Köşemizi takip eden okurlar kültür sanat alanında ki etkinlikler kapsamında Yılmaz Güney Sinemasında gösterime giren filmler hakkında okurlarımıza hatırlatmalarda bulunduğumuzu bilirler.
Aslında film ilk gösterime girdiğinde yapılan bilgilendirmeler daha faydalı olmaktadır ancak yaşamımızda elimizde olmayan gelişmeler nedeniyle bazen aksaklıklar yaşayabilmekteyiz.
Sonbahar zevkle seyrettiğimiz bir film oldu. Karadenizin eşsiz doğal güzelliği içerisinde siyasal yaşamın çalkantıları sonucu heba edilen bir yaşamın öyküsüdür sonbahar!08 plakalı diyarda geçen filmin hikâyesi üniversiteye giden Yusuf’un Sosyalist düşünceleri nedeniyle tutuklanması ve 12 yıl ceza yemesi üzerine örülmüş. F tipi veya tipi ne olursa olsun cezaevlerindeki olumsuz yaşam koşulları nedeniyle ciğerlerinde ağır tahribat oluşan yüzlerce tutukludan biri olan Yusuf, tahliye edilince tutuklu bulunduğu İstanbul’dan doğduğu Karadeniz’in eşsiz güzelliklerine, annesinin sıcak sevgisinin bulunduğu evine döner. Mevsim sonbahardır. Ve bu sonbahar Yusuf’un görebileceği son bahar olacaktır. Artvin’in, Hopa’nın dağlarındaki havayı solar, karlı olduğu halde yaylalarının güzelliğine olan hasretini dindirir. Arkadaşı sayesinde Rusya’dan Türkiye’ye gelerek fuhuş sektöründe çalışan Eka ile tanışır içkili bir eğlence mekânı ve ardından bir otel odasında.
Sosyalizmin yaşamlarını yönlendirdiği iki insan, aynı otelin aynı yatağında buluşurlar. Biri gençliğinin en değerli on yılını cezaevinde geçirmiş ve hayatının son günlerini yaşamakta diğeri ise sosyalist rejimin yıkıntıları arasında sıkıştığı için fuhuş yapmak zorunda kalan…
Sonbahar filmi bize çok güzel bir yaşam dersi veriyor. Yerel dilin varlığını, Yusuf’un ana dilini anasından duymamızı sağlıyor. Yaşamın zorlukları nedeniyle genç nüfuzun çektiği sıkıntıları, köylerdeki evlerde kalan yaşlı insanların durumlarını anlatıyor. Karadeniz insanın sosyal yaşamına da ışık tutan bir eser. Sonbahar dikkatle izlenmesi gereken bir film.
On yıl içerde kalan insanın kafayı yiyeceği inancı, ölümü beklerken bile öğrenciye yardım etmeyi ihmal etmeyen bir insanı, çocuğu için kendini pazarlayan annenin dramını unutmamış bir senaryoya sahip. Her film bir yaşamı anlatıyor, sosyal bir yarayı deşiyor, haberimiz olmayan duyarlı olmadığımız olaylara götürüyor bizi. Bizler bir takım olanakları kullanırken o olanakları yaratan insanların çektiği acıyı, sıkıntıyı yaşam içerisindeki çelişkiyi anlatıyor bizlere.
Sonuç olarak sonbahar filmi beğeniyle izlenebilecek bir film. Okurlarımızın seyretmesinde büyük yarar olduğunu düşünmekteyiz.
Next