İnsanın kendisini ve çevresini temiz tutmaya çalışması bir medeniyet göstergesidir. Bu temizlik kişisel temizlik, ev temizliği, ev eşyalarının temizliği şeklinde kendini göstermektedir. Son yıllarda temizlik ürünlerine daha da artan miktarlarda harcama yapılmaktadır.
Özellikle titiz bayanların bazen çok aşırı kaçan temizlik takıntıları hem kendi hayatlarını hem de çevrelerindekilerin hayatlarını tabiri caizse berbat etmektedir. İnsanın kendini ve çevresini mikroplardan koruması, sağlığını düşünerek titiz davranması güzel ama, bunu yaparken aşırıya kaçmak, kişide bağışıklık sisteminin tehlikeye girmesine neden olabilmektedir.
Ama burada bir terslik var. Evlerinin içini en iyi şekilde temizleyen bazı hanımlar, bu titizliği sokak ve çevre temizliği söz konusu olduğunda o kadar da titiz davranmadıkları gibi vurdumduymaz da olabilmektedirler. Nasıl mı? Örneğin, evlerinin balkonlarından sokağa çocuk bezlerini rahtlıkla atabilmekte, sofra bezlerini sokağa veya bahçeye silkeyebilmekte, çöplerini açık bir vaziyette atabilmektedirler.
Evlerimizin içi kutsal da sokaklarımız çöplük alanı mı? Bu nasıl temizlik anlayışı? Bayanlarımız bu konuda fazla haksızlık etmeyelim. Çünkü erkeklerimiz de yere rahatlıkla tükürebilmekte, arabalarında içtikleri sigara paketlerini caddeye savurabilmekte ve bunu yaparken de hiçbir sıkıntı duymamaktadırlar. Söyler misiniz, bu kadar çevreyi kirleten insanların bulunduğu bir şehirde kaç temizlik görevlisi şehri temizlemek için çalışması gerekir?
Ve gelelim manevi kirlenmeye. Manevi kirlenme maddi kirlenmeden daha vahimdir. Daha çok para kazanmayı kutsamak, kazanırken helal- haram sınırlarına dikkat etmemek, fakirin malındaki hakkını vermekten imtina etmek, Allahın farz kıldığı zekatı bile vermekten çekinmek manevi kirlenmenin en açık örnekleridir.
Bunlar yoksulluk korkusuyla en ufak bir sadakayı bile vermeyenlerdir. Toplumda gelir-gider dengesinin daha çok bozulduğu günümüzde muhtaçlara sahip çıkmak, onların ihtiyaçlarını kısmen de olsa gidermeye çalışmak en büyük erdemlerden biri değil midir?
Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir, Hadisi Şerif-i basit bir söz değildir. Apartman hayatının yalnızlaştırdığı, bireyselleştirdiği insanımız, bencillik ve egoizm ile hayatını sürdürmeye devam ettikçe, başımıza daha çok musibetler gelecektir.
Rahmet şükür ile gelir. Şükrü unutan, nimetlere nankörlük eden, kendi mutluluğunu başkalarını sömürmekte bulan zihniyetin sonu tarih boyunca iyi olmamıştır.
Next