12 Haziran seçimlerinin galibi çok. Kime sorarsanız seçimleri başarılı olarak tamamlamış. Ana muhalefet partisi CHP oy oranını artırıp milletvekili sayasını 135’e çıkarmış ve genel başkan bu sonuçla kendini başarılılar hanesine yazdırmıştır. Ana muhalefet partilerinden beklenti aslında muhalefette iki dönem kaldıktan sonra üçüncü dönemde oylarını artırmaları değil iktidar olmalarıdır ancak bu memlekette her zaman söylediğimiz gibi bir muhalefet boşluğu bulunduğundan ne yazık ki durumlar değişmiyor.
Allah muhafaza bir de partinin başında Baykal bulunsaydı o zaman siz görün ana muhalefetin nasıl gözyaşı döktüğüne…
MHP meydanlarda “ses ver Türkiye” sloganı ile destek aradı ama nafile millet kaset vakalarını değerlendirmeye ve icraatları gözden geçirmeyi çoktan başlamış bile. MHP’nin artık bazı politika değişikliklerine gitmesi gerektiği aksi halde mevcut durumu ile kemikleşeceği muhakkak.
Ve bağımsızlar.
BDP (Barış ve Demokrasi Partisi) destekli bağımsızların İstanbul, Mersin, Adana gibi kentlerin yanı sıra bölgede en etkin parti olduğu artık sandık sonuçları ile de belli olmuş ve tescil edilmiştir.
BDP destekli bağımsız adayların eşit koşullarda bir seçime gitmedikleri dünya âlem tarafından görülmüştür.
Bölgede zaten AKP dışında parti bulunmamaktadır. Bunu tabela anlamında söylemiyoruz oy potansiyeli ve politikaları gereği söylüyoruz. AKP bu seçimlerde devletin bütün imkânlarını kullanmıştır. Gerek parti olarak aldığı hazine yardımı ve elindeki maddi imkânların gücü ile gerekse hükümetin elindeki olanaklarla seçimlere rakibine göre inanılmaz bir avantajlar zinciriyle girmiştir. Sadece bununla mı yetinmiştir elbette hayır.
Bağımsızların seçimlere girdikleri alanlarda güvenlik tedbirleri adı altında uygulamaya sokulan sistem tam bir seçim ablukası sistemiydi. Okulların önünde panzer, toma, akrep gibi araçların bulunmasından tutun çok sayıda polis gücü ile sandık alanları ablukaya alınmıştır. Sandık alanındaki yığınaklar sırasında oy vereceği okula giden veya sandık alanına giden vatandaşların kimlik kontrolleri seçmen kartı kontrolleri ve üst aramaları daha alana girmeden yapılmıştır.
Türkiye’nin diğer bölgelerinde böyle uygulamaların olduğunu zannetmiyorum. İş bununla bitmemiş sınıf kapılarında sandığa bir iki metre uzaklığa polisler yerleştirilmiştir. Bazı sınıfların kapısında birden fazla polis memuru bulundurulduğunu da unutmamak gerekir.
Bütün bunlara rağmen vatandaşlar oylarını kullanmaya gidip tercihlerini ortaya koymuşlardır. Sandık kurullarının seçiminden, yerleştirilmesinden söz bile etmeye gerek yok. Ancak geçersiz oyların yüksekliğinin dikkatlerden kaçmaması gerektiğini söyleyelim.
“Evet” mühürlerinin basmalı mühürlerden seçilmiş olması bile bilinçli bir tercih olduğuna inanmaktayım!
Bütün bu uygulamaları izledikten sonra artık kimin vatandaşı baskı altına almaya çalıştığını her halde belirtmeye gerek yok. Bu şartlar altında bile seçime itirazı olan varsa artık bir vicdan muhasebesi yapması gerekir.
Çıkan sonuçlar ise bağımsızların zaferi olarak algılanabilir. Bütün olanaksızlıklarına rağmen iktidarın seçimlerden önce belli olmasına rağmen ortaya konan bu sonuç, artık Kürt sorununun çözümlenmesi gerektiği beklentisidir.
Bu beklenti ne yazık ki bölgedeki birçok ilde güvenlik güçlerini alanlarda vatandaşa müdahalesi ile sonuçlanmıştır. Seçim sonuçları birçok kentte ne yazık ki sindirilememiştir. Bunun somut örnekleri Siirt ve Şırnak’ta yaşanan olaylarda görünmektedir.
Siirt’te 70 yaşındaki Halime kayar polis saldırısı sonucunda beyin kanaması geçirmiş ve gece saat 01.00 sıralarında Batman Dünya hastanesine getirilerek ameliyata alınmıştır. Hayatı tehlikesi devam etmektedir.
Şırnak’ta ise vatandaşların arasına atılan patlayıcı nedeniyle çok sayıda vatandaş yaralanmıştır. Bunlardan durumu ağır olan bir vatandaş yine Batmana getirilmiştir. Kafasına isabet eden mermi veya parça beyninin bir tarafından girmiş ve içinde kalmıştır. Hayatı tehlikesi devam etmektedir.
Buna benzer çok sayıda olay olduğunu belirtmek gerekmektedir. Yapılan gözaltı ve diğer müdahalelerin seçim sonuçları sindirememeden kaynaklandığı ve vatandaşın sevincine tahammül edilemediği şeklinde algılanmıştır.
Bu nedenle seçim sonuçlarının demokratik bir olgu olduğu ve bu sonuçların sinirlenmeden sindirilmesinin herkesin yararına olacağını düşünüyoruz.
Next