Cuma günü 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramını hem kendi çocuklarımız hem de dünya çocukları adına törenlerle kutladık.
1929 tarihinden bu yana ülkemizde her yıl çocuklara armağan edilen bu bayramı törenlerle kutlamaktayız. Son dönemlerde ise 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı uluslar arası bir düzenleme haline gelmiş bulunmaktadır. Bu bayramımız ile ne kadar övünsek azdır.
Dünyada bir bizde mevcut olan bir çocuk bayramının coşku ile kutlanması elbette sevindiricidir. Bu sevincin iki yönü bulunmaktadır. Birincisi Çocuklara armağan edilmiş olmasından, ikincisi saltanat yönetiminden halkın yönetimine geçişin başlangıcı olmasından.
23 Nisan 1920 tarihinde Ankara´da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi, kötü yönetimi nedeniyle tar u mar edilen koca Osmanlı imparatorluğunun içine düştüğü kötü durumdan kurtarılamayacağı gerçeği ile yeni bir yapılanmanın temeliydi. Ülkenin elde kalan son parçası olan Anadolu topraklarındaki kadim halkların bir araya gelmesi ile yeni bir başlangıç yapılıyordu. Bu başlangıç halkla birlikte ve halk egemenliğine dayalı olmalıydı. Bu nedenle herkes kendi kimliği, kendi varlığı ve kendi simgeleri ile bu birliktelikteki yerini almıştır.
Lazistan milletvekilleri gibi Kürdistan Milletvekilleri de 72 kişi ile ilk meclisteki kayıt tutanaklarındaki yerlerini almaktaydılar. Ayrısı da gayrisi da yoktu o mecliste. Ortada kurtarılması gereken, ezilmemesi gereken bir ülke vardı ve mücadele de o yönüyle ortak bir şekilde kardeşçe verilmeliydi.
Türkiye cumhuriyeti devletinin kuruluş hikâyesi herkesçe bilindiğinden bu konuya fazla değinmek istemiyorum. 29 Ekim 1923 tarihinde yönetim şeklinin cumhuriyet olduğu deklere edilince zorlu bir sürecinde başladığını belirtmek gerekmektedir.
1920 tarihinde kurulan meclisimiz,1923 tarihinde cumhuriyeti ilan ederek büyük bir adım attı ancak cumhuriyeti kuranların emanetçilerinin cumhuriyetin demokratikleşmesi sürecinde aynı kararlılık ve başarıyı yakalayıp yakalayamadıklarını hala tartışmaktayız.
Mustafa Kemal önderliğinde kurulan Meclisin kuruluş yıldönümü yine Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara bayram olarak armağan edildi. 23 Nisan 1929 tarihinden bu yana da Ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlanmaktadır.
Cuma günü 90 yıllık bir geçmişin mirasçıları olarak ne durumda olduğumuzu da düşündük. Meclisi kuran ve kurulan meclisle cumhuriyeti ilan eden ecdadın torunları olarak eşit koşullarda çocuklarımızı yetiştirememenin sıkıntıların yaşıyoruz. Kurulan meclis ve ilan edilen cumhuriyetin hakkını tam olarak verebiliyoruz denilemez. Çocuklarımıza bayram edilen, Ulasal egemenlik ve çocuk bayramında binlerce çocuğumuz cezaevlerinde yatmaktadır. Binlerce çocuk özgürce, ellerinde balonlar, uçurtmalar, bayraklarla sevinmesi gerekirken cezaevlerinde. Taş attıkları için, elleri kirli olduğu için terli oldukları için ya da pantolonlarında lekeler bulunduğundan Terörle Mücadele Kanunu çerçevesinde cezaevlerinde.
Bu manzara karşısında iktidarın ve güvenlik güçlerinin herkes o zaman çocuklarına sahip çıksın tavrının doğru bur tavır olmadığını belirmemiz gerekmektedir. Her yöneticinin çocukların özgür koşullarda aileleri ile birlikte kalmalarının sağlanması ve büyütülmesi koşullarını da yaratması gerekmektedir. Göç ettirilen, aç ve açıkta bırakılan, çalışmak zorunda bırakılan çocuklarımız oldukça ve ülkeye barış ve huzur getirmediğimiz sürece bu tür manzaralarla karşılaşmamız kaçınılmaz görünmektedir.
Gönül isterdi ki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı vesilesi ile cezaevlerindeki binlerce çocuk serbest bırakılsın.
Gönül ister ki ülkemizde çocuklarımız ölmesin öldürülmesin her şey ilk gün ki gibi neşeli ve bayram havasında geçsin.
Gönül isterdi ki bütün çocuklarımız bayram etsin!
Next