Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile 10–11 Mayıs 2014 tarihinde Türkiye, İran, Suriye, Irak, Arap Ülkeleri ve Avrupa’dan 350 delegenin katılım ile Diyarbakır’da “Demokratik İslam Kongresi” gerçekleşti.

Öncelikle böylesi geniş katılımlı bir kongrenin düzenlenmiş olması başlı başına bir başarıdır. İkinci önemli husus ise kongrede alınan kararların ve sonuç bildirgesinin sorunlara bakış açısındaki ilericiliktir.

Çünkü dünya kamuoyu Nijerya’daki Boko Haram ve Suriye ve Iraktaki IŞİD militanlarının İslam adına yaptıkları icraatlar karşısında şok yaşarken Kürtlerin ev sahipliği yaptıkları bir İslami kongrede alınan kararlar insanların yüreğine su serpecek düzeydedir.

Düzenleyicileri tarafından kamuoyuna sunulan sonuç bildirgesinde 14 maddelik bir kararlaşma yaşandığı ve kongre süreçlerini izlenmesi ve devamını sağlanması amacı ile de bir yürütme komisyonunun kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu gelişmelerin olumlu olduğunu belirtmek gerekiyor.

BİR AÇIK GİDERİLDİ

Bu güne kadar Kürt sorunun çözümü konusunda İslami bir yaklaşımın nasıl olması gerektiği veya çözüm konusunda İslami görüşlerin nasıl etkili olabileceği, dikkate alınması gerektiği gibi konularda eleştiriler yapılmaktaydı. Hatta çözümler değerlendirilirken dini hassasiyetlere yeterince değinilmediği veya yer verilmediği eleştirileri de yapılmaktaydı.

Ancak son dönemde uygulanan politikalar ve kongre dikkate alındığında bu konudaki hassasiyetlere gerekli duyarlılığın gösterilmekte olduğu ve bu konudaki açığın giderildiği görülmektedir. Çünkü düzenlenen kongre bu iddiada bulunanların da bu amaç uğrunda siyaset yapmaya kalkışanlarında henüz düşünüp gerçekleştirebildikleri etkinliklerin üzerinde bir çalışma olarak ortaya çıkmıştır. Sanırız artık bu konu ile ilgili konuşanların yapacakları tek iş kongre çatısı altında görüşlerini kamuoyu yararına sunmak ve çalışmaktır.

MEDİNE SÖZLEŞMESİ

Demokratik İslam kongresinin 14 maddelik sonuç bildirisine baktığımızda eşitlik, özgürlük, hak ve hukuk kavramlarının önceliklendirildiği herkesin ve kesimin haklarının korunması konusuna hassasiyet gösterildiği gözlenmektedir. Özellikle Medine sözleşmesinin referans gösterilerek yola çıkılması önemlidir.

Sonuç bildirisinde özetle şu konulara değinilmektedir.

1-Medine sözleşmesi bize ümmetin yeniden inşasını görevini gerekli kılıyor.

2-Medine sözleşmesi çok kimlikli, çok dilli, çok inançlı bir yapıyı dillendiriyor ve yeni düzenlemenin buna göre şekillenmesi ve bu farklılıkların hukuki bir sistemle korunması gereklidir.

3- Ayrı renk ve dillerden olmak Allahın ayetlerindendir belirlemesi ile bu farklılıkların korunması gerekir.

4- Kürt halkı inanç konusunda gerektiğinden fedakârlık yapmıştır ümmetin de aynı fedakarlığı göstermesi gerekir

5-Kongre Taciz, Tecavüz, cinayet, çocuk evliliği gibi konuları ve bu alanda erkek egemen anlayışı red eder.

 6-Kongre her alan ve oluşumda kadınların kendilerini özgürce temsiliyetini kabul eder.

7- İdam ve mezhepsel baskılara son verilmelidir.

8-Kürt sorunun çözümü Müslümanların sorumluluk alanındadır. İslam örgütü ve Arap birliği sürece dahil olmalıdır.

9-Suriye ve Rojavadaki durum birlikte yaşamı zorlaştırmaktadır

10-Kongre Suriye ve Rojavaya insani yardımın ulaştırılması için ilgili ülkelerin yönetimlerini sınır kapılarının açılmasına davet ediyor.

11-Kimlik ve mezhepsel çatışmalar zarar veriyor bundan vazgeçilmesi gerekir.

12-Ermeni,Elevi,Suryani ve Ezidi halklarının haklarının anayasal güvenceye bağlanması gerekir.

13-Kongre Mele Evdileyê Timokî, Şêx Said û Saidê Kurdî şahsında medrese imamlarına ithaf edilmiştir.

14-Kongre yeni kapitalist düzene karşı Adil Demokratik, Çoğulcu, Eşit ve Özgür İslam anlayışını esas alır

15. Kongre Abdullah Öcalan’dan gelen mesajı anlamlı bulmakta ve özgürlüğünü talep etmektedir.