Açık söylemek gerekiyor. Hiçbir zaman bu olaylar olmadan önceki kadar kürt sorununun demokratik ve siyasi yöntemlerle çözülebileceğine inandığım kadar inanmamıştım. Umutluydum ve gözlemlerime göre de umutlu olmam için çok neden bulunmaktaydı.
Silahlı çatışmalar döneminin sona erme ihtimali bizi sevindiriyor ve umutlu kılıyordu. Hele hele yapıldığı söylenen İmralı görüşmeleri, 12 Haziran seçim sonuçları bizi bu işin parlamento çatıyı altında çözüme götürebileceğine inandırmaya başlamıştı.
Her şeyin güllük gülistanlık olduğunu elbette söylemek mümkün değildi. Ancak yaşadığımı süreçleri göz önünde bulundurduğumuzda ne kadar ilerleme kaydedildiğini görmeyecek kadar da kör değildik.
Bu ülke hepimizin dendiği andan bu yana ülkenin güzelliklerle anılması için ne kadar da azimle gayretle sorunların çözümü için çabalıyorduk.
Parlamenter demokratik sistem içerisinde sorunların çözümüne olan inancımızı elbette yitirecek değiliz ancak açıkça söylemek gerekirse son olayların bir çuval inciri berbat etmeye yönelik olduğunu da ortadadır.
Temmuz ateşi etrafını yakmaya başladı. Birileri bir yerlerden planlı ve bilinçli olarak ortamı dinamitledi. Bu dinamit yüreğimizin tam ortasında patladı. İnsanlar öldü, insanlar yandı.
Olup bitenleri öylesine masumane bir eda ile çatışma çıktı demekle geçiştirmek doğruyu görmeyi engeller. Ölen insanların uçaklardan atılan bombalar sonucu çıkan yangından veya rus yapımı alev salan el bombalarından çıkmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği açık ancak bu ortaya çıkan sonucun yıkıcılığını ortadan kaldırmıyor.
Hiç kimsenin masum olmadığını da belirtmek gerekiyor. Bu kadar hassasiyetin yaşandığı ve olaylar olmasın diye herkesin dualar okuduğu dönemde operasyon emrini vermek fitili ateşlemekten başka bir anlama geliyor mu?
Ya polislere yönelik eylemlere, adam kaçırmalara, şantiye basmalara ne demeli?
Bunların emrini verenlerin ortamı germekten uzak durduklarına inanmak kolay olmasa gerek. Bir olgunun hayata geçmesi isteniyorsa o olguyu ortadan kaldıracak girişimlerden de uzak durmak gerekiyor. Son olayların ve ölümlerin gerçekleştiği operasyonun temel dayanağını kaçırılan askerler ile sağlık memuru oluşturdu. Takip oldu ve çatışma çıktı. Sonuç kesin sonuç olmasa bile resmen kabul edilen 20 can kaybı ve en az 7 yaralı insan. Çatışmalar ve operasyonlar devam ediyor. Yer yer şehir merkezlerinde de olaylar çıkmaya başladı. Siirt”te bir polis düzenlenen saldırı sonucunda yaşamını yitirdi.
Ölenin bu taraftan ya da o taraftan olması sonucu değiştirmiyor maalesef. Ölen her can bu toprağın canı ve insanı seven neden dolayı seviyorsa, o nedenden dolayı üzülmesi kahrolması gerekiyor.
Bu olup bitenlere bakarak sokakları ateşlemeye çalışanların da iyi düşünmelerinde fayda bulunmaktadır. Birkaç masa ve sandalye yakmakla ülkenin sorunları hal olabilseydi sorunu çözmek çok kolay olacaktı.
Çok hassas bir dönemden geçildiği açık. Herkesin sorumlu davranmaya yapıcı olmaya gayret göstermesi gerekir. Kimsenin canı tek taraflı yanmıyor. Biz bundan önce yazdığımız yazılardan birisinde “anneler ölüm istemez!” demiştik. Gidin o annelerin yanan yüreklerine sorun bakalım ne düşünüyorlar. Sizin bizim sağ olmamız onların yüreklerindeki ateşi söndürüyor mu?
Temmuz ateşi yine yakmaya başladı. Dileriz ki bu ateş tez söner. Yaşamını yitirenlere Allahtan rahmet ailelerine başsağlığı diliyoruz.
Bu çatışmaların bir an evvel son bulmasını talep ediyoruz. İnsan yaşamı bizim içim temel ve vazgeçilmezdir. Kimin olursa olsun bir canın kaybedilmesine tahammül gösteremeyiz.
Next