Ülkemizde kâğıt parçaları orjinal olan ve orijinal olmayan şeklinde ikiye ayrılır. Fotokopi olanlar her ne kadar bir orjinalden çekilmiş olsa asla asıllarının yerini tutamazlar, ta ki asılları da bir şekilde gün yüzüne çıkana kadar.

            Bu konuda çok şey yazıldı. Oysa orjinali olmayan bir belgenin fotokopisinin de olamayacağına kimse inanmak istemedi ya da inandı da hukuk dilinde bunun bir geçerliliği yoktu. Şimdiye kadar ihanetin hayali ile uğraşıyorduk, şimdi artık ihanetin asılları ortaya çıktı.

            Ülkedeki değişim ve gelişimi anlamak istemeyenler, bütün insanları ve basını emir komuta zincirindeki halkalardan ibaret görenler, asıl belgenin ortaya çıkmasıyla yine bu asıl belgeleri yazanlar hakkında gereken işlemleri yapacaklarına kendilerini ve ülkeyi aydınlıklara çıkarmak isteyenlerden hesap sormaya başladılar.

            Hakikatleri örtmeye çalışmanın bir anlamı kalmadı. Üstelik bu kez size karşı olan sadece bir Taraf değil bütün taraflardan size karşı.

            Artık deniz bitti, halkı, size güvenenleri parmağınızı sallayarak sus-tu-ra-maz-sı-nız. Bu mızrak artık çuvala sığmıyor. İyisi mi siz halkın karşısına çıkıp daha önce yaptıklarınızdan dolayı haktan özür dileyin. Çünkü bu millet ordusunu sever ve baş tacı eder. Sizi de göstereceğiniz bu dürüstlükten dolayı takdir eder. Ama millete bu tuzağı kuranları siz de milletin önünde deşifre etmelisiniz.

            Öyle bir deşifre etmelisiniz ki, millet sizin gerçekten demokrasiye bağlı olduğunuza ve hukuku her şeyden üstün gördüğünüze kanaat getirsin. Ordumuz demokrasiye bağlıdır derken, bu bağlılığın sözde değil özde olduğunu bir kez daha anlasın.

            Ve bir söz de apoletli gazetecilere. Büyük gazetelerde yazmak, büyük gazeteci olmayı sağlamıyor. Sizin gerçekleri saklamaya çalışmakla ne amaçladığınızı anlamış değilim. Eğer birilerine yaranmaya çalışıyorsanız, bilin ki hiçbir güç halkın iradesinin önünde duramaz. Hiçbir gerçek sonsuza dek gizlenemez. Gerçekleri ortaya çıkarmak, her zaman büyük geçinenlerin işi olmuyor işte. Bazen tirajı az ama etkisi çok olan gazete ve gazeteciler sizden etki bakımından daha büyük olabiliyorlar.

            Çünkü halk artık demokrasinin ninnilerini değil, kendisini istiyor ve bekliyor. Demokrasiye ve özgürlüklere karşı çıkan kim varsa onları da tarihin çöp sepetine göndermesini bilir.

            Gerçekten bu kopyaların biri de Bekri Çoşkun’a gitmiş olmasın, ya da  Yılmaz Özdil yakında radyodan Albay Dursun Çiçek yerine darbe metnini okur mu, hele  Necati Doğru gerçekten doğruya ulaşırsa doğruları yazabilecek mi?

            Ne dersiniz bir de onlara mı soralım?