“ Özgür ve Demokratik bir Türkiye için Emekçiler Vana yürüyor” mitingi başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. İstanbul –Kadıköy’de Türkiye Barış Meclisince gerçekleştirilen “Artık yeter barış istiyoruz” mitinginden sonra şark kanadının Van mitingi hem barış severlerin hem de dünya barış temsilcilerinin yüreğine umutlar serpmiştir.

      Son dönemde Türkiye’de artık savaş ve gözyaşı istemeyenlerin alanlara çıkarak yüzbinlerle kendilerini ve taleplerini ortaya koymaları ülkemizde yıllardır süren ve on binlerce insanımızın canına mal olan savaş ortamının terk edilerek barış ortamına geçilmesi umutlarını artırmaya başlamıştır. Türkiye’nin batısında İstanbul mitingi doğusunda ise Van mitingi bu anlamda üzerinde dikkatle durulup değerlendirilmesi gerekiyor.

      Türkiye’de adına ne derseniz deyin ister düşük yoğunluklu çatışma deyin isterseniz  yüksek yoğunluklu çatışma,ister ulusal mücadele deyin isterseniz asi bir ayaklanma ama sonuç olarak yıllardır süregelen 50 bine yakın vatan evladının hayatını kaybettiği.4 bin civarında köyün boşaldığı,yüz binlerce insanın göç etmek zorunda kaldığı ve on binlerce insanın cezaevlerinde ömür çürütmek zorunda kaldığı bir çatışma ortamı mevcut. Bu acının en büyük cefakarları ise kesinlikle emekçi halk kesimleri olmaktadır.Hani kimi canından kimi malından derler ya işte o can kısmı hep emekçilerin payına düşüyor ne yazık ki?

     Bunun bir sonucu olsa gerek emekçiler artık mücadele alanına çıkarak “Savaş değil Barış” diyorlar. Ülkenin çatışma alanında emekçiler bir araya gelerek Van’da toplanıyor ve savaşın sona erdirilmesi için çatışmaların bitirilmesi için demokratik yöntemlerle Türkiye’deki Kürt sorunu başta olmak üzere sorunların diyalog yoluyla çözümü için biz de varız diyorlar.Emekçiler artık bizim evlatlarımız birbirini öldürmesin öldürmek zorunda kalmasın diyorlar.Birilerinin artık bu sese kulak vermesinin zamanı gelmiştir.Ülke idare etmek sadece yasaları değiştirmek gayretinden ibaret değildir.Ülke sorunlarının çözümünü de beraberinde getirmek zorunda .Ülke sorunlarını görmezlikten gelerek çözmenin imkanının kalmadığını artık herkes görmüştür. Kürt sorunu yoktur derseniz sorun kendiliğinden çözülür mantığının sorunları çözmediğini gördük.

      Medyanın susturularak yada sus payı verilerek bu kadar duyarsızlaştırılmasını da anlamak pek mümkün değil.Bu ülke hepimizin ise bu ülkenin sorunlarının çözümü konusunda da gayret sarf etmek gerekmektedir.Eğer Basın vatandaşların tamamının sorunlarını ve taleplerini yansıtma yerine bir bölümünü görmeme politikalarına çıkarları gereği benimsiyorsa ülkede örtülü bir sansürden bahsetmek mümkündür.Oto kontrol adı altında böylesi sansürlemelerin ülke gelişimine katkı sunmadığı açıktır.Kaldı ki bu taktiği hükümet de yürütmüş ancak başarılı olamamıştır.

    Van, geçen nevroz olaylarında polislerinin kol kırma operasyonu ile ülke gündemine girmiş ve her taraftan tepki toplamıştı.Barış mitinginin burada düzenlenmesi,Özgür ve demokratik bir Türkiye için emekçilerin Van’a yürümeleri bir anlamda böylesi baskıya karşı verilen bir cevap olarak da algılanmalıdır. Cüneyt’lerin kollarına kırarak Türkiye’ye barış ve özgürlüğün getirilemeyeceği aksine kol kırma yerine sempati ve hoşgörü sergilenerek olayların çözümüne katkı sunulubaliceği bir kez daha ortaya konulmuş olmaktadır.

    Türkiye Doğusunda da  Batısında da Özgürlük,barış ve kardeşlik istediğini alanlara çıkarak ortaya koymuştur. Barış severler karadan yürüye yürüye barış demişlerdir.Hiçbir Barış sever Havadan izleyerek, bombalamalar yaparak,külhanbeyliği ile sorunların çözülebileceğine inanmamaktadır.Artık Türkiye Barış demektedir.Gördük ki operasyonlar,öldürmeler,yasaklamalar sorunu çözmüyor.Vatandaşların sesine,emekçilerin sesine kulak vererek biraz da barış demeye ne dersiniz saygıdeğer yöneticiler!