanı, başbakanı ve Cumhurbaşkanı olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili sayısız makalem olmuştur. Yaptığı sayısız olumlu hizmeti takdir eden, destekleyen yazılarım olduğu gibi, kendimce gördüğüm yanlışlarını eleştiren sayısız makalem de olmuştur. Allah için adil şahitlik yapma adına kimden gelirse gelsin doğruları savunan, yanlışları da eleştiren bir düşünce yapım vardır. Çıkar ve menfaat peşinde koşanlardan olmadığım için ilke ve prensipler doğrultusunda hareket ederek değerlendirmeler yapmışımdır.


Evet, bizi idare eden sivil yönetim, yani mevcut hükümetin pek çok eksikliği vardı ve eleştirmekten çekinmiyordum. Tasvip etmediğim yönetim anlayışlarına rağmen sonuçta halktan aldıkları güçle ülkeyi yönetiyorlardı. Herkesin saygı göstermesi gerekiyordu.


15 Temmuz darbecileri silahla, zorbalıkla ülke idaresine el koymayı denediler. Dediğim gibi halkın askeri yönetimi kabullenmemesi ve sivil idarecilerin de dik duruşuyla darbe önlendi. Askeri darbeye destek vermeyen ordunun emir komuta kademesi de, çeteci darbe heveslilerinin karşısında durdu. Yine parlamentoda gurubu bulunan dört siyasi partinin çok erkenden darbeye karşı Meclisi savunması, hazırlanan ortak bildiriye imza atmaları darbecilerin umutlarını berhava etti.


15 Temmuz darbe girişimi Türkiye toplumu tarafından kabul görmedi. Halk o geceden beri alanları terk etmiyor. Askeri darbe yönetimlerine karşı sivil yönetimi sahiplenen halk, ‘demokrasi nöbeti mitingleriyle’ gerçekten dünyaya anlamlı bir mesaj verdi…


7 Ağustos 2016 günü İstanbul Yeni Kapı’da çok geniş katılımlı bir miting ile demokrasi nöbeti mitinglere son verileceği duyurulmuştu. Bunu ‘taçlandırma’ olarak ifade eden Cumhurbaşkanının Yeni Kapı demokrasi mitingine milyonlarca kişi katıldı...


Sayın Cumhurbaşkanı’nın muhalefet parti liderlerini mitinge davet çağrısı olumluydu, ancak TBMM’nin ortak basın açıklamasını imzalayan HDP’yi davet etmemesi ‘Yeni Kapı’ için sıkıntının bir göstergesi olmuştur. Ancak bence hadiseyi büyütmemek gerekir. Zira davet etmemesine karşın ötekileştirici çok sert mesajları yok. HDP Genel Başkanı Yeni Kapı mitingine davet edilmesine rağmen katılmasaydı, daha ciddi problemler çıkabilirdi. Davet edilip katılsaydı, bazı provokasyonlar yaşanabilirdi.  


HDP’nin de son günlerde darbe karşıtlığı adına sürekli meydanlara indiğini biliyorsunuz. Batman’da da bir miting düzenlediler. HDP’nin kitlelerle buluşmasına darbe öncesine kadar  izin vermeyen, her yerde sıkıntı çıkaran, katılımcılara gazla müdahale eden mevcut hükümet gerçeğini biliyorsunuz. Mevcut hükümet şimdilerde ülkeyi Olağanüstü Hal ile idare ederken, HDP’ye kitleleriyle buluşma konusunda bir sıkıntı çıkarmıyor. Bu çok dikkat çekici bir gelişmedir.


Hükümet yetkilileri HDP’nin en zorlu saatlerde Meclisi sahiplenmelerini ve ortak metne imza atmalarını, darbe karşıtı konuşmalarını makul değerlendiriyor. Şu aşamada gerilimin olmaması bence hayırlı bir gelişmedir.


HDP darbe konusunda siyaseten dik durmuş, önemli açıklamalarla darbecileri mahkum etmiş, sivil idareyi savunmuş, mevcut hükümete de açıkça arka çıkan metinlerle kamuoyuna mesaj vermiştir. Bir ara alanlara inenlere yönelik mesajlarıyla aslında büyük hata yapmışlardı. Sonradan alanlara inen halkı takdir eden açıklamalarla hatalarını telafi etmişlerdir. Ancak HDP’ye yakın olan STK’lar demokrasiden dem vurmalarına karşın, her konu için sürekli alanlara inebilirken, 15 Temmuz’u protesto konusunda üzerlerine düşeni yapmamışlardır. Bunu bazı nedenler yüzünden bir yere kadar anlaşılır bulsam da, eksiklikleri olarak değerlendiriyorum.


TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın darbe girişiminin hemen ertesinde TBMM’yi toplantıya çağırması ve HDP Genel Başkanı’nın adını birkaç kez canlı yayında zikrederek ortak metni imzaladıklarını müjde olarak duyurduğunu hatırlamak gerekir. Bizzat Cumhurbaşkanı’nın ilk başlarda darbeye karşı dik durma konusunda isim vererek HDP’yi de dahil ettiğini unutmamalıyız. Hatta canlı televizyon konuşmasında da HDP’nin adını olumlu anlamda zikrederek tüm partilerin darbeye karşı dik durduklarını belirtmişti.


Yeni Kapı mitingine katılım çok yüksek orandaydı. Bazı görüşlere göre 5 milyon dolayında insan mitinge katıldı. En az üç milyon olduğu konusunda genel bir mutabakat var.


Genel Kurmay Başkanı’nın kuvvet komutanlarıyla böylesi bir mitinge katılması ve sivil idareye bağlılık mesajı vermesi önemli ve olumlu bir gelişmedir. Her ne kadar asıl darbeye maruz kalanlar kendileri olsa bile ordunun geçmişteki yapısını bilen biri olarak bu gelişmeyi önemli buluyorum.


Milyonların buluşması kötü niyetlilerin cesaretini kırmıştır. Canlı bombalardan, darbe yemiş darbeci zihniyetlilerin saldırılarından korkmadan alanları dolduran milyonlar, bence ülkemiz için yeni kapı açmışlardır. Kötü niyetliler Yeni Kapı’da bir kaos planı yapamadılarsa, inşallah yarınlarda hiçbir halt işleyemezler…


Yeni Kapı’nın hayırlı olmasını diliyorum. Milyonlar ülkenin idaresine yön verme noktasında sorumluluk bilinciyle bundan sonra da hareket etmelidir. “Sorunlarımız olsa bile silahlı güçlerle değil, sivil yönetimle üstesinden geliriz” mesajı verilen Yeni Kapı buluşması hayırlı kapılara inşallah vesile olacaktır.


Milyonlarca kişinin ve İstanbul dışında da milyonların her türlü askeri darbelere ve her türlü esarete karşı çıkma konusunda verdikleri mesajı önemsiyorum. Hükümet bu desteği iyi yönde değerlendirmeli, daha önce olduğu gibi güç sarhoşluğuna kapılmamalıdır. Halkın bu desteğini arkasında bulan bir siyasi iradeye düşen ilk görev bence acilen yeni Anayasa için adım atmak olmalıdır. Yeni Kapı’nın yeni anayasa için bir eşik olmasını diliyorum.