Kürt sorunu hiçbir dönemde olmadığı kadar rahat bir şekilde konuşulmaya başlanması inşallah hayırlara vesile olacaktır. Zaten bu sorunu bugünkü aşamaya getiren de herkesin içinden konuşması, söylemeyerek söylenmesi değil midir?
                Yıllardır süren baskılar insanımızı düşündüklerini açıkça söyleyebilmesini engellemiştir. Bu hem devletin baskısından, hem de PKK’nın baskısından kaynaklanıyordu. Geldiğimiz noktada devletin baskısı çok azalmasına karşın, PKK’nın baskısının aynı oranda azaldığını söyleyemeyiz. Buna en son örnek eğer doğruysa, Diyarbakır’daki STK’ların yaptıkları açıklamaya karşı yapılan tehditlerdir.
                Gezindiğim TV kanalların çoğunda Kürt sorunu bu konuya ilgi duyan, her düşüncedeki insanlar tarafından konuşulduğuna, herkesin kendine göre çözüm önerileri sunmakta olduğuna tanık oluyorum. Sonuç ne olursa olsun bu iyi bir gelişme değil mi?
                Demokrat ve insaf sahibi yazar ve akademisyenler ile gazeteciler sorunun özellikle Batı bölgelerinde yaşayan ve Kürt kelimesini bölünme ile eş anlamlı algılayan geniş kitlelere daha soğukkanlı olmaları gerektiğini de böylelikle hatırlatmış oluyorlar. Yıllardır sürdürülen menfi propaganda ve şehit cenazelerinin istismar edilmesi ne yazık ki, toplumda derin travmalar açmıştır.
                Ancak sorun tüm açıklığıyla konuşulmaya devam ederken, silahların susmaması bir handikaptır. Son günlerde daha sık dillendirilen bir olgu olarak PKK’nın Kuzey Irak’a çekilmesi ve ateşkes ilan etmesi, bununla beraber askeri operasyonların durması sorunun daha net konuşulmasını beraberinde getirecektir.Tabii eğer gerçekten bu sorunun çözümü isteniyorsa!
                Hükümet her şeye rağmen demokratikleşme adımlarını sıklaştırarak devam ettirmelidir. Çünkü             demokratik haklar artık bir lütuf değildir. Bu ülke de yaşayan ve etnik kökeni ne olursa olsun her vatandaşın birinci sınıf vatandaş olma hakkını teslim etmelidir. Kendi dili ve kültürü ile var olmak isteyen herkes göğsünü gere gere ben Kürdüm, ben Arabım, ben Çerkezim vs. diyebilmelidir. Ama aynı zamanda bu ülkede yaşayan herkesle birlikte ve eşit şartlarda yaşamak istiyorum da diyebilmelidir. Türkçe resmi ortak olmak şartıyla diğer dillerde eğitimin önünün açılması en büyük açılım olacaktır.
                Derin odaklardan bizlerin huzurunu bozmamaları için merhamet dilenmeyeceğiz. Bizler onların oyunlarını hep birlikte boşa çıkarabiliriz. Artık kimsenin sırtımızdan palazlanmasına, Türk ve Kürt gençlerinin kanlarından beslenmelerine izin vermemeliyiz.
                Sorunu silahla çözmek isteyenler yeterince vaktimizi çaldılar. 26 yıldır analarımızın ağladığı yetti.