Geçen ayın en tartışılan konularından biri Ermenilerden özür dilenmesi meselesiydi.1915 olayları ve sonrasında başlayan Ermeni tehciri sırasında Ermen nüfusun uğradığı kayıplar konusunda tarihsel sorumluluk adına bir grup aydının başlattığı “Özür diliyorum” kampanyası bir hayli tartışıldı.

Kimine göre Osmanlı topraklarında yaşayan 2 milyon Ermeniden bir buçuk milyonu hayatını kaybetmiş geride kalanlar ise canlarını zor kurtarabilmişlerdi. Kimine göre ise böylesi bir durum söz konusu değildi. Kimilerinin “Soykırım” diye tabir ettiği tehcir kimine göre karşılıklı çatışmalarda ortaya çıkan sonuçtu.

Ancak ortada bir gerçek var ki o da Ermenilerin büyük bir bölümünün katledildiği gerçeğidir. Adına ne derseniz deyin, ister özür dileyin ister dilemeyin, isterseniz bu işi tarihe veya tarihçilere bırakın isterseniz hukuk ve hukukçulara ama bir gerçek var ki bir insanlık dramı yaşanmıştır.

Doğu Anadolu’daki sınır yerleşim yerlerinde ki çatışmalarla sınırlı kalsa ya da sadece oradaki insanların tehciri söz konusu olsaydı durumu saldırılara karşılık vermek olarak nitelendirmek abartılı olmazdı. Ancak konu ile ilgili kaynaklar incelendiğinde durumun ülke genelinde yaygın olduğunu görmek mümkündür.”Oradaki Ermenileri Kürtler öldürdü o zaman Kürtler özür dilesin” yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Kaldı ki İster Kürtler olsun ister başka bir etnik yapıdan gelenler olsun kimin hatası varsa karşılığında özür dilemesini de bilmelidir.

Bu konuda son olarak Talat Paşanın belgeleri kitap olarak yayınlandı. Bu belgelerde ortaya çıkarılan iddia ya da kayıt altına alınan bilgilere göre Tehcir olayı ile azalan Ermeni nüfus 972 bin imiş! Tehcir uygulanan yerler ve İstanbul’daki toplam Ermeni nüfus sayısı 1 milyon 112 bin 614.Tehcir sonrası kalan Ermeni nüfus ise 284.157.

Tehcir farkı 972 bin

Talat Paşa’nın belgesinde, 1914’teki (hicri 1330) nüfus kaydı ve tehcir sonrası nüfus karşılaştırılıyor. Belgeye göre, Ermeni nüfusu 1914’te 1 milyon 256 bin 403. Tehcir uygulanan yerler ve İstanbul’daki Ermeni nüfusun toplamı 1 milyon 112 bin 614. Tehcir sonrasında ise bu sayı 284 bin 157 olarak görülüyor.
Belgeye göre, Ermeni isyanlarının olduğu Doğu illerinde tehcir sonrası hiç Ermeni kalmadığı görülüyor. 125 bin 657 Ermeni’nin olduğu Erzurum’da,

114 bin 704 Ermeni’nin bulunduğu Bitlis’te,

67 bin 792 Ermeni’nin olduğu Van’da,

56 bin 166 Ermeninin bulunduğu Diyarbakır’da

70 bin 60 Ermeninin bulunduğu Elazığ da tehcir sonrası nüfus sıfıra inmiş.

37 bin 549 Ermeninin olduğu Trabzon’da da durum farklı değil.
Tehcir sonrası Ermeni nüfusunda en büyük düşüşün yaşandığı vilayetlerden biri de

Sivas. Belgeye göre, tehcir öncesi bölgedeki Ermeni sayısı 141 bin iken, tehcir sonrası nüfus 8 bin 97’ye düşmüş. 

İzmit’te ise nüfus 56 bin 115’ten 3 bin 880’e inmiş
Yine Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı

Adana’da nüfus 51 bin 723’ten 12 bin 263’e düşmüş.

Kayseri’deki 47 bin 974 olan Ermeni nüfusu da 6 bin 650’ye inmiş.
Talat Paşa’nın kayıtlarına göre, İstanbul’daki Ermeni nüfusu tehcirden hiç etkilenmemiş. Tehcir Kanunu’nun uygulanmadığı birkaç vilayetten biri olan İstanbul’daki Ermeni nüfusu, tehcir öncesi ve sonrasında 80 bin olarak görülüyor. Ermeni nüfusundaki düşüşün en az yaşandığı Kütahya’da nüfus 4 bin 23’ten 3 bin 932’ye, İçel’de 350’den 252’ye iniyor. Bu şehirlere tehcir sırasında gelen Ermeniler nüfusu artırıyor.
Ankara’da ise Ermeni nüfusu 44 bin 661’den 12 bin 766’ya düşüyor.

 Talat Paşanın belgelerine göre bakıldığında da görülmektedir ki Tehcir bir devlet politikası olarak kabul edilip uygulanmıştır. Tebanın tavrı hükümetin yönlendirmesine ve ortamın gerginliğine göre değişmiştir. Aynı kitapta Halide Edip’in Suriye’de gördüklerini aktarması da önem arz etmektedir. Halide edip “ölümüm bu dramı ortadan kaldırsaydı ölmek isterdim” demiştir.

Bu rakam ve verilerden sonra hala özür dileyenleri kınayıp başka şeylerle itham etmenin bir mantığı var mıdır bilemiyoruz?