Devlet Demiryolları, karayollarını yapma gücümüzün bulunmadığı dönemlerde ulaşımın sağlanması konusunda önemi azımsanamayacak işler yaptı. Demiryolu ağı döşenerek nakliyatın sağlanması için çaba gösterdi.

Demiryolu politikası konusunda epey şey söylemek mümkün ancak biz geçmişi değil günümüz ve gelecek için yapılması gerekenler konusunda birkaç hatırlatma yapma ihtiyacı hissediyoruz.
Çünkü;
Zamanında mevcut demiryolu ağı döşenirken ülkenin ve yerleşim yerinin ihtiyaçları göz önünde bulundurulmuştur. Şehir veya yerleşim merkezlerine yakın yerlerde geçen hatlar kurulmuş ve ulaşım sağlanmaya çalışılmıştır. Bu durumdan milyonlarca vatandaşımız da istifade etmiştir.
1940’lı yıllara kadar Tren yolu Diyarbakıra kadar gelmekteydi. Son nokta Bismil civarlarındaymış. Ancak Batmanda Petrolün bulunması ve üretilen petrolün naklinin sağlanması gündeme gelince devlet erkanı konuyu değerlendirmiş ve demiryolunun Batmana kadar gelmesine karar vermiştir. Hattın Kurtalan’a kadar gittiğini de bilmeyen yok zaten. Hatta 1948 senesinde İnönü ve diğer devlet erkanının demiryolu ile Batmana gelerek Ramandaki petrol kuyularını incelediklerini de biliyoruz.
O zamanlar Batman İluh denilen bir köyden ibaret olup şimdiki yeşiltepe mahallesinin bulunduğu tepe civarında kurulu 20-30 evlik bir yerleşim yeri. Dolayısıyla yeni yapılan demiryolu de yerleşim yerinin dışından geçmiş ancak gel zaman git zaman Batman hızla gelişince 1955 tarihinde Belediye Teşkilatına 1957 tarihinden de ilçe teşkilatına kavuşuyor.
Köy hızla gelişerek önce nahiyeye ardından da ilçeye dönüşüyor. Dolayısıyla döşendiğinde şehir dışında olan demiryolu da kentin içinde kalmaya başlıyor. İlerlemesini aralıksız sürdüren Batman 16 Mayıs 1990 tarihinde il olduğunda ise demiryolu rayları bütünüyle kent içinde kalmış ve trafik güvenliği konusunda sorun oluşturan bir konuma gelmiştir.
Gerek araçların geçişi için gerekse yayaların geçişi için uygun ve yeterli hemzemin geçitlerin yapılamamasından kaynaklı olarak zaman zaman kazalar meydana gelmiş can ve mal kayıpları oluşmuştur. Mevcut durumda bile bu tehlike durumunu korumaktadır.
Bu sorunun çözümü için gerekli olan şey Devlet Demiryollarının geçiş güzergâhını kent dışına taşımasıdır. Sinan köprüsünden itibaren döşenecek yeni bir hat ile kent dışında Kurtalan bağlantısının sağlanması. TÜPRAŞ bağlantısının ise Ermîyê (Erköklü) tarafından sağlanmasıdır.
Ancak bu yapılıncaya kadar geçecek sürede de kentiçi ulaşım güvenliğinin sağlanması gerekiyor. Bu durumun sadece ilimize özgü olmadığını Türkiye’nin değişik yerleşim yerlerinde de aynı sorunların var olduğunu da hatırlatalım.
Kentiçindeki hemzemin geçitlerin sorumluluğu yolu yapan kuruma ait. Yani karayolu, Karayolları Genel Müdürlüğüne ait ise ona Belediyeye ait ise Belediyeye ait.Ancak bu kurumların bu görevlerini bazen teknik imkansızlıklar bazen de maddi imkansızlıklar nedeniyle yerine getiremediklerine de tanıklık etmekteyiz.
Sorunun çözümü babında son olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından 3 Temmuz 2013 tarihli ve 28696 sayı resmi gazetede yayınlanan bir yönetmelikle konunun sağlıklı bir altyapıya ulaştırılması için belirlemeler yapıldı. Bu yönetmelikte konu ile ilgili kriterler belirlenirken yönetmeliğin sonunu eklenen geçici bir madde ile de;
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Mevcut demiryolu hemzemin geçitleri, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içerisinde, bir defaya mahsus olmak ve ödeneği Bakanlık bütçesinden karşılanmak üzere TCDD tarafından bu Yönetmeliğe uygun hale getirilir.”denilmektedir.
Bu durum Belediyeleri rahatlatan bir durumdur. Çünkü oldukça maliyetli olan bu durumun bakanlık tarafından düzeltilecek olması hem parasal hem de teknik konuda oldukça kolaylaştırıcı olacaktır. Bu durumda yapılması gereken Belediyelerin TCDD ile sıkı bir işbirliğine girerek konuya bir çözüm bulmalarıdır.
Bu sayede hem trafik kazalarından kurtulmuş olacağız hem de güvenli bir ulaşım imkanı yaratılmış olacak.