Resulullah´ın doğum yılı münasebetiyle 12 Rebiül-evvel ve 23 Nisan´da olmak üzere iki yazı yazdım. Bu yazımda da Batman´da Mevlüd münasebetiyle yapılan mitingler ve okutulan mevlüdleri değerlendirmeye çalışacağız.
Daha önceki yazılarımda da değindiydim. Mevlüdden gaye, Resulullah´ın ideal ve icraatlarını gündeme getirip onu örnek almaktır. Aksi takdirde senelerden beri hatta asırlardan beri devam edegelen yanlışlar, zulümler ve İslam´dan sapmalar devam edecektir. Mevlüd münasebetiyle yapılan miting ve törenlerde insanların şuurlandırılması ve mevlüdün ruhuna uygun olarak dokunaklı mesajların verilmesi gerekir ki küfür, şirk, isyan, zulüm ve her türlü adalet ve ahlak dışı uygulamalara son verilebilsin.
Hafta içinde kutlu doğum; değişik sivil kuruluşları tarafından seminer, miting ve mevlüd okutularak kutlandı. Bunlar arasında en fazla ağırlığını hisettiren Müstazaf Der oldu. Mustazaf Der, geçen Pazar günü Yeni Otogar´ın bitişiğindeki miting alanında Peygamber sevdalıları platformu namı altında daha önce benzeri görülmemiş bir miting düzenledi. Kadın ve erkeklerin ayrı ayrı durdukları miting alanı tıklım tıklım dolup taştı. Miting alanına sığmayan kalabalık, bitişik boş alanlardan, sokaklardan ve Otogar bahçesinden mitingi takip ettiler. Mitinge Kur´an-ı Kerim´in okunmasıyla başlandı. Daha sonra Kürtçe Mevlüd okundu. Bu arada Resulullah´a bol bol salat ve selamlar getirildi. Daha sonra Doğru haber gazetesi yazarlarında Kayserili Mehmet Göktaş Türkçe bir konuşma yaptı. Mehmet Göktaş Konuşmasında Kürt ve Kürdistan sözcüklerini kullanmaktan kaçındı. Ancak Batmanlı, Diyarbakırlı ve doğulu kardeşlerimiz senelerden beri zulüm gördükleri, batıdakilerin artık bu kalabalığı görmemezlikten gelinemeyecekleri ve onların arkasında yürümek zorunda kalacakları gibi uyarılarda bulundu. Mehmet Göktaş konuşmasında, senelerden beri Türkiye´yi yönetenlerin bu halka zulüm yaptıkları, kurtuluşlarının da sosyalizmde değil, belki İslam´da olduğunu vurguladı. “Aslında Mehmet Göktaş, doğulu kardeşlerimiz” yerine, “Kürt kardeşlerimiz veya Kürdistanlı kardeşlerimiz” sözcüklerini kullansaydı, daha gerçekçi olurdu. İslamcı olarak kendilerini tanıtan Türk şahsiyetlerin artık bu duvarları aşmaları gerekir ki zulme uğrayan Kürtler de onlara şüpheyle bakmasınlar. Kürtler bu sözcükleri artık kendilerini İslamcı olarak takdim eden Türk yazar-çizerlerden de duymak isterler ve en az Prof. Doğu Ergil kadar açık konuşmalarını belerler. Daha sonra Mahmut hoca dedikleri bir zat, net ve akademik bir dille kürtçe bir konuşma yaptı. Sonunda da yine Kürtçe olarak yapılan bir dua ile tören tamamlandı.
Burada en fazla dikkatimi çeken Kürtçe mevlüdün okunması, anos ve konuşmaların çoğunluğunun Kürtçe yapılmasıdır. Zira birkaç sene öncesine kadar böyle alanlarda bu şekilde Kürtçe hitap etmek mümkün değildi. Konuşmak için güzel Türkçe konuşabilen bir hatip ayarlanıyordu. Şimdilik ise, net Kürtçe konuşabilen konuşmacılar seçilmektedir ve Kürtçe hitap etmek ayıp olmaktan çıkmıştır. Bu büyük bir gelişmedir. Aslında bu gibi mitingler, senelerden beri Kürtçenin üzerine balyozlar koyup yasaklayanlar için bir ders olmalıdır. Efendim bunu serbest edersek memleket bölünür gibi ırkçı söylemlerle buna engel oluyorlardı. Oysa mitinglerde Kürtçe konuşmalar yapıldığı halde memleket bölünmedi ve kıyamet de kopmadı. Kürdistan´daki camilerde vaaz ve hutbeler Kürtçe verilse, okullarda Kürtçe eğitim yapılsa yine memleket bölünmez. Belki aksine bunları yasaklamakla memleket bölünmeye doğru gider. Senelerdir bunlar yasaklandı. Ancak sorun bitmedi ve huzur gelmedi. Halen de Kürtçe konuşma yaptıkları için bazı kimseler Cezaevlerinde bulunmakta ve mahkeme kapılarında bekletilmektedirler. Bu bir insan ayıbıdır ve Allah´ın Kullarına karşı uhrevi bir suçtur. Türk ve Kürtler arasında güvenin sağlana bilmesi için bu engellerin kaldırılması gerekir. Türklerin Anadolu´ya geldikleri dönemde ve kurtuluş savaşlarında Kürtlerin, Türklere verdikleri gönüllü destek şu anda tükenmiştir. Onun için dil ve ırkları yasaklamak değil, belki geliştirmek dini ve insani bir vecibedir. Gönül arzu eder ki, Mustazaf Der, İslam´ın bir parçası olan ve insanlığın da ayrılmaz bir hakkı olan ana dilde eğitimin yapılması için de ayrı bir miting düzenlesin. Bunu yaparsa Kutlu doğum mitingindeki kalabalığı bulamaya bilir. Çünkü oraya gelenlerin bir kısmı PKK ye karşı bir tepki için gelmiş olabilirler. Ancak doğrular kemiyetle değil, belki keyfiyetle ölçülür.
BDP de Kutlu doğum haftası vesilesiyle Halk Evlerin dört ayrı yerlerinde Kürtçe Mevlüd okutarak kutlamalar arasındaki yerini aldı. Mevlüd, Kısa adı “Diya Der” olarak bilinen derneğe mensup hocalar tarafından okundu. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bunlar gelişmelerdir. Ben 1978 lerde Diyarbakır Meslek Yüksek Okulunu okuyordum. O dönemlerde okul, sol gençlerin kontrolündeydi. Mustafa Kemal´a yapılan saygı duruşuna alternatif olarak Lenin´e saygı duruşu zorunlu hala getirilmişti. İkide bir Lenin´e saygı duruşu var diye öğrenciler dışarı çıkarılıyorlardı. Bazen de programdaki ders yerine, Lenin´in diyalektik felsefesi hakkındaki kitapları okutuluyordu. Bu felsefe, dünyada fakirlik ve baskı altında olan birçok insanları etkilediği gibi Kürt halkını da hayli etkiledi. Bu felsefenin etkisinde kalanlar, senelerce inançsız ve ibadetsiz kaldılar. Bir de ne hürriyetlerini elde edebildiler, ne de açlıktan kurtulabildiler.
Stalin´in Kürt kavmine yaptığı ihaneti Saddam Hüseyin de yapmamıştır. Temennim o ki, bunlar tarihe karışır ve insanlar Hz. Muhammed´in ırklar üstü mesaj ve uygulamaları etrafında bir araya gelirler, sorun ve problemlerini Kur´an´a göre çözerler. İşte o zaman kardeşlik, eşitlik ve adalet gerçekleşir. O zaman birbirlerini dinsizlik veya Kürtlere ihanetle itham edenler, bir araya gelebilirler. Aynı miting meydanlarında buluşabilirler. Zulme karşı birlikte yumruk kaldırabilirler. Teraziyi iyi kurmak gerekir. İslam Şeriatı gericilikle itham edilirse veya Kürt kavminin varlık ve her türlü öğretim ve öğrenim hakkı kabul edilmezse, bir araya gelmek ve aynı hedefe doğru yürümek mümkün değildir.
Kürt kavmi asırlardan beri İslam dinini kabul etmiş ve sayılamayacak kadar alim yetiştirmiştir. Kendi kimlikleriyle kendilerini ifade edemedikleri ve devlet sahibi olamadıkları için Kürt alimlerinin hizmetleri başka kavimlere mal olmuştur. Örneğin Molla Gürani, İbni halükan, İbn El-cevzi, İbni Taymiye, Ebussud efendi, Ebu ali İbni Sina, Ebu´l-İzz, Ahmet Naim efendi, İbnü´l-Esir, Abdussamed Abdu´l-Basıt, Halid-i Bağdadi, Cüneyd-İ Bağdadi, Şeyh Sıbğatullah Arvasi, Şeyh AbdülHakim Arvasi, Said Havva, Ayetullah talegani, Said-i Kürdi, Selahaddin-i Eyyubi ve daha niceleri İslam´a büyük hizmetleri olmuştur. Ancak onların hizmetleri başka kavimlere mal edilmiştir. Onun için Her konuda İslam´la barışık olmak ve ahireti dünyaya feda etmemek Kürtlerin en büyük ideali olmuştur. Kürtler kimlikleri için mücadele verirken İslami göz ardı etmemelidirler. Çünkü sosyalizm iflas ettiği gibi kapitalizm de iflasın eşiğine yaklaşmıştır. Ortadoğu´da artık İslam gelişmekte ve insanların ümidi haline gelmektedir. ABD, bunun önüne geçmek için Orta doğuda ılımlı İslam modelini uygulamaya çalışmaktadır. Oysa İslam, Kur´an ve Sünnet´te nasıl tarif edilip uygulanmışsa odur ve başka bir modeli olamaz. Allah´a emanet olun!
Next