Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri son yüzyıl içinde gelmiş en büyük şahsiyetlerden biri ve benim içinde ilkidir. Tüm hayatı İslam Dininin yüceltilmesi için geçmiş ve dönemin idarecileri tarafından hayat kendisine zindan edilmiş bir Veli insandır. Kürt Milletinin medar-ı iftiharı olan Hazret aynı zamanda Türk Milletine de din ve dil açısından hizmet etmiştir. Eserleri Türkçe dilinde yazılmış (yazdırılmıştır). Dönemin dili Osmanlıcaydı ve eserleri Osmanlıcaydı. Günümüzde anlaşılması bakımından biraz ağır gibi görünse de çeşitli yayın evlerinin sözlük ile kitap basması bu sorunu da ortadan kaldırmıştır. Kitaplarında dönemin sıkıntılarından ötürü bir takım bilgiler gizlenmiş, tahrif edilmiş olabilir ancak son 20 sene içinde Tenvir Neşriyat gibi bir takım Yayın Evleri asıl nüshalara ulaşmış ve Kürt-Kürdistan…vs. gibi orijinal kelimeleri kitapların içine tekrar yerleştirmiştir.

Said Nursi Hazretleri hiçbir zaman ırkçı-şoven duygulara kapılmamıştır. Kitabında kullandığı Kürdistan tabiri ise doğup büyüdüğü zaman diliminde Türkiye Cumhuriyetinden önceki Devletimiz olan Osmanlı İmparatorluğunda belirli bir kara parçasını isimlendirmek için kullanılmış merkezden ayrı siyasi bir yapısı olmayan,  bölgesel bir ifade tarzıdır. Böylesi Yüce şahsiyetler elbette ki lokal konularla değil de çok daha geniş yelpazede olan mevzularla ilgilenmekle vazifelidirler. Kendisi de böyle yapmış ve hayatını iman konularına adamıştır. Eğer bu zatın söylemleri dikkate alınmış olsaydı bugün içinde olduğumuz bir çok açmaz çoktan halledilmiş olurdu. Ama olmadı. Kimse dikkate almadı. Sonuç pahallıya mal oldu.

Said Nursi´yi anlatmak, kendisi hakkında detaylı bilgi vermek bana düşmez. Konunun uzmanı değilim. Ancak bir Gazeteci entelektüel bilgiye sahip olmalı. Said Nursi hakkında benim bilgim bu kadar. Bunu da paylaştım. Detaylı bilgiye ulaşmak isteyen, adres belli ulaşır. Benim derdim bu değil. Benim derdim Rıza Zelyut adındaki şahsiyet.

Bu meczup herif Said-i Nursi Bediüzzaman Hazretlerine dil uzatmış. Zamanın El-Ezher Üniversite Rektörünün vatandaşımız olan bu bilge insana vermiş olduğu Bediüzzaman (zamanın garibi=zamanın muhteşemi) unvanını Belaüzzaman diye ifade etmesi çok çirkin bir yakıştırmadır. Meslektaşımız Mereto 72 bu konu hakkında bir yazı yazmış. Köşesini takip ettiğimden bu yazıyı da gördüm. Eline sağlık üstadım. Güzel yazmışsın. Edipler Edepli olmalı demişsin de Zelyut edip değil ki. O yüzden de kendine yakışanı yapmış. Zelyut´ut yazılarını çok zamandın okumuyorum. Her okuyuşumda da nefret etmişimdir. Özellikle İslam ve Kürt konularındaki yazılarını beğenmiyorum. Her ülkede basın içinde toplumsal barışı tehdit eden Sniper  (okunuşu snaypır=keskin nişancı) vardır. Bu tarz insanlar bir yazı kaleme alırlar ve o ülke bir anda karışı verir. Fanatizm hortlar ve insanlar acı çeker. Ülkemizde de bu tarz insanlar fitne çıkarmak için iki konuyu deşerler: İslam ve Kürt sorunu. Zelyut niçin bu büyük insana saldırdı? Said Nursi hem İslami bir şahsiyet ve hem de Kürt. Nasıl bir ifade tarzı kullandı? Resmen hakaret. Ne bekler peki? Ortalık karışsın. Çünkü kurtlar puslu havayı sever. Ancak şimdilik istediği olmadı ve olmayacakta. Bir taraftan kendisini kınarken diğer yandan da gaza gelmiş insanları teskin edeceğiz. Bu bir fitne ve bu tarz insanların da zaten istediği bundan başkası değil. Benim gibi dini konularda yazılar yazmamayı tercih eden birisi bile bir şeyler yazabiliyorsa gerçekten de hedeflenenin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu anlamaya çalışınız lütfen. Demokratik açılımların yavaş-yavaş ete kemiğe bürünmeye başladığı bu kritik zaman diliminde bu işten hoşnut olmayanlar her çeşit suikastı yapmaya çalışacaklardır. Kimi bu işi silahla yapmaya çalışırken bir takım kalemşor ise yazılarıyla destek olacaktır. 

Hükümet iyi bir programa sahip. Dünya artık Gladyolarla yönetilen bir Ülke istemiyor ve bu açıdan da AKP, rüzgarı arkasına almış durumda. Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlere Kürt halkını seven demokrat ve inançlı Vali ve bürokratların tayinini çıkartıyor, onlara her türlü desteği sağlıyor. Fitneci Sniper kalemşorlarda elinden geleni yapıyor. Ancak ne halk eski halk ve nede hükümet eski hükümet. Türkiye Cumhuriyeti bir çağ kapatırken yepyeni, pırıl-pırıl bir çağın başladığının sinyalini veriyor. O yüzden de sniper´ların işi çok zor. Hem de çok.

Son bir hatırlatma: Tarih, yüce insanlara dil uzatanların sonunun nasıl bir helak ve hastalıklarla sonlandığının resmi belgeleriyle dolu. Ne diyim, nasıl anlatayım? Bu bir kehanet değil. Doğa kanunu gibi bir şey. Hep birlikte ölmeyeceğiz. Göreceğiz.

   

0