Manisa’nın Soma ilçesindeki kömür madeninde trafo patlaması sonucunda çıkan yangından dolayı madende çalışan yüzlerce işçi hayatını kaybetti. Yüzlerce işçi diyoruz çünkü patlamanın gerçekleştiği 13 Mayıs akşamından itibaren verilen rakamlar sürekli değişti. 14 Mayıs saat 05 itibariyle verilen rakam 201 kişinin hayatını kaybettiği şeklindeydi. Patlamanın olduğu bölgede 350-400 kişinin bulunduğu belirtilmektedir. Bütün umutlar yaşamını kaybeden emekçi sayısının artmaması.
İŞ VE İŞÇİ GÜVENLİĞİ
Öncelikle bu gibi kazalardan çıkarılacak olan sonuç tekrarın vuku bulmaması için çalışmak olmalıdır. Hiç kimsenin insanların ölmesini istemediğini bilmek gerekiyor. Sorumluluk makamında bulunanların bu sorumlulukları çerçevesinde hareket etmeleri gerekiyor. Etmeyen de yasal olarak hesap vermek durumunda ancak hiç kimsenin elinde olmayan bir durumdan kaynaklanan kazalarda da insanların acıları üzerinden yüklenmek yerine cenazelere ve aileleri sahip çıkmanın daha öncelikli olması gerektiği de açık.
Bir kaza göstere göstere ben geliyorum diyor ve önlem alınamıyorsa elbette iş kazanın ötesine gider ve cinayetle eş anlamlı olmaya başlar. Ancak buradaki ince çizgiye dikkat etmek gerekiyor.
Son yıllarda iş ve işçi güvenliği konusunda daha sıkı denetimlerin yapılması gerektiği belirtilmektedir. Bu konuda yasal düzenlemeler yapıldı, yapılmakta ve iş güvenliği uzmanlarını kurumlarda görev almaları da sağlanmaktadır. Ancak bu yeterli oldu mu derseniz elbette hayır. Bu uygulamaların tam olarak oturmaması konusunda hem idarecilerin hem de sendikaların sorumluluk taşıdığını belirtmek gerekiyor. Çünkü aksayan duyarlılık ne yazık ki emekçilerimizin yaşamlarına mal oluyor.
EN FAZLA İŞ KAZALARI
Ülkemizdeki çalışma yaşamını takip edenler en fazla iş kazalarının hangi alanlarda meydana geldiği konusunu belirlemede zorluk yaşamayacaklardır. Çünkü Madencilik sektöründe çalışanlar, Tersanelerde çalışan, inşaat sektörü çalışanları ve Tarım sektörü çalışanları en fazla kaza haberlerine konu olan emekçiler oluyor.
Gemi yapım ve onarım çalışmalarında çalışan insanlarımızın çalışma koşullarına bir türlü düzenleme ve güvenlik getirilemedi. Gün yok ki bu alanda bir kaza olmasın.
Madencilik alanında da özellikle kömür madenlerinin işletilmesi sırasında meydana gelen patlamalar ve çökmeler sonucunda binlerce insanımız yaşamını kaybetmiştir. Bu durumun anlaşılması için son dönemlerde meydana gelen kazaları ve hayatını kaybedenlerin sayısının üç binlere ulaştığını belirtirsek durumun vahameti de ortaya çıkar. “Türkiye'de şimdiye kadar yaşanan bazı maden ocağı kazaları şöyle: 7 Mart 1983: Armutçuk'ta grizu patlaması (103 ölü). 10 Nisan 1983:Kozlu'da grizu patlaması (10 ölü). 31 Ocak 1987: Kozlu'da göçük (8 ölü). 31 Ocak 1990: Bartın'ın Amasra ilçesinde grizu patlaması (5 ölü). 7 Şubat 1990: Amasya Yeni Çeltik'te grizu patlaması (68 ölü). 3 Mart 1992: Kozlu'da grizu patlaması (263 ölü). 26 Mart 1995: Yozgat'ın Sorgun ilçesinde grizu patlaması (37 ölü). 22 Kasım 2003: Karaman'ın Ermenek ilçesinde grizu patlaması (10 ölü). 8 Eylül 2004: Kastamonu'nun Küre ilçesinde yangın (19 ölü). 2 Haziran 2006: Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde grizu patlaması (17 ölü). 10 Aralık 2009: Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde grizu patlaması (19 ölü). 17 Mayıs 2010: Zonguldak'ta grizu patlaması (30 ölü). 8 Ocak 2013: Kozlu'da grizu patlaması (8 ölü).”
Bu listeye şimdi de Soma’daki durum eklenmiş oldu. Çarşamba sabahı itibariyle açıklanan ölü sayısı 201. Dileriz ve umarız ki bu sayı artmasın ancak endişelerin devam ettiği de ortada.
Şimdi yapılması gereken eleştirileri yoğunlaştırmak değil çözümler üzerinde yoğunlaşmaktır. Hükümete veya Holding yönetimine yapılan eleştiriler ölen canları geri getirmeyecektir. Ancak bu durumdan ders alarak el ele verilerek yeni kazaların nasıl önleneceği konusunda kararlar alınırsa bu insanlara daha fazla yararlı olunur. Acıların bu kadar büyük olduğu bir dönemde yapılması gereken ailelere destek çıkmaktan başka bir şey değildir. Soma karalar içinde karalar bağlamıştır. Bize düşen yardım etmektir.
Next