Batman Gazeteciler ve Yayıncılar Cemiyetinin bu ay ki konusu ve konukları siyaset medya ilişkisi ve yerel medyanın durumu ile ilgiliydi.
Cemiyet merkezinde yapılan panele çok sayıda izleyicinin katılması cemiyetin bu etkinliğinin genel kabul gördüğüne işaret olarak algılanabilir. Bu tür çalışmaların devam etmesi ile kentin sosyal ve düşünce yaşamında da ilerlemelerin olacağı muhakkaktır.
Konuklar Hürriyet gazetesi okuyucu köşesi sorumlusu Faruk Bildirici ile Yerel basın konusunda derin tecrübelere sahip Gazeteci Yazar Latif Yıldızdı. Etkinliğin güzel bir hava ve ortamda geçtiğini belirtmek gerekir.
Panelin ağırlıklı konusu Medya siyaset ilişkisi üzerinde geçti. Moderatörlüğünü gazetemiz yazarlarından Abdullah Kaya’nın yaptığı panelde Cumhuriyet dönemi basın siyaset ilişkileri değerlendirildi.
“GÖREVİMİZ ÜLKEDE YAŞAYAN İNSANLARIN ÇIKARLARINI SAVUNMAKTIR”
Panelde Basın siyaset ilişkilerini cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ele alan Faruk Bildirici özetle Ulusal veya Merkezi medyanın durumunu gözler önüne serdi. Kurtuluş savaşı olarak adlandırılan dönemde bağımsız bir gazetecilikten söz edilemeyeceğini belirten Bildirici daha sonraki dönemde ise Tek parti iktidarının baskıları karşısında bağımsız bir basının oluşamadığını belirtti. Cumhuriyet Halk partisinin hazırladığı parti nizamnamesinde bazı basın organı sahipleri ile çalışanlarının parti üyesi olması hasebi ile belirlenmiş kuralları tabi tutulduğunu hatırlatan panelist diğer bazın organları sahiplerinin ise pek varlık gösteremediğini hatırlattı.
Bu anlayışların bağımsız basının gelişimini engellediğini belirten Bildirici, bu nedenle basın organı sahiplerinin ve çalışanlarının kamusal bir görevle kendilerini devletin veya iktidarın sözcüsü olarak gördüklerini hatırlattı. Bildirici devamla” … Oysa gazetecinin görevi devleti ya da iktidarı savunmak değildir. Gazetecinin görevi ülkede yaşayan insanların çıkarlarını savunmaktır, doğruyu savunmaktır. Devletin veya yönetimin değil. Bizim devleti ya da yönetimi savunmak gibi bir görevimiz yok” dedi.
Daha önceleri basın organı sahipleri sadece gazetecilik yaptıklarından dolayı iktidar ile çakışmaları durumunda iktidarın fazla yapacak bir şeylerinin bulunmadığını ancak mürekkep ve kağıt fiyatlarını artırarak baskı yapmaya çalıştığını belirten Bildirici oysa daha sonraki dönemde bu ilişkilerin değiştiğini Basının Medyalaşması ile birlikte medya patronlarının meslekten gelen kişiler olma zorunluluğunun bulunmadığını ve farklı işlerle uğraştıklarından dolayı iktidarın baskı uygulama ortamının da arttığını hatırlattı. Bu konu ile ilgili olarak AKP ile Doğan Medya gurubunun durumunu örnekleyen Bildirici basın organlarını kontrol altına almak amacı ile vergi meselesinin ortaya çıktığını ima etti.
Günümüzde iktidarın tek parti dönemini aratmayan bir duruma geldiğini belirten konuklar AKP hükümetinin kendine muhalif olarak gördüğü basın organlarına yaşam hakkı tanımama konusunda kararlı göründüğünü belirterek yandaş meydanın ise gittikçe güçlendiğini hatırlattı. Basın mensuplarının kendilerini savunmak için bağımsız gazeteciler platformları kurmak zorunda kaldığını ve halen 65’in üzerinde gazetecinin tutuklu bulunduğunu belirten Bildirici bu durumun normal olmadığını hatırlattı.
Son zamanlarda gazetelerde çıkan haber ve yorumların tek şablondan çıkmışçasına verildiğine de dikkat çeken konuklar basında kullanılan dilin kışkırtıcılık ve savaş dilinden uzak olması gerektiğini hatırlattılar. Basının son zamanlarda iktidara yaranmak adına çok keskin bir dil kullandığına bazı yazarların değişip dönüştüğü ve tanınmayacak hale geldiklerine vurgu yapılırken bir zamanlar “Mehmetçik” basının ön plana çıktığını şimdilerde ise “Poliscik” basının baskın olduğunu hatırlattılar.
Toplantı sonucunda meydanın barış dili kullanması gerektiği hatırlatılarak iktidar ve devlet yanlısı bir görüntüden ziyade basının doğruları irdeleyen bir anlayışla çalışması gerektiği temennisinde bulunuldu.
Next