33 yıl önce Taksim´deki kanlı 1 Mayıs olayları bize korkularımızın esiri olmayı öğretmişti. Çünkü bazıları bizim sürekli korkularla yaşamamızı istiyordu. Onlar bu korkulardan besleniyorlardı. Böylelikle her zaman himmetlerine muhtaç olduğumuzu bize hatırlatıyorlardı.

                1 Mayıs 2010 tarihi bu tabunun yıkılış tarihidir. Devlet demokratikleştikçe, vatandaşından korkmaması gerektiğini anladıkça, halk da yasadışı eylemlerde bulunma isteğinden vazgeçecektir. Bu durum her şeyin bir anda güllük gülistanlık olacağını garantilemese de, provakatörlerin kirli yüzü daha kolay açığa çıkacaktır.

                Dünkü kutlamalar da göstermiştir ki, milletin arasına nifak sokanlar olmadıkça her türlü görüş ve düşüncedeki insanlar bir araya rahatlıkla gelebilir ve birbirlerine tahammül ederek bayramını kutlayabilir.

                Türkiye´nin korkuları sadece 1 Mayıs´tan ibaret değil elbette. Daha düne kadar Kürtçe konuşmak da yasaktı bu ülkede. İnsanlar doğuştan sahip oldukları dillerini rahatça konuşamıyorlardı. Bugün ise bunları çoktan aşmış bulunuyoruz. Artık Kürtçe gazete, Kürtçe televizyona bile insanlar alıştılar. Görüldüğü gibi ülke bölünmedi. Ama yıllardır insanları bölücülük fobisi ile korkutanların oyunları her gün daha çok deşifre olmaktadır. Deşifre oldukça da yıkmaya devam etmeye çalışmaktadırlar. Bu arada kimin elinin kimin cebinde olduğu da gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.

                Kemalist ideoloji sahiplerinin milleti korkuttukları diğer bir araç da bu ülkeye şeriat gelecek korkusuyla dindarlara zulmetmeleridir. Başörtüsünü yasaklamaları, insanların en doğal hakları olan özgürce giyinme, öğrenim görme, iş hayatına katılmalarını engellemeleridir. Sorarsanız Elhamdülillah Müslümanız diyecekler. Bu nasıl Müslümanlıksa, İslam´ın değerleriyle alay ederler, emirlerini yasaklarlar, yasaklarını helal hale getirirler.

                Yasaklarla beslenenler hürriyeti ve özgürlüğü istemezler. Demokrasiyi laikliğe feda ederler. Onlar ne Kürtlerin, ne Türklerin, ne Sünnilerin, ne de Alevilerin dostlarıdır. Onlar sadece egemenliklerini devam ettirmek için bütün bu kesimleri birbirine düşürmek için Balyoz Planları hazırlayanlardır. İrtica İle Mücadele Eylem Planı adı altında ülkeyi kan gölüne çevirmekten çekinmeyecek kadar gözü dönmüş kişilerdir.

                Türkiye korkuları ile yüzleştikçe, halkıyla barışık hale geldikçe, demokratik hakları genişlettikçe gelişecek ve büyüyecektir. Şiddete başvurulmadığı sürece her türlü fikir ve düşüncenin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Herkes düşüncesini açıkça ortaya koyabilmeli, tabu hale getirilen ideolojiler ve kişilerin fikirleri tartışılabilmelidir.

                Kişilere insanüstü özelikler yükleyerek eleştirilemez, fikirleri tartışılamaz olmaktan çıkarmalıyız. Liderleri kutsallaştırıp fikirlerini tabulaştırmak onlara yapılabilecek en büyük kötülük değil midir?

                Korkularımızla yüzleşmenin ve korkularımızdan arınmanın günlerin yakın olması dileğiyle.