Gündemin en sıcak maddesi şüphesiz İsrail’in Hamas füze saldırılarını bahane ederek Gazze’ye yaptığı saldırı sonucunda yüzlerce sivil Filistinli sivilin katledilmesidir. Bu konu hemen hemen bütün köşe yazarlarınca değerlendirildi, eklenecek bir şey bulamıyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun barışçıl olanaklar varken kan dökenleri kınıyorum.
Ancak sizlerde takdir edersiniz ki önümüzde geleceğimizin beş yıllık bir dilimini belirleyecek olan hassas bir sürecin eşiğindeyiz.
Bölgemizdeki Belediye Başkanlığı seçimleri yeni Gazzelerin yaşanmaması için belirgin bir özellik taşımakta.
Bizim coğrafyamızda da insanlar ölmekte, sıkıntılar yaşanmakta insanlar cezaevlerinde sürünmektedir.
Belki dünyanın herhangi bir yerinde bir zulüm yaşandığında en önde tepki göstermemizin nedeni içimizdeki yangındır. Bu yangının dışa vurumudur!
Bu topraklarda da 40 bin can gitti. O ateşin korları hala tütüyor. Bu yüzden ölüm karşısında bu kadar duyarlı bu kadar hassasız.Kim bilir belki Filistinliler için haykırırken …..
Bölgemizde yerel seçimlerin DTP ile AKP arasında geçeceği kesinleşmiş durumda. Bu nedenle süreç hassas. Partiler adaylarını belirlerken kılı kırk yararcasına ince hesaplar yapmaktadırlar. Hata yapmadan kendisinden olanın en iyisini seçme taktiği izleniyor.
Seçim bu kadar stratejik öneme sahip olunca aday hataya yer bırakmayacak kadar net olmak zorunda.şurası bir gerçek ki ilimiz için değerlendirildiğinde aday profili ve kalitesi oldukça yüksek görünmekte.Her iki parti de elindekinin en iyisini mücadele alanına sürmenin gayretinde.
Geçen hafta sonu eğilim yoklaması adı altında her iki parti tarafından da belirlenmiş delegelerle bir mini seçim gerçekleştirildi. Bu seçimlerle ilgili yapılan eleştirilerde seçimlerin demokratik olmadığı yönünde bir görüntü var.
DTP seçimlerin sonucunu açıkladı. Buradan bu sonuç çıktı dedi.
AKP sandıkları Ankara’ya taşıdı. Sonuç oradan açıklanacak.
Öncelikle şunu açık bir şekilde ifade etmeliyim ki bu seçimde kimse öyle demokrasi havarisi falan kesilmesin.Süreç kimsenin gönlüne şerbet vermeyecek kadar hassas bir süreç.Bu alanda yapılacak hatanın telafisi yok.Bu nedenle yarın işlerin ters gitmesi durumunda kimden hesap sorulacaksa, kimin hesap sorması beklenecek ise adayı belirleme kararı da ona bırakılmalıdır.Bu gerçeklik hoşumuza gitse de gitmese de böyledir.Duygusal davrananların bu fikrime katılmasını elbette beklemiyorum.Ancak mantıklı bir şekilde olay tahlil edilirse o zaman gerçeklerin ne kadar net olduğu ortaya çıkacaktır.Bu seçim A Aşireti ile B aşireti arasında geçmeyecek,Bu seçim A Ailesi ile B ailesi arasında da geçmeyecek.Bu seçim yakışıklı olanlarla olmayanların da arasında yapılan bir seçim olmayacak.Bu seçim Türkiye’de Kürtlerin temsiliyeti seçimidir.Değerlendirme bu şekilde yapılmalıdır.Çünkü kazanma telaşında olan her iki siyasi parti de bu iddia ile seçime hazırlanmakta mücadele etmektedir.Çünkü AKP bünyesinde 75 Kürt kökenli milletvekili barındırmakla Kürtlerin temsiliyetini ben sağlıyorum diyor.DTP ise Kürtlerin Kürt olarak varlığının kabulü benim mücadele geleneğimin bir sonucudur diyerek, Kürt temsiliyetinin kendisinde olduğunu iddia etmektedir.
Doğal olarak seçim sonucu Kürt sorununa olan bakış tarzını da belirgin bir şekilde belirleyecektir denilebilir. DTP temsiliyetin kendisinde toplanması durumunda Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözümü noktasında ilerleme kaydedilebileceği görüşünü dile getirmektedir. Aksi durumda inkar ve imha siyasetinin süreceğini, savaş ve operasyonlara devam edileceği kanaati taşıdıklarını beyan etmektedir.
AKP’nin Kürt sorununa bakış tarzı ise hala netleşmiş hatta deklere edilmiş değildir. Takke düşmüş kel görünmüştür. Kürt sorununa yoktur denilelerek yok olmayacağı gün gibi ortada iken hangi adamların atılması ile sorunun çözümünün sağlanacağı kamuoyuyla paylaşılmamıştır. TRT Şeş açılmış ama yasal dayanağı konusunda bile bir netlik sergilenememiştir. Bugün yargıda devam eden davalarla karşılaştırılırsa TRT “anlaşılmayan bir dil” ile yayın yaptığı için suç işlemektedir!
Bu nedenle her iki partinin de iyi adaylarla mücadele etme derdinde olduğu açıktır. Kaldi ki Belediye sadece Belediye Başkanları tarafından idare edilmiyor. Belediyenin bir meclisi, encümenleri, siyasi ve bürokratik Başkan yardımcıları ve 19 adet Müdürü bulunmaktadır. Bütün bu yapıyı görmeden Başkana kilitlenmek sağlıklı bir sonuca götürmez. Belediyede başarı isteniyorsa sağlıklı bir meclisin ve sağlıklı bir yönetim ekibinin oluşturulması için çaba sarf edilmelidir.
Eldeki potansiyelden sağlıklı bir meclis oluşturmayanların gelecekte büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz olacaktır. Nitelik eğilim yoklamalarında alınan oylarda değil yaşamın bir bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkar.
Next