Che Guevara, sol düşüncenin efsanevi gerilla lideri. Dünya sömürgeci sisteminin karşısına dikilip bedelini hayatıyla ödeyen devrimcisi. Küba’nın bakanlığını yapan, Fidel Castro’nun mücadele arkadaşı. Yönetimin rahat bakanlık koltuğu yerine Bolivya’nın dağlarını mücadele alanı olarak seçen devrimci, sol felsefenin sembol ismi. Gençlerin boyunlarına isyan bayrağı olarak resmini kolye olarak taktıkları, tişörtlerde gururla taşıdıkları insan.

Bediüzzaman said-i Nursi ya da Said-i Kürdi. Sağ düşüncenin çilekeş kişiliği. Kürtlerin ismini gururla andıkları, Türklerin ilkelerine sadakatle bağlı oldukları insan. Düşünceleri nedeniyle sürgünlere gönderilen, hapishanelerde tutsak edilen ancak kendi düşüncesinden taviz vermeyen mümin kişilik.

Daha çeyrek asır önce bu iki insandan birinin düşüncesini taşıyan yoldaşları birbirlerine selam verme gereksinimi duymazlardı. Böyle bir hareketi gerekli bile göremezlerdi. Bir birlerinin düşüncelerini kabullenemez ve zıt kutuplarda düşmanca tavırlarla birbirlerine karşı mücadele ederlerdi.

Biri sağcı ve gerici,

Diğeri solcu ve din dışıydı.

Bugün ikisinin fotoğraflarını süsleyen tablolar yan yana bir ağaca asılarak satışa sunulmakta.

Sosyalizmin ve dini yönetimin sembol kişilikleri yan yana aynı tezgâhta sevenlerini bekliyor. İlk bakışta ticaretin dini, milliyeti, felsefesi yoktur mantığı ile olaya bakabilirsiniz. Belki Batmanlı hemşerimiz de böyle düşünerek iki fotoğrafı aynı ağaca asarak yan yana koyarak vitrini zenginleştirmek istemiştir ancak düşüncesi ne olursa olsun gerçek şudur ki gelinen noktada artık farklılıkları kabullenip zenginlik saymak her alana sıçramıştır. Sağcıların solcuların, solcuların sağcıların ilgi alanına giren metalardan uzak durdukları, satmadıkları dönemlerden her iki fikrin metalarının ve sembollerinin birlikte aynı mekânda satıldığı dönemlere gelmiş bulunmaktayız.

İlericiliğin, demokratik tavır ve düşüncenin sosyal yaşama bir yansıması olarak da bu tabloyu analiz etmek mümkündür. Karşılıklı hoşgörü ve erdem. Karşılıklı saygı ve tahammül. Birbirini olduğu gibi kabul etme, yok saymama, bir arada yaşamı sürdürme metaneti.

Dün ilimizin Bankalar caddesinde dolaşırken rastladığımız bu manzara bizi sevindiren, düşündüren bir manzaraydı. İlgimizi çeken sadece esnafımızın yaptığı ticari reklâm değildi. Reklâm yaratıcılığı yanında aynı zamanda vatandaşların geldiği kabullenme seviyesiydi.

Demek ki çilekeş halkım okuya okuya gerçekleştiremediyse de yaşaya yaşaya, çile çeke çeke birlikte olma ve birlikte yaşama konusunda ileri derecede bir olgunluğa erişmiş bulunmaktadır.

Bizleri bu seviyeye getirmede katkısı olan herkese binlerce teşekkür…