Geçen haftanın en çok tartışılan konulardan biri Memur Sen üyelerine yönelik olarak Toki tarafından yapılması planlanan 672 konutluk projenin il Genel Meclisince kabul edilmemesiydi.
Memur sen yöneticileri durumu protesto etmek için Özel İdare binasında bulunan DTP Meclis odasının kapısına siyah çelenk bıraktılar. Yaptıkları basın açıklamaları ile de durumu siyasi hesaplaşma kategorisine indirgediler.
Buraya kadar olan bölümü biraz anlamak mümkün ancak gelişmeler bununla bitmedi. Başta AKP İl Başkanı Sayın Ziver Özdemir ve bazı il yöneticileri olmak üzere değişik kesimlerden değişik açıklamalar yapıldı. Meslektaşlarımızdan da değişik yorumlarda bulunanlar oldu.
Öncelikle konuyu değişik boyutları ile el almak gerekmektedir. TOKi’nin Memur sen üyelerine yönelik olarak yapmayı düşündüğü konutlar için alınan kararı ilin ekonomisiyle, Yatırım yapmakla, İşsizliğe derman olmakla ilişkilendirmek yanlış ve yönlendirilmiş bir mantığın ürünüdür. Çünkü çok iyi bilmekteyiz ki bu bölge için ve ilimiz için yatırım yapılmasını en fazla isteyenlerin başında Memur sen üyelerinin kararlarını beğenmedikleri il genel meclisi üyeleri gelmektedir. Bu il genel meclis üyeleri ve tabi oldukları anlayışı ilin yatırımlarını engellemekle suçlamak abesle iştigalden başka bir şey değildir.
Memur Sen adına yapılan açıklamada İl Genel Meclisinde alınan kararın;”…. Hoşgörüden uzak, siyasi taraftarlık ve tahammülsüzlük kokan bir karar” olduğu savunulmaktadır.
Bize göre böylesi bir konuda en son konuşması gereken Memur Senin sayın yetkilileridir. Bunun nedenlerine bakmakta fayda vardır.
1- Toplu Konut idaresi; Ülkemizin yaşadığı hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşme sebebiyle oluşan konut ve kentleşme sorunlarının çözülmesi ve üretimin artırılarak işsizliğin azaltılması amacıyla, 1984 yılında kurulmuştur. Toplu Konut İdaresi Başkanlığının işlevi Türkiye’de konut üretim sektörünün teşvik edilerek hızlı artan konut talebinin planlı bir şekilde karşılanmasını sağlamaktır. Daha çok dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın nitelikli konut ihtiyacını sağlamaya yönelik çabaları görülmektedir. Görevleri arasında, Yurt içi ve yurt dışında doğrudan veya iştirakleri aracılığıyla proje geliştirmek; konut, altyapı ve sosyal donatı uygulamaları yapmak veya yaptırmak ile İdareye kaynak sağlanmasını teminen kar amaçlı projelerle uygulamalar yapmak veya yaptırmak da bulunmaktadır.
Durum böyle iken Başbakanlığa bağlı olan bu kurumumuz sadece Memur Sen üyelerinin taleplerinin değerlendirildiği bir projeye onay vermiştir. Memur Sen TOKİ’nin yapacağı konutlara kayıt olmak için kendi sendikalarına üyeliği zorunlu koşul olarak ön görmüş ve memurlar arasında ayrımcılık yapmıştır. TOKİ konutlarını peşkeş çekerek memurların memur sen’e üye olmaları için sıkı bir çalışma yürütmüştür. Anayasanın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesi; “ Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde (…) kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” Demektedir. İdari makamlar böylesi bir projeye memur sen üyeleri dışındaki memurların kabul edilmemesine göz yummakla zaten işin başından beri ayırımcılık yapmış sayılmıyorlar mı?
2- Türkiye emek hareketi yıllardır alanlarda mücadele sürdürmektedir. Ülkenin temel sorunları konusunda üzerine düşün baskı oluşturma görevini bütün olanakları ile kullanmak gayreti göstermektedir. Bu Mücadelenin öncülüğünü de KESK ve Bağlı sendikaları yürütmektedir. Başta Demokrasi ve İnsan Hakları olmak üzere ülkeni temel sorunlarının çözümü noktasında mücadele eden Memurların Toplu Sözleşme ve Grev hakkı için olanaklarını ve gücünü bütün alanlarda kullanan Türkiye Emek mücadelesi öncülerinin üyelerini iktidarın olanaklarını kullanarak kendi sendikalarına yöneltenler hangi hoşgörü ve tahammül örneğini göstermektedirler?
3- DTP Meclis üyelerinin odalarına siyah çelenk bırakan Memur Sen üyelerinin bu tavırlarını demokratik tepkinin ortaya konulması olarak kabul etmek gerekmektedir. Bunu en iyi algılayanlar da şüphesiz işin muhataplarıdır. Ancak Yıllardır emek mücadelesi verilirken, bedel ödenirken ortalıklarda görünmeyenlerin bugünkü koşulların oluşmasına öncülük edenlerin kapılarına siyah çelenk bırakmadan önce biraz düşünmeleri gerekmez miydi?
Bu ülkede sosyal devletin bir gereği olarak herkesin konut sahibi olmasını istememek mümkün değildir. Özellikle dar gelirli kesimlerin bu haktan mahrum edilmemesi gerekmektedir. Bu açıdan her ne kadar politik bir yaklaşım kararı ile kabul edilmiş olsa bile Memur Sen konutlarının yapılmasında fayda görmekteyiz. Buna rağmen Yavuz Hırsızın ev sahibini yakalaması gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu da belirtelim. Bütün politik kuralları oynayıp imkânları sadece kendinden olanlardan yana kullanacaksın sonra da ilk karşılaştığın itiraza siyah çelenkle karşılık vereceksin, ilginç gerçekten ilginç!
Next