15 Ağustos, 1984 tarihinden bu yana gergin ortamlarda geçmiştir. Ne zaman bu sıcak ayının ortalarına yaklaşılsa otomatiğe bağlanan makine gibi toplum büyük bir gerginlik ortamına girerdi. Bu gerçeklik 25 yılıdır böyle sürüp gitti.
Ancak bu sene böyle olmadı. 25 yıl önce silahlarla Eruh’a çıkılırken bu kez Kürt açılımının iyimser havası içende halk aynı yere sazlarla, müzik nameleri ile çıktı. Bu sene Eruh dağlarında silah sesleri yerine müzik sesleri yükseldi. İnsanlar ateşler yakarak barış umutlarını seslendirdi.
Bu sene iyi oldu, iyi…
Yirmi beş sene önce insanlarımız bu olgunlukta, bu anlayışta olabilseydiler. Demokratik anlayış ve kavrayış bugünkü koşullarda olabilseydi, Ülke askeri darbe yönetiminin acısını çekmemiş olabilse ve zihniyet farkı yüzünden insanlar birbirlerinin canına kıymamış olabilseydi belki 25 yılda yaşadığımız acıları yaşamamış olacaktık.
Ama olmadı, olamadı. Mahşeri kalabalık içerisinde birbirimizi görmek istemedik. Gerçekler, Yalanlara yenik düştü.
Demokrasi, darbeye yenik düştü.
Kardeş kavgası, kardeş sevgisini bastırdı.
Var olmanın ispatı, ölümle kanıtlanmak zorunda kalındı.
Bireysel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçti.
Vatanseverlik adları altında ülke kaos ve savaş ortamında yaşatılmaya yönlendirildi.
Kırk bin insan öldü.
Dört bin köyün sakinleri yer değiştirdi.
70 bin korucu oluşturuldu.
Ama çözüm olmadı.
Şimdi barış umutları doğdu. Hükümet açılım peşinde. Herkesin fikrini almaya çalışıyor. DTP de aynı çaba içerisinde kendi Kürt kitlesini yumuşatmaya barışa hazır hale getirmeye çabalıyor. Aynı çabayı dağlardaki silahlı mücadeleyi başlatan PKK’ de de görüyoruz. Onlar da adil ve demokratik bir barışın talepçileri.
Yani ülkede dar milliyetçi anlayışların ürünü olmayan bütün kesimler barış istiyor. Adil ve kalıcı bir barışın sağlanması için de mutlak surette cesaretle işin peşinde koşmak gerekiyor.
Bu yolun zorluklarla dolu dönemeçlerinden geçerken, gerçekleri asla hatırdan çıkarmamak lazım.
Bu gerçeklerden en önemlisi bu ülkenin artık kardeş kavgalarını sürdürecek takatinin kalmadığıdır.
Kürt tarafı bugüne kadar değişik şekillerde taleplerini gündeme taşımıştır. Öcalan’ın yol haritasında nelere yer vereceğini bilmiyoruz ancak bugüne kadar kamuoyuna yansıyan talepler;
Operasyonların durdurulması ve ateşkes sağlanması
Hakikatleri araştırma komisyonunun kurulması
Demokratik bir anayasanın hayata geçirilesi ve vatandaşlık kavramının yeniden düzenlenmesi
Kürtçe dili üzerindeki yasakların kaldırılarak eğitimde kullanılması
Akil adamlar kurulunun oluşturulmasını
Koruculuk sisteminin kaldırılmasını
Dağdan inenlerin sosyal ve siyasal yaşama katılmaları için zemin hazırlanması
Bölgenin kalkındırılması için ekonomik yatırımların yapılması
Köye dönüş imkânlarının sağlanması
Cezaevlerindeki siyasi tutsakların serbest bırakılması şeklindeydi.
Hükümet açılım paketini hazırlarken mutlaka bu talepleri de göz önünde bulunduracaktır.
Açılım paketinde açıklanacak olan konuların taraflar açısından beklentileri zorlayan veya karşılayamayan yönlerinin olabileceği muhakkaktır.
Buna rağmen ortam ve bakış açısı artık dağlara sazlarla çıkılmasını engelleyecek bir anlayış olmamalıdır. Silahlar susmalı sazlar çalmalıdır. Kin ve nefret gitmeli sevgi gelmelidir. Acısı olanların acılarının dindirilmesi için bütün imkânlar kullanılmalıdır. Dağlarımızda yanan ateşler sevinçlerin göstergeleri olmalı…
Next