Suriye bağımsız bir devlet. Arap dünyasında sünniler tarafından yönetilmeyen devletlerden biri. Şii bir aile olan Esad ailesi tarafından yıllardan beri yönetiliyor. Son dönemde ortadoğunun yeniden şekillendirilmesi çalışmaları çerçevesinde reform talepleri ile çalkantılar geçirmekte. Diktatörlükle yıllardır yönetildiği halde Esad ailesini büyük bir mutlulukla karşılayan devletimiz ise ne hikmetse son günlerde anlaşılmayan ve geçmişteki davranışları ile bağdaşmayan bir celallenme gösterisi sergiliyor.
Durumu gözden geçirelim. Suriye’de halk mevcut ve meşru görülen hükümete veya devlet yönetimine karşı ayaklanmıştır. Ayaklanmanın sebebi sivil ve demokratik talepler içeren isteklerini demokratik bir şekilde sivil eylemlerle gerçekleştirmek isteyen halka karşı hükümetin orantısız güç kullanarak eylemcileri öldürmesidir.
Bu öldürme olayları öylesine artış göstermektedir ki durum bir savaştan farksız görünmektedir. Devlet tankı ve topu ile polisi ve askeri ile yurttaşlarını öldürmektedir. Bu durumda yapılması gereken ilk günden itibaren meşru olan hükümete takındığı bu tavrın doğru olmadığını söylemektir. Bu söyleme kulak tıkaması durumunda ise ilişkileri koparmaktır. İnsanları öldürerek hükümranlık sürdürmek isteyenlerle ilişkileri koparmamak onları desteklemek anlamına gelmektedir. Hükümet bu konuda geç kalmıştır. Suriye hükümeti ile ilişkiler derhal dondurulmalı ve büyükelçi eve çağrılmalıydı. Suudi Arabistan bile bu konuda daha önce davranmıştır.
Bunca olup bitenden sonra ilişkileri koparmak yerine hala dışişleri bakanını ikna için gönderen sayın başbakanın açıklaması ise ilginçtir.
Başbakan, Cumartesi düzenlenen bir iftar yemeğinde şu açıklamalarda bulunmuştu:
"Ama artık burada da sabrın son anlarına geldik ve bunun için de bu süreç içinde salı günü Dışişleri Bakanı'nı Suriye'ye gönderiyorum. Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir. Çünkü biz Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir. Çünkü bizim Suriye ile 850 kilometre sınırımız var, akrabalık, tarih, kültür bağlarımız var.”
İnsanın Allah Allah demekten başka aklına bir şey gelmiyor. Suriye bağımsız bir devlet iken ve yıllardır bizden bağımsız olarak yaşam sürdüğü halde nasıl ve ne zaman bizimle birleşti ve sorunları bizim iç sorunumuz olmaya başladı. Aslında başbakan heybeden konuşmuyor. Yapılan görüşmeler ve verilen vaatler böyle bir algılama yaratmış olmasın?
ABD’nin direkt temas kurma yerine neden bizim diş işlerini kullanmayı yeğlediğini de merak etmemek yakışmaz doğrusu. ABD dışişleri bakanı gece operasyonu ile talimatlar yağdıracak ardından biz elçi olarak Suriye’ye talimatlar yağdıracağız.
Başbakanın açıklamalarından sonra Suriyeden gelen cevap tam da şamar niteliğinde olmuştur. Esad’in danışmanı başbakana gerekli cevabi vermekte gecikmemiştir. Ne diyor danışman;
SANA haber ajansına göre, danışman Dr. Bouthina Şaban, Salı günü Suriye'ye gitmesi beklenen Davutoğlu’nun Şam’a “sert bir mesaj” götürmesi durumunda “Eğer Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye’ye sert bir mesaj iletecek olursa sivillere, ordu ve polis üyelerine karşı silahlı terörist grupların acımasız öldürmelerini ve cinayetlerini kınamayan Türkiye’nin tutumu konusunda daha sert bir yanıt alır" diyor.
Yani bunun anlamı sizden muhalefeti kınamanız beklerken böyle bir açıklama yapmanızı hiç hoş görmüyoruz demek.
Tencere dibin kara senin ki benden kara meselesi. Suriye tıpkı Irak, iran ve Türkiye gibi yönetim karşıtlarına karşı güç kullandığını düşünmektedir ve bunu meşru görmektedir. Başka bir ülkenin kendisine karışmasını da yadırgamaktadır. Suriye’deki durum ise biraz farklı olunca ses çıkmaya başlamış olmasın. Suriye’de bu kez vurulan Kürtler değil Sünni muhalefet. Suriye yönetiminin koltuğu kaptırmama mücadelesini kınadığımız halde anlıyoruz ancak bu meselenin nasıl iç meselemiz olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Komşuya talimatlar yağdıracağımıza gerçekten iç sorunumuz olan meseleleri çözmeye çalışsak daha isabetli olmaz mı? Hatırlatalım Suriye sorunu bir insanlık sorunudur ancak bizim iç sorunumuz değildir.
Next