AKP’nin dış siyasetteki çizgisi komşularla sıfır problem ilkesine göre gerçekleştirileceği kamuoyuna deklere edilmişti. Bu siyasi yaklaşım “Türkün Türkten başka dostu yoktur” siyaseti ile karşılaştırıldığında oldukça önemli bir konsept değişikliği manasına geliyordu ve Türkiye’deki barış yanlısı insanlar tarafından benimsenen bir politika oldu. Ancak ilerleyen zaman içerisinde görülmektedir ki bu konudaki anlayış çok da tutarlı bir şekilde durmuyor. Komşularla sıfır problem mantığı “Kürt sorunu konusunda sıfır problem” manasına gelecek bir çizgide yürüyor.
Demokrasi, insan Haklarını korunması, ülkelerin temel meselelerinin çözümü, sınır ticaretinin geliştirilmesi gibi konularda istenen düzeye gelinemediği görülüyor. Hele hele son füze savunma sistemi meselesi bu durumun tartışılır bir hale geldiğini bir kez daha gösterdi.
Bu konu ile ilintili olarak Takvim gazetesinde çıkan bir haberi incelemekte fayda görüyoruz. Haberin özeti şu şekilde; “Türkmen tapularını 'kurtaran' Süleymaniye timi, 'çuval baskınına' silahlı yanıt vermedi. Çünkü asıl operasyon başarıyla tamamlanmış, tapuların mikro film ve dijital kaydı çoktan Ankara'ya ulaşmıştı.
Tapu ve nüfus idareleri peşmergeler tarafından yağmalanıyor. Demografik yapıyı değiştirmek için Türkmen ve Araplara ait kayıtlar yakılıp yok ediliyor. Bu sırada Irak birlikleri Kuzey'i terk etmiş, bölge tamamen Amerikan birlikleri ve peşmergelerin hâkimiyetine geçmiş durumda.
Süleymaniye'de konuşlanan Türk özel harekât timi gelişmeleri yakından izliyor.
Türk istihbaratı bölgede etkin.
Meydana gelebilecek olaylar hakkında önceden haber alma kabiliyetine sahip. Türkmenler de Türk askerine yardımcı oluyor, rehberlik yapıyor.
Nitekim, Türkmenlere ait tapu kayıtlarını yok etme hazırlıkları istihbaratçıların başarılı çalışmasıyla önceden öğreniliyor ve Süleymaniye'de görevli özel birlik bu kayıtların tamamını kopyalayarak Türkiye'ye gönderip, güvence altına alıyor.
Ardından Türk-Amerikan ilişkilerini derinden yaralayan "çuval olayı" meydana geliyor.
4 Temmuz 2003 tarihinde. Yani ilk olaydan yaklaşık 2,5 ay sonra. Süleymaniye'deki Türk karargahında görevli bir binbaşı komutasındaki 11 Türk özel harekatçı ve Türkmen mihmandar, Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı'na bağlı askerler ve peşmergelerin baskınına uğruyor. Baskın sırasında Türk askerleri gelenleri önceden görüyor. Ancak Amerikalılar daha önce de o binaya birkaç kez "kahve içmeye" geldiği için bunun bir saldırı olduğuna ihtimal verilmiyor. Ta ki, Amerikan askerleri teslim olmalarını söyleyene kadar.
Süleymaniye'de önemli olan, Türk askerlerinin hem operasyonu başarıyla tamamlaması, hem zayiat vermemesi, hem de iki ülke ilişkilerini içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklememesiydi. Çünkü Amerikan askerlerine karşılık verilmesi durumunda çıkacak çatışmada ölü sayısı yüksek olabilirdi. Nitekim, olay sırasında Genelkurmay Harekat Başkanlığı görevini yürüten Korgeneral Köksal Karabay, emekliye ayrıldıktan sonra çok önemli bir detayı şöyle açıklıyordu: "ABD askerleri Türk timinin bulunduğu sokağa girdiklerinde tim komutanı kapıya çıkıp 'hoş geldiniz' diyor. ABD'liler üzerine çullanıyorlar. Bu sırada herkes ateş etmeye hazır. Ama tim komutanı binbaşı Aydın elini kaldırarak 'ateş etmeyin' diyor.
Olayı soruşturan ABD'li Korgeneral John Slyvester'in 'Neden ateş etmediniz' sorusuna Tim komutanı Binbaşı Aydın E. 'O kadar acemice geliyorlardı ki, ateş etsek en az 60 kişiyi öldürürdük. Biz de ölürdük ama iki ülke arasında kapanmaz bir yara oluşurdu' diyor.
Bunun üzerine General Slyvester'in tim komutanını Aydın'ı alnından öpüyor." Mehmet Çetingüleç - TAKVİM
“Bu olaydan 7 yıl sonra, TAKVİM'in kamuoyuna açıkladığı "Musul ve Kerkük'teki tapu operasyonu" haberi gösteriyor ki, Türkmenlerin bölgedeki gayrimenkulleri güvence altına alınmış, operasyon başarıyla tamamlanmıştır.”
Şimdi elimizi alnımıza koyup bir dakika düşünelim. Bir başka ülkenin timleri Türkiye’nin içine gelip tapu kayıtlarını alıp kendi ülkelerine götürselerdi. Bu olayı nasıl yorumlardık!
Komşularımızla sıfır problem mi diyecektik?
Yoksa savaş nedeni mi sayardık!
Şimdi adama sormazlar mı; Başka bir ülkeni içişlerine karışıp tapu kayıtlarını askeri operasyonla ele geçirme hakkını nereden buluyorsunuz?
Çuval geçirmeye neden razı olunduğunu anladınız mı şimdi?
Özür kabahatten büyük olunca insanın foyası işte böyle ortaya çıkıyor. Çok iyi bir şey yapılmış gibi bir de başarıdan söz edilmesi gerçekten düşündürücü.27.11.2010