Üniversiteler açılırken, üniversite kentleri hareketli.
Öğrenciler heyecanlı ve telaşlı.
Yeni başlayanlar için bir kente, okula alışmak ve yeni arkadaşlıklar kurmak heyecan verici olsa da aynı zamanda kaygılandırır.
Malum hayat pahalı, burs ve kredi alamayanlar, ailesi gariban olanlar için hayat zor.
Barınma, yeme içme, harçlar, yol masrafları, ders araçları…
Ne kadar çok masraf kapısı var.
Yine de üniversiteli gençlerimize başarı dolu bir dönem dilerim.
Geçenlerde medyaya da yansıyan bir haber okudum.
«Türkiye üniversite sayısında dünya üçüncüsü oldu» haberi.
Bu habere yorum yapanlar, önemli olan; nicelik mi, nitelik mi? tartışmasını başlatmışlar.
Üniversitelerde başarı kriteri ilk 100’e girmekle ölçülüyor Dünya’da.
OXFORD üniversitesi zirvede.
BAŞARININ ÖLÇÜLEBİLİRLİĞİ
Üniversitelerde öğrenci başarıları da tartışmaların odağında.
Bu yıl yine af çıktı üniversitelilere.
Af kayıtları neredeyse tamamlandı.
Başarı ve başarısızlık kelimeleri hayatımıza yön veriyor.
Ders takipleri, vizeler, final sınavları, bütünleme ve kalmak veya geçmek…
Bazıları der ki; «hayat başarı üzerine temellenir».
Şöyle düşünsek bir kez de; “başarı” ve “başarısızlık” kelimeleri dilimizden tamamen silinseydi, hepimiz daha sağlıklı ve mutlu olurduk gibime geliyor.
Bir işe başlarız ve sonrası ortaya bir sonuç çıkar.
Bunun illa bir başarı ya da başarısızlık olması mı gerekir?
O yargı tokmağı var ya; çalışkan, zeki ya da aptal, tembel vs.
Bu laflar Demokles’in kılıcı gibi her seferinde tepemize inmek zorunda mı?
Başarısızlık da bir başarı değil midir, yeni denemeler yapmak için.
Neden?
Bir şey neden sadece olduğu gibi kalmasın?
Eğer farklı bir şey istiyorsak, neden kendimizi yargılamadan başka bir şeyi denemeyelim?
“Başarısız oldum!
Ben bir başarısızım, aptalın tekiyim!” demek yerine, neden “Hay Allah!, bunu daha iyi yapmalıyım” demeyelim?
Özgüvenimizi kaybetmeden.
SÖZLÜKLERDE BAŞARI
İngilizce ve Türkçe sözlüklerde başarı, bir amacın veya gayenin gerçekleştirilmesi anlamındadır.
Kelimenin kökeni esasen Latince’den gelir.
Latince succedere fiilinden türetilmiştir.
Anlamı; “yakından takip etmek” anlamına gelen bir kelime.
Dolayısıyla, sıralamada bir kişi başkasının yerini alır veya başkasının halefi olur.
Bu bakış açısı “başarı” olur, bundan sonra gelen ise göreceli başarısız mı kabul edilecek?
Başarının ölçülebilir bir yanı yoktur; sadece olup biten bir şeydir.
Bazı şeyler elimizde değil, değiştiremeyeceğimiz şeyler var.
Kişiden kişiye değişebilir.
Peki o zaman başarı kelimesi, hem Türkçe’de hem de İngilizce’de bu kelimeyi «bir amacın veya gayenin gerçekleştirilmesi ihtiyacıyla….» diye yazılıyor.
Sonuçları değiştirmek için gerçekten bir şeyler yapabileceğimiz şeylerin normalde olacağından daha fazla olmasını sağlayabileceğimiz, olan şeylerde büyük bir rol oynayabileceğimiz yanlış inancına mı dayanıyor?
Hayatta her zaman başarı ve başarısızlık kol koladır.
Heyecansız ve umutsuz olmaya gerek var mı?
DEVAM EDECEK
Next