19 Mayıs Mahallesinde henüz hayatının baharında olan bir çocuk/genç hunharca katledildi. Gecenin o ilerleyen saatinde sesler çok uzak mesafelere bile ulaşırken bir hayvan değil de bir insan boğazlanıyor ve mahallelide tık yok. Yakın çevrede oturanlara sorduğumuzda ağızlarını bıçak açmıyor. Görende devlet sırrı saklıyor sanırsın ama hayır insanlık sınavı veriliyor da kimsenin haberi yok(!)

O yaşta birinin böylesi bir ölümü hak edebilecek ne günahı vardır, inanın anlayabilmiş değilim. Yazık çok yazık.

Ondan önce de yine Roman olarak tabir edilen (bu tabir Batman’a ithal)  bir kısım aileler arasında çocuk oyunu yüzünden çıkan ve sonunda ev ve ocakların sönmesine sebep olan ölümlü kavga olayı. Bize ne oldu? Siyaset mi, ekonomi mi yoksa toplumsal bir cinnet vakası mı bizdeki?

Ölümler meşru değil. Bir cana kast eden ebedi Cehennemde kalacak. Bu Cehennem sadece ahiret değil bu hayatında Cehennem olması demektir.

Doktora gideriz hastalanınca. Peki ya toplumsal olarak hastaysak o zaman ne yapacağız? Ya bu hastalık bulaşıcı ise?

Sokak ve caddeler rambo bıçağı satıcısı dolu. Pompalı tüfek almak için avcılar derneğine kayıt olmak yeterli. İlkel atölyelerde kuru sıkılar gerçek mermi atan silahlara dönüştürülüyor. El altından satılan tabancalar ise alıcısını mutlaka bulmakta. Burada polise çok iş düşüyor. Başta sokaklarda bıçak satanlar engellenmeli. Parası fazla olmayan genç kesim bu bıçaklara çok rahat ulaşabilmekte.

Fazla et tükettiğimizden midir yoksa genetik yatkınlığımızdan mıdır artık bilemiyorum ama “vur dediğin yerde kıran, kır dediğin yerde öldüren” bir yapıya sahibiz. Tartışmalarımız illa ki kavga ile ve kavgalarımız da maalesef kan ile bitiyor.

Kitap mı okumuyoruz yoksa mapus damı çok mu rahatımıza gidiyor?

Okullarda matematik, coğrafya yerine insanlık dersi eklense ne olur?

Belki de Cuma hutbelerine “lütfen bu gün adam öldürmeyin” diye ibareler eklemeliyiz.

Mahalle mahalle, aşiret aşiret psikoloğa gitsek iyi mi olur acaba? Mesela “bu gün Baharzık ve yarın da Tılmız toplu olarak meditasyona katılacak” mı denmeli? 

Şiddete yatkın ailelerin çocukları daha kundaktayken ilişkileri mi kesilmeli şiddetin bir sonraki nesle transfer olmaması için?

Futbol maçı ve okey için kahvede saatlerce vakit tüketenlere insanlığın erdemini konu edinen konferanslar mı verilmeli? Bilemiyorum. Ancak bildiğim bir şey varsa o’da bir şeylerin ters gittiği. Hem de hayatların karartılması adına ters gittiği.

“”””””””””””””””””””””””

Birkaç gün önce Polis geniş bir uygulama yaptı. Sokak sokak gezdiler. Vatandaşa selam verenleri vardı ve sanırım bunlar üst rütbeli polis memurlarıydı. Ancak dik dik bakanlarda vardı. Amerikan filmlerinde “iyi polis-kötü polis” uygulaması geldi aklıma. İyi polis vatandaşa sıcak davranır ve iletişim kurardı. Kötü polis ise her zaman agresif tavırlarla art niyetlileri korkuturdu. Daha sonra bu polisler de kendi aralarında rol değiştirirlerdi. Tarz ne olursa olsun polisin arada bir ortalıklarda böylesine kalabalık bir şekilde dolaşmaları ve halka “biz buradayız ve sizin için varız” tarzı uygulaması hele ki böylesine vahşi cinayetlerin işlendiği bir dönem de çok akıllıca bir hareket olarak algılandı diyebilirim.

Ergenekon tarzı yapılanmalar yıkıldıkça ve tarihe kara birer leke olarak düşüldükçe polis ile vatandaş, vatandaş ile devlet arasında sıcak köprüler kurulacaktır. Belki bu bir günde olmayacaktır. Belki biraz da sancılı olarak geçecektir bu aşama ancak sonuçta bu yapılması gereken bir şey ve yapılacaktır da.